“Vatandaşın Evini Kaçak, Devletin İhmâlini Meşru Sayamazsınız!”

“Vatandaşın Evini Kaçak, Devletin İhmâlini Meşru Sayamazsınız!”
Yayınlama: 23.02.2026
A+
A-

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert ve Kapsamlı Açıklama

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, 2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası’ndan başlayarak 2018 İmar Barışı süreci ve sonrasındaki uygulamalara kadar uzanan sürece ilişkin çok sert, kapsamlı ve detaylı bir açıklama yaptı. Hacıoğlu, yaşananların münferit bir uygulama sorunu değil, milyonları ilgilendiren yapısal bir kriz olduğunu vurguladı.


17.000 Köy Bir Gecede Mahalle Oldu, Planlar Yapılmadı

2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile birlikte Türkiye genelinde yaklaşık 17.000 köy mahalle statüsüne geçirildi.

Ancak yasa değişikliğiyle birlikte doğan en temel yükümlülük — iki yıl içinde imar planlarının hazırlanması — birçok yerde yerine getirilmedi.

Sonuç ne oldu?

  • Vatandaş kendi tapulu arazisinde basit bir ev yapamaz hale geldi.

  • Ahır, samanlık, depo gibi tarım ve hayvancılık yapıları için ruhsat alınamaz oldu.

  • Plan olmadığı için ruhsat verilemedi.

  • Ruhsat verilemediği için yapılan yapılar “kaçak” sayıldı.

Hacıoğlu bu tabloyu şöyle özetledi:

“Planı yapmayan idare, bedelini vatandaşa ödetti. Devlet görevini yapmadı; köylü suçlu ilan edildi.”

Bu süreç kırsal üretimi doğrudan etkiledi. Hayvancılık ve küçük ölçekli tarım faaliyetleri geriledi. Genç nüfus köylerden uzaklaştı. Bugün birçok bölgede üretici yaş ortalaması 60’a dayanmış durumda.

Kırsal çözülme hızlandı, üretim düştü, sosyal yapı zayıfladı.


2018 İmar Barışı: Milyonlar Başvurdu, Süreç Sahada Anlatılamadı

2018 yılında çıkarılan imar barışı düzenlemesi kapsamında ülke genelinde milyonlarca vatandaş başvuru yaptı ve yaklaşık 3,5 milyon yapı kayıt belgesi verildi.

Başvuru süreleri uzatıldı.
Ödeme süreleri genişletildi.
Hafta sonları kamu bankaları açık tutuldu.

Devlet vatandaşın bu sürece katılımını fiilen teşvik etti.

Ancak en kritik eksiklik neydi?

Yasanın kapsamı ve uygulama esasları sahada açık, net ve doğru şekilde anlatılmadı.
Uygulama yönetmeliği idarelere yaklaşık iki yıl sonra gönderildi.

Hacıoğlu bu durumu “ciddi bir idari zaaf” olarak nitelendirdi:

“Vatandaş başvuru yaptı, parasını ödedi, belgesini aldı. Ama hangi hakka sahip olduğunu, hangi riskle karşılaşacağını tam olarak bilmeden sisteme dahil edildi.”

Yanlış bilgilendirme, eksik yönlendirme ve geç yayımlanan uygulama esasları nedeniyle binlerce kişi ciddi hak kaybı yaşadı.


2020 Sonrası: Belgeler İptal, Cezalar, Davalar, Yıkımlar

2020 yılından sonra idari yaklaşım değişti.

  • Çeşitli gerekçelerle yapı kayıt belgeleri iptal edilmeye başlandı.

  • Ardından idari para cezaları kesildi.

  • Dava süreçleri açıldı.

  • Yıkım kararları gündeme geldi.

Bugün vatandaş aynı yapı için birden fazla kurumun yaptırımıyla karşı karşıya kalabiliyor.

Belediyeler, bakanlıklar ve diğer ilgili kurumlar tarafından yürütülen işlemler arasında uygulama birliği bulunmaması, vatandaşın hukuki güvenlik duygusunu ciddi biçimde zedeledi.

Hacıoğlu’nun ifadesiyle:

“Devlet önce ‘gel kaydını yap’ dedi, sonra ‘sen kaçaksın’ demeye başladı. Bu kabul edilebilir bir idari tutarlılık değildir.”


Pandemi Dönemi: Kırsala Dönüş Cezayla Karşılaştı

Pandemi sürecinde şehirlerden kırsala dönüş hızlandı. İnsanlar:

  • Kendi arazilerinde yaşam alanı oluşturmak istedi.

  • Mevcut köy evlerini onarmak istedi.

  • Küçük ölçekli üretime yönelmek istedi.

Ancak mahalle statüsüne geçmiş köylerde yapılan bu işlemler imar mevzuatı nedeniyle “kaçak yapı” sayıldı.

Kırsalda üretim yapmak isteyen vatandaş, idari para cezaları ve yıkım tehdidiyle karşılaştı.

Hacıoğlu bu durumu “kırsal kalkınma söylemi ile uygulama arasındaki çelişki” olarak değerlendirdi.


2024 Kararı: Düzenlemenin Eksikleri Tescillendi

Temmuz 2024’te yapı güvenliğine ilişkin sorumluluğu doğrudan malike yükleyen hükmün iptal edilmesi, 2018 düzenlemesinin eksik ve yeniden ele alınması gereken yönleri bulunduğunu açık biçimde ortaya koydu.

Bu karar, mevcut sistemin hukuki altyapısının tartışmalı olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.


10 Milyon Bağımsız Bölüm Çözüm Bekliyor

2018 yılında başvuru yapamayan veya kapsam dışında kalan yaklaşık 6 milyon başvuru potansiyeli olduğu değerlendiriliyor.

Mevcut 3,5 milyon belgeyle birlikte düşünüldüğünde, bugün yaklaşık 10 milyon bağımsız bölümün yeni ve kapsamlı bir yasal düzenleme beklediği ifade ediliyor.

Bu yalnızca bireysel mağduriyet meselesi değil; ülke çapında ekonomik, sosyal ve hukuki bir sorun.


Çözüm Önerisi Net

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin talebi açık:

  • Sağlam ve az katlı mevcut yapılar teknik denetimden geçirilmeli.

  • Güvenli olanlar kayıt altına alınmalı.

  • Riskli yapılar dönüşüm veya güçlendirme kapsamına alınmalı.

Bu yaklaşım:

  • Mülkiyet hakkını koruyacak,

  • Hukuki belirsizliği ortadan kaldıracak,

  • Kayıt dışı yapı stokunu ekonomiye kazandıracak,

  • Vergi kaybını önleyecek,

  • Kamu düzenini güçlendirecek.


“Bu Siyasi Değil, Toplumsal Bir Sorundur”

Genel Başkan İbrahim Hacıoğlu, tüm siyasi partilere çağrıda bulunarak ortak irade ortaya konulması gerektiğini belirtti:

“Bu mesele oy hesabı yapılacak bir başlık değil; milyonların mülkiyet hakkı, barınma hakkı ve ekonomik güvenliği meselesidir.”

Sorunun ertelenmesi değil, kalıcı ve kapsayıcı bir yasal düzenleme ile çözülmesi gerektiğini vurgulayan Hacıoğlu, çağrısını şu sözlerle tamamladı:

“Vatandaşı yıllarca belirsizlikte bırakan bu tablo artık sürdürülemez.
Çözüm Meclis’tedir.
İrade Meclis’te ortaya konulmalıdır.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.