SAHNENİN GÖRÜNMEYEN KAHRAMANI: JOSEF BIEDER’İN YILDIZININ PARLADIĞI AN

SAHNENİN GÖRÜNMEYEN KAHRAMANI: JOSEF BIEDER’İN YILDIZININ PARLADIĞI AN
Yayınlama: 08.03.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;

“Josef Bieder’in Yıldızının Parladığı An “adlı oyun, tiyatronun sahne önünde parlayan yıldızlarının arkasında duran görünmez emekçileri sahnenin merkezine taşıyan özel bir metin. Eberhard Streul’un yazdığı, Yücel Erten tarafından Türkçe’ye çevrilen ve Ali İpin’in yönettiği oyun, tiyatro dünyasının perde arkasındaki emeğini sıcak, içten,  zaman zaman hüzünlü bir anlatımla seyirciye sunuyor.

Oyunun merkezinde bir aksesuvarcı var: Josef Bieder. Sahneye alışılmışın dışında bir durumla giriyoruz. Temsil iptal edilmiştir; fakat bundan habersiz birkaç seyirci salonda oturmaktadır. Josef Bieder ise ertesi günkü prova için sahneye gelip aksesuvarlarını hazırlamaya koyulmuştur. Seyirciyi fark ettiği an ise oyunun asıl büyüsü başlar.
Bir anda sahne ile salon arasındaki görünmez duvar ortadan kalkar. Bieder, seyirciyi “idare etmek” için konuşmaya başlar; fakat bu konuşma kısa sürede mesleğinin inceliklerine, tiyatro sanatına duyduğu tutkuya, sahne emekçilerinin görünmeyen dünyasına uzanan içten bir anlatıya dönüşür. Böylece oyun, bir aksesuvarcının gündelik işlerinden çok daha fazlasını anlatan bir tiyatro sohbetine dönüşür.

Tek kişilik oyunun bütün yükünü omuzlayan Murat Karasu, sahnede yalnız olmasına karşın seyirciye asla yalnızlık hissettirmeyen güçlü bir performans sergiliyor. Oyunculuğunda doğal bir akış, içtenlikli bir anlatım ve sahneye egemen  bir ustalık göze çarpıyor. Karasu, Josef Bieder karakterini yalnızca canlandırmıyor; adeta onunla bütünleşiyor. Bazen neşeli bir sahne çalışanı, bazen hayalleri yarım kalmış bir sanat tutkunu, bazen de tiyatronun büyüsüne inanan bir emekçi olarak karşımıza çıkıyor.

Oyunun en çarpıcı yönlerinden biri, tiyatro sanatının yalnızca oyunculardan ibaret olmadığını hatırlatmasıdır. Perde arkasında çalışan dekorcular, ışıkçılar, sahne amirleri ve aksesuvarcılar… Hepsi sahnenin görünmeyen ama vazgeçilmez parçalarıdır. Josef Bieder karakteri, aslında bu görünmeyen emekçilerin ortak sesi gibidir.

Bu nedenle oyun, bir tiyatro hikâyesi olmanın ötesinde, emeğin ve meslek aşkının da hikâyesidir. İnsan yaptığı işi sevdiğinde, sıradan görünen bir meslek bile nasıl bir sanat ve tutku alanına dönüşebilir; oyun bunu etkileyici bir biçimde gösteriyor.

Bu oyunun  ayrıca ayrı bir anlamı var. Çünkü Murat Karasu, 41 yıllık sanat yaşamını bu oyunla noktalayarak emekliliğe ayrıldı. Böyle bakıldığında sahnedeki Josef Bieder ile sanatçının kendi yaşamı arasında duygusal bir paralellik de kuruluyor. Sanki sahnede yalnızca bir karakter değil, tiyatroya adanmış uzun bir emeğin vedası da yaşanıyor
.
Sonuç olarak “Josef Bieder’in Yıldızının Parladığı An”, seyirciyi kahkahalarla güldüren ya da büyük dramatik çatışmalar yaratan bir oyun olmaktan çok; tiyatronun ruhunu, sahne emekçilerinin dünyasını ve sanatın içtenliğini anlatan zarif bir tiyatro anlatısıdır.

Oyunun söylediği en önemli şey şudur: Tiyatroda yıldızlar yalnızca sahnenin önünde parlamaz; bazen kuliste, bazen bir aksesuvar sandığının başında, bazen de sahneyi sessizce hazırlayan bir emekçinin kalbinde parlar.

Izleyenlerin ayakta alkışladığı,  alkislarla uğurladığı Murat Karasu’ya emekli olması  nedeniyle Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu Sezai YILMAZ,  Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Ali DÜŞENKALKAR ve AVP’nin eski yöneticisi ve oyuncusu Feyha CELENK tarafından çiçekler verildi.  Murat KARASU,  çiçeklerle ve alkislarla uğurlandı.

Murat KARASU ‘ya yeni yaşamında sağlık ve mutluluk dileriz.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.