Ramazan Bitti Sanmayın: Asıl İmtihan Şimdi Başlıyor

Ramazan Bitti Sanmayın: Asıl İmtihan Şimdi Başlıyor
Yayınlama: 19.03.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı Ali Yazır yazdı:

Ramazan ayı iyiliği ile sevabıyla manevi zenginlik içinde bitmiş oldu ve bayram geldi.
Ramazan ayının sembollerinden Fitre miktarı hanede her kişi için ihtiyaç sahiplerine verildi. Peygamber zamanında fitre, arpa ile hesaplanmış olup bir insanın bir günde doyabileceği arpa miktardır. Aslında bu en ucuzundan bir ölçü. Bir insan her zaman kendi gücünün ötesinde gücünü zorlayarak yardım yapma niyetinde olmalıdır. O nedenle fitrenin sabit fiyatının üzerinde bir miktarı ihtiyaç sahiplerine vermek önem arz etmektedir. Her zaman kendi ekonomik gücünün üstünde ihtiyaç sahiplerine destek veren kişi cömerttir.
Ramazan ayının ikinci sembolü ise zekat vermektir. Zekat sadece fakirin hakkı yanında ihtiyacı olan herkesin de zekat hakkıdır. Zekâtı veren kişilerde, zekat miktarını parçalara bölmek yerine bir bütün olarak verilme alışkanlığı toplumumuzda maalesef yok ya da çok az. Zekat bütün olarak verilse ve kırkta bir değilde yüzde 10-15 gibi daha üst rakamlarda icra değilse belki de bir ihtiyaç sahibinin hayatı kurtulur daha iyi işe yarar.
Günümüzde dine ait olmak değil de dine sahip çıkmaya çalışan bir anlayışın olduğunu görüyoruz. Eğer din bana sahip çıkıyorsa ben de ona aidiyetime dayanarak Müslüman bir kardeşime sahip çıkmalıyım. Bana sahip çıkan biri var duygusu çok önemli. Toplumda bu anlayış unutulmuşluğu, güvensizliği yok eder. Gülümsemek bile sadakadır anlayışı kesinlikle unutulmamalı. Birbirimizle kucaklaşabilmeliyiz.
Bizim inanç anlayışımıza göre kaba konuşamazsın, karşındakini yok sayamazsın, karşımızdaki kişinin neye kırıldığını düşünmekle mükellefsin, insan olarak ona değer vermek zorundayız. Aslında çevremizde “Şuna ihtiyacım var” diyecek bir kişi dahi olmamalıdır. O istemeden çevresi onun elinden tutabilmelidir.

Günümüzde çevremize baktığımızda şeklen insanımızın büyük çoğunluğu Müslüman. Kadın-erkek giyimleri, namaz, oruç, hac, umre, sadaka, zekât gibi ibadetleri ve isimleriyle Müslüman olduklarını ilan ediyorlar. Namaz ve oruç ibadetlerini süsleyerek yapanlar hiç de az değil. Cüneyt el-Bağdadi “Zahirini (dış görünüş) süslemeye çalışanların bâtını (iç dünyası) haraptır.” Demiştir.
İç güzellik, dış görünüşe muhalif olmaz, olmamalı. Dış görünüşü güzel olanın, iç dünyası da güzel olmalıdır.                İbadetlerin birinci gayesi, gönül zenginliğimizi artırarak; yanlışlardan uzak kalmamızı sağlamaktır. Müslüman bulunduğu toplumlarda sürekli yaptığı ibadetlerden söz ediyor, yapmayanları kınıyorsa; kibir çukuruna düşmüştür. İbadet ettiği için kendini üstün görme, gurur, kibirle bezenmiş olur. Peygamberimiz, Zerre kadar kibirin cennete gitmeye engel olduğunu söylüyor. Yine Allah, kendini beğenen ve çokça öğünüp duran kimseleri kesinlikle sevmez. (Nisa/36) Buyurmaktadır.
Allah’ı her an anmak, hatırlamak, her an onunla olmak her şeyden önemlidir. Çünkü Allah yaptıklarınızı bilir.
Müslümanlar, söyleyemediği, açıklayamadığı bir iç huzursuzluk yaşamalarının nedeni yaptıkları ibadetin niçin yapıldığının idrakindeki durumdur. İbadetin yönünü toplumun dertlerine çevirmek, çözüme ortak olmak, ibadetin özüne inmek demektir. Neticede iç huzur oluşuyorsa, Kalp Allah’a yaklaşmış, benlik, kibir ortadan kalkmış demektir. Bu huzur, toplumun da huzurlu olmasına vesile olacaktır.
Allah’a yaklaştırmayan, gönül zenginliğimizi artırmayan hiçbir ibadetin faydası yoktur. Boşuna vakit geçirme, zaman kaybı, maddi kayıptır. Gösteriştir, riyadır. Hem kendini hem de çevresini kandırmadır. Allah, bu tür ibadet yapanlara; Maun suresinde Yazıklar olsun, riyakâr demektedir.
Kendini bulduğun yer kendini unuttuğumuz yerdir meşguliyetimizdir.
Bayramımız barış huzur mutluluklara vesile olsun .

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.