Gazeteci-yazar Serdar Arseven, MilliNizam.com için kaleme aldığı değerlendirmede, dünya kamuoyunda büyük yankı uyandıran Jeffrey Epstein skandalının yalnızca bireysel suçlar ya da magazinel bir ahlâk çöküşü olarak ele alınamayacağını belirterek, dosyanın arkasında uluslararası bir güç ve şantaj mekanizması bulunduğunu ileri sürdü.
Arseven, Epstein dosyasının özellikle “pedofili” başlığına sıkıştırılarak asıl boyutlarının perdelediğini savunarak, söz konusu skandalın küresel siyaset, istihbarat ve güç ilişkileriyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Serdar Arseven değerlendirmesinde, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yıllar önce dile getirdiği küresel güç analizlerine atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:
“Rahmetli Erbakan Hoca, ‘Dünyanın en zengin 300 Yahudisi dünyayı yönetiyor. Birleşmiş Milletler ve alt kuruluşları bunların emrindedir. Mason locaları bu işin ilk basamağıdır. 300’ler Meclisi, Siyonizm’in politik meclisidir’ diyordu. Bugün karşımızda duran tablo, dünyanın Siyonist bir kıskacın içinde olduğunu açıkça göstermektedir.”
Arseven’e göre Epstein dosyası, bazı ülkelerin sahip oldukları doğal kaynaklara, enerji ve maden zenginliklerine rağmen neden küresel güç merkezlerine bağımlı hareket ettiklerini açıklayan bir “suç organizasyonu” niteliği taşıyor.
Yazısında Epstein’ın kişisel yükselişine de dikkat çeken Arseven, onun sıradan bir aileden gelmesine rağmen kısa sürede küresel elitler arasında yer almasının tesadüf olmadığını savundu.
“MOSSAD aparatı Epstein bir figürdür. ABD’de sıradan bir Yahudi ailenin çocuğu, bir anda dünyanın en zengin ve en etkili milyarderleri arasına giriyor. Görevi nettir: Kişileri ve kurumları fonlamak, kirli tuzaklara çekmek, kayıt altına almak ve zamanı geldiğinde kullanmak.”
Arseven, bu yöntemle çok sayıda üst düzey ismin şantaj mekanizmasıyla kontrol altına alındığını ileri sürdü.
Epstein dosyasında adı geçen çevrelerin yalnızca birkaç kişiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Arseven, şu iddiaları dile getirdi:
“Kirli ilişkilerin içine çekilmiş kişiler arasında devlet başkanları, başbakanlar, kraliyet üyeleri, üst düzey askerler, medya patronları, iş dünyasının devleri, sanatçılar, yazarlar, gazeteciler ve sporcular var. Bugün kamuoyuna servis edilenler, buzdağının yalnızca görünen kısmıdır.”
Arseven, Epstein’in çevresindeki isimlere de dikkat çekerek, eski sevgilisi Ghislaine Maxwell üzerinden yürütülen istihbarat bağlantılarına vurgu yaptı. Maxwell’in babası Robert Maxwell hakkında da çarpıcı iddiaları hatırlattı:
“Robert Maxwell, Epstein’i MOSSAD’a angaje eden kişidir. Çekoslovakya’dan Nazi işgali sırasında çıkarılıp kısa sürede bir medya imparatoruna dönüştürülmüştür. Uzun süre kullanılmış ve sonunda Atlantik Okyanusu’ndaki yatından atılarak öldürülmüştür.”
Epstein dosyasında adı geçenler arasında Harvard Hukuk Profesörü Alan Dershowitz’in de bulunduğunu hatırlatan Arseven, bu bilgilerin kamuoyuna kontrollü şekilde servis edildiğini savundu.
“Bize gösterilen kirli resimde daha neler var? Hangi isimler özellikle gizleniyor? Bunlar ilerleyen süreçte daha çok tartışılacak.”
Serdar Arseven, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Rezillikler ortaya saçıldıkça, gizlenenler açığa çıktıkça, Haçlı-Siyonist (Evangelist) ittifakının gerçek yüzü daha net görülecek. Bu yapı, kendi pisliğinin altında kalmaya mahkûmdur. Şüphesiz ki ‘Batıl İttifak’ çökecektir.”
Epstein skandalı etrafında yürütülen tartışmalar sürerken, Arseven’in bu değerlendirmeleri, dosyanın siyasi ve jeopolitik boyutlarının da daha uzun süre kamuoyunun gündeminde kalacağını gösteriyor.