Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarımız Zeki Baştürk makalesinde;
Toplumun en duyarlı damarlarından biri, şiddet ve istismara uğrayan kadınlar ve çocuklardır. Sessiz kalmak, bazen korkudan, bazen kaygıdan, bazen de “Benim sorunum değil” düşüncesinden doğar. Oysa sessiz kalmak, şiddeti büyütür ve görünmez kılar.
Son zamanlarda artan kadın cinayetleri, bu sessizliğin nelere yol açabileceğini gözler önüne seriyor. Her yitirilen yaşam, sadece bir aileyi değil, toplumsal vicdanı da derinden yaralıyor. Kadınlar, evlerinde, sokakta, işyerlerinde yaşamlarına kast eden şiddetin gölgesinde yaşamayı sürdürüyor. Sessiz kalmak, bu cinayetlerin sürmesine dolaylı destek anlamına geliyor; farkındalık ve ses yükseltmekse en güçlü dirençtir.
Kadına yönelik şiddet, fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel boyutlarıyla yaşamları parçalayan bir krizdir. Çocuk istismarı ise geleceğimizin en masum parçası olan çocukların yaşam haklarına saldırıdır. Sessizliği kırmak, tanık olduğumuz şiddeti görmek, fark etmek ve sesimizi duyurmaktır. Bu, mağdurları destekler, toplumsal bilinç yaratır ve önleyici mekanizmaların güçlenmesini sağlar.
Unutulmamalıdır ki; susmak, şiddeti onaylamaktır. Söz, eylem ve dayanışmayla sessizliği kırmak, sadece mağdurları korumakla kalmaz; toplumsal vicdanı yeniden inşa eder. Her “Ben fark ettim ve sessiz kalmıyorum” anı, şiddetin büyümesine izin vermeyen bir duvar örer. Sesimizi yükseltmek, hem insanlığımızın hem de toplumsal barışın bir gereğidir.
Sessizliği kırın; çünkü sessiz kalmak, şiddeti büyütür. Kadın cinayetlerinin artışına dur demek, hepimizin görevidir.