Son yıllarda toplum olarak en acı haberleri sık sık duyar olduk. Neredeyse her gün bir kadının, bir çocuğun ya da savunmasız bir insanın şiddete uğradığı ya da hayatını kaybettiği haberleriyle sarsılıyoruz. Bu acı tablo karşısında çoğu zaman soruyoruz: Neden bu kadar acımasız olduk? Neden bir insanın yardım çığlığını duymakta bu kadar geç kalıyoruz?
HABER SEVGİ YILDIZ
Oysa bazen yardım çağrısı yüksek bir sesle değil, sessiz bir el hareketiyle yapılır.
Dünya genelinde yaygınlaşan ve ilk olarak Canadian Women’s Foundation tarafından tanıtılan “sessiz yardım işareti”, tehlike altında olan kişilerin konuşmadan yardım isteyebilmesi için geliştirildi. Özellikle aile içi şiddet mağdurları için hayati bir iletişim yolu haline gelen bu basit hareket, aslında bir insanın hayatını kurtarabilecek kadar güçlü bir mesaj taşıyor.
İşaret oldukça basit:
Önce elinizi kaldırıyorsunuz, ardından başparmağınızı avucunuzun içine kıvırıyorsunuz ve son olarak diğer parmaklarınızı kapatarak başparmağınızı saklıyorsunuz. Bu küçük hareketin anlamı ise çok büyük: “Tehlikedeyim, yardıma ihtiyacım var.”
Bu işaret; kalabalık bir ortamda, görüntülü konuşma sırasında, sosyal medya paylaşımlarında ya da yanında tehdit oluşturan biri varken sessizce yardım istemenin bir yolu olarak kullanılabiliyor.
Asıl önemli olan ise bu işareti sadece mağdurların değil, toplumun tamamının bilmesi. Çünkü birinin hayatı, bu işareti fark edecek bilinçli bir gözle kurtulabilir.
Bu nedenle bu işaretin;
• Okullarda öğretilmesi
• Üniversitelerde ve eğitim kurumlarında anlatılması
• Sosyal medya ve kamu spotlarıyla yaygınlaştırılması
• Toplumsal farkındalık kampanyalarına dahil edilmesi
artık bir tercih değil, bir sorumluluk olmalıdır.

Bir toplumun vicdanı, en savunmasız bireylerini ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür. Kadınların, çocukların ve şiddete maruz kalan herkesin sessiz çığlığını duyabilmek için bazen sadece bir el hareketini bilmek yeterlidir.
Unutmayalım;
Bazen bir elin sessiz hareketi, bir hayatın yeniden başlaması demektir.