(BULTÜRK) Genel Başkanı Rafet Ulutürk, Anadolu ve Balkan tarihinin bilinçli biçimde çarpıtıldığını belirterek, üniversite kürsülerinde yıllardır tekrar edilen “Antik Yunan merkezli” tarih anlatısına sert tepki gösterdi. Ulutürk, özellikle Traklar üzerinden yürütülen akademik söylemin bilimsel değil, ideolojik olduğunu vurgulayarak, bunun açık bir tarih gasbı olduğunu ifade etti.
Ulutürk yaptığı açıklamada, Batı hayranlığıyla şekillenmiş sözde akademisyenlerin, Anadolu ve Balkanlar’ın kadim halklarını Helenistik bir çerçeveye sıkıştırarak Türk tarihini sistematik biçimde yok saydığını dile getirdi.
Rafet Ulutürk, Trakların kökenine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Traklar, ne kimliği belirsiz bir topluluk ne de Yunan uygarlığının tali unsuru olarak görülebilir. Traklar, İskit-Saka Türklerinin Avrupa içlerine kadar uzanan en güçlü kollarından biridir. Bugün Trakya dediğimiz coğrafya, adını bu kadim bozkır halkından almıştır.”
Ulutürk, Trakları yalnızca “Yunan’ın komşusu” olarak tanımlayan akademik yaklaşımın, bilinçli bir küçültme ve silme politikası olduğunu söyledi.
Trak krallarına ait tümülüslerin, Orta Asya bozkır geleneğiyle birebir örtüştüğünü vurgulayan Ulutürk, şu ifadeleri kullandı:
“Trakların inşa ettiği devasa mezar yapıları, Yunan’ın mermer sütunlu tapınaklarıyla değil; Altaylardan Orta Asya’ya uzanan kurgan geleneğiyle aynıdır. Bu gerçek bile Trakların bozkır kökenli bir millet olduğunu ispatlamaya yeterlidir.”
Ulutürk, Trak toplumunun yaşam tarzının tipik bir Türk-bozkır medeniyeti karakteri taşıdığını belirterek şunları söyledi:
“Yunanlılar şehir devletlerinde felsefe tartışırken, Traklar at üstünde savaşan, kımız içen, altın ve gümüş işçiliğinde çağının zirvesinde olan bir milletti. Bu özelliklerin tamamı İskit, Hun ve Göktürk çizgisinin aynısıdır.”
Trak sanatındaki hayvan üslubu, savaş taktikleri ve giyim kuşamın, doğrudan Türk kültürünün izlerini taşıdığına dikkat çekildi.
BULTÜRK Genel Başkanı, Antik Yunan kaynaklarının dahi Trakların büyüklüğünü kabul ettiğini hatırlattı:
“Herodot açıkça Trakların, Hintlilerden sonra dünyanın en kalabalık milleti olduğunu yazar. Bu kadar büyük bir halkı, bir avuç Helen’in tarihine yamamaya çalışmak bilim değil, haysiyetsizliktir.”
Ulutürk, coğrafi adlar üzerinden yapılan etimolojik çarpıtmalara da sert çıktı:
“Safranbolu, İnebolu, Trakya’dan Türkistan’a uzanan ‘Bol’ kökü; bolluk ve bereket anlamıyla Türkçedir. Bunu Yunanca ‘polis’ masallarıyla açıklamaya çalışmak, Türkçenin binlerce yıllık hafızasını inkâr etmektir.”
Açıklamasının sonunda Rafet Ulutürk, Batı merkezli tarih anlatısını sürdüren akademisyenlere sert sözlerle yüklendi:
“Trakları Türk tarihinden koparıp Batı’ya hediye eden profesörler, bilim yapmıyor; ideolojik körlükle hareket ediyor. Siz Yunan masalları anlatmaya devam edin, biz yerin altından çıkan kurganlarla, Türk damgalarıyla gerçeği haykırmaya devam edeceğiz.”
Ulutürk, Trakların Türk dünyasının Balkanlar’daki sarsılmaz kalesi olduğunu vurgulayarak, bu tarihsel mirasın çarpıtılmasına asla izin vermeyeceklerini belirtti.
“Bu kale, masa başı teorilerle ve pespaye yorumlarla teslim edilemez. Türk tarihi, Batı’nın onayına muhtaç değildir.”