“Bu Bir Geçim Sıkıntısı Değil, Planlı Sosyal Cinayettir!”
2026 yılının daha ilk günlerinde Türkiye, tarihinin en büyük yoksullaştırma operasyonlarından biriyle karşı karşıya. Bursa Kent Konseyi Emekliler Çalışma Grubu Temsilcisi, Emekli ve Emekçiler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Emekli ve Emekçiler Derneği Başkanı Sedat Hastürk, yaptığı sert açıklamada siyasi iktidarı ve TÜİK’i adeta topa tuttu.
Hastürk, “Bu yaşananlar ekonomik bir zorunluluk değil; bilinçli, planlı ve sınıfsal bir tercihtir. Emeklinin boğazına geçirilen ilmeğin adı ‘kemer sıkma’ değil, sosyal cinayettir” ifadelerini kullandı.

Sedat Hastürk açıklamasında, ömrünü fabrikalarda, tarlalarda, atölyelerde, okullarda tüketmiş milyonlarca emeklinin bugün devlet eliyle yoksulluğa mahkûm edildiğini belirterek şu sözlerle yüklendi:
“Biz bu ülkenin değerini ürettik. Şimdi utanmadan bizi ‘bütçeye yük’ ilan ediyorlar. Asıl yük, sarayın israfıdır. Asıl yük, sermayeye akan milyarlardır.”
Hastürk, iktidarın enflasyonla mücadele adı altında halkın alım gücünü yok ettiğini, emeklilerin ise özellikle hedef alındığını vurguladı.
DİSK Araştırma Merkezi verilerine dikkat çeken Hastürk, Ocak 2026’da emeklilere reva görülen artış oranlarının bir “zam” değil, gelir katliamı olduğunu söyledi.
İşçi ve Bağ-Kur emeklilerine yalnızca %12 artış
Memur ve memur emeklilerine toplamda %18,4 artış
Açlık sınırı 30 bin TL’ye dayanmışken, en düşük emekli maaşı 18 bin 900 TL
Hastürk bu tabloyu şu sözlerle özetledi:
“Bu para maaş değil, ölüm harçlığıdır. Açlık sınırının yarısı bile değil. Bu, yaşama değil sürünmeye ayrılmış bir ücrettir.”
“Kök aylık” uygulamasına sert tepki gösteren Hastürk, yaklaşık 4 milyon emeklinin Ocak 2026’da tek kuruş zam alamama riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
“Televizyonlara çıkıp ‘emekliye zam yaptık’ diye bağıracaklar ama emeklinin cebine giren para bir kuruş artmayacak. Bu açıkça kandırmacadır. Bu açıkça hırsızlıktır.”
Açıklamanın en sert bölümü TÜİK’e yönelik oldu. Hastürk, Türkiye İstatistik Kurumu’nu emeklinin sofrasını küçülten bir aparat olarak nitelendirdi:
“TÜİK’in marketi nerede? TÜİK yöneticileri hangi kirayı ödüyor? Biz peynir alamazken, TÜİK pinpon topuyla enflasyon hesaplıyor. Bu veriler bilim değil, yoksulluk makyajıdır.”
TÜİK’in açıkladığı her verinin emeklinin ekmeğini küçülttüğünü belirten Hastürk, bu kurumu ve yöneticilerini tarih ve hukuk önünde hesap vermekle tehdit etti.
Hastürk, iktidarın her zam döneminde kullandığı “Bütçeyi zorluyoruz” söylemini de yerle bir etti:
“Kur Korumalı Mevduat’la zenginlere milyarlar var, müteahhitlere geçiş garantisi var, vergi afları var; ama emekliye gelince kaynak yok! Sorun para değil, tercih meselesidir.”
Devrimci Emekliler Sendikası adına konuşan Hastürk, talepleri şu şekilde sıraladı:
TÜİK verileri değil, gerçek yaşam maliyeti esas alınsın
En düşük emekli maaşı asgari ücretin altına düşmesin, yasal güvenceye alınsın
Kök aylık uygulaması derhal kaldırılsın
Seyyanen zam + oransal artış sistemi getirilsin
İntibak Yasası çıkarılsın
Sağlıkta katkı payları tamamen kaldırılsın
5510 sayılı yasa yeniden düzenlensin
Emekli sendikaları toplu sözleşmede muhatap kabul edilsin

Sedat Hastürk açıklamasını şu sert mesajla bitirdi:
“Kaderimiz saraydan çıkacak sözlere bağlı değildir. Bizi yok sayanları biz de yok sayacağız. Açlığa mahkûm edenlere sandıkta da sokakta da cevap vereceğiz.
Sadaka istemiyoruz, hakkımızı alacağız.
Emekliyiz, haklıyız, kazanacağız!”