OKULUN DEĞİL İNSANLIĞIN ÜZERİNE DÜŞEN BOMBA

OKULUN DEĞİL İNSANLIĞIN ÜZERİNE DÜŞEN BOMBA
Yayınlama: 01.03.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;

Savaşın en karanlık yüzü cephede değil; bir okulun bahçesinde, bir sınıfın penceresinde, bir çocuğun yarım kalmış defterinde görünür. Çünkü savaş, en çok da kendini savunamayacak olanların yaşamına çarpar.

Çıkarları uğruna dünyanın her yerinde savaş çıkarmaktan kaçınmayan, bir güç. Emperyalist anlayışını her köşede kullanan bir ABD. Onunla aynı anlayışta olan, tarihten ders çıkarmamış ,her sorunu kan dökerek çözmek isteyen bir ortak. Bu iki ortak, Ortadoğuyu kan gölüne çevirdi. Irak, Suriye, Gazze’den sonra gözünü İran’a dikti. Atılan bir bomba bir okulun üzerine düştü. Bir anda 85 can ,85 yaşam söndü.

Bir okul düşünelim… Duvarlarında çocukların resimleri, sıralarında yarım bırakılmış kalemler, tahtasında silinmemiş bir tarih. O sırada gökyüzünden gelen bir bomba, yalnızca binayı değil; 85 ayrı yaşamı  85 ayrı canı, 85 ayrı geleceği de yerle bir eder. O an, zaman durur. Geriye sadece duman, çığlık ve tanımsız bir acı, tanımsız yas kalır.

Tarih bize gösteriyor ki savaşların gerçek bedelini generaller değil, çocuklar öder. Büyük güçlerin çıkar hesapları, haritalar üzerinde çizilen sınırlar, enerji yolları, silah anlaşmaları… Bütün bu soğuk kavramlar, bir çocuğun sıcak kanıyla yazıldığında insanlık bir kez daha sınıfta kalır.
İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki siyasi ve askeri ilişkiler yıllardır dünya kamuoyunun gündeminde. Silah ticareti, stratejik ittifaklar ve bölgesel güç dengeleri üzerine kurulu bu ilişkiler, çoğu zaman sivillerin yaşadığı acılar üzerinden tartışılıyor. Ancak hangi devlet, hangi gerekçeyle hareket ederse etsin; bir okulun bombalanması hiçbir politik argümanla meşrulaştırılamaz.

Savaş, devletlerin dili olabilir; ama çocukların dili değildir. Çocukların dili oyun, umut ve gelecek düşleridir. Bir ülkenin güvenliği ya da başka bir ülkenin çıkarı adına bir çocuğun yaşam hakkının elinden alınması, insanlık adına en büyük iflastır.

Bir bombanın düştüğü yerde yalnızca bedenler değil, insanlığın ortak vicdanı da yaralanır. O enkazın altında sadece taş ve beton yoktur; öğretmen olma hayali, doktor olma umudu, annesinin elini tutarak eve dönme isteği vardır.
Savaşın vahşeti karşısında taraf olmak kolaydır; zor olan, insan kalabilmektir. Öfke büyütmek kolaydır; zor olan barışı savunmaktır. Çünkü barış, yalnızca silahların susması değildir. Barış, çocukların korkmadan okula gidebildiği bir sabah demektir.

Bugün bir okulun üzerine düşen bomba, aslında insanlığın üzerine düşmüştür. Eğer dünya bu görüntüler karşısında susarsa, yarın başka bir coğrafyada başka bir okul hedef olacaktır.

Gerçek uygarlık, teknolojiyle, askeri güçle ya da ekonomik büyüklükle ölçülmez. Gerçek uygarlık; en zayıfı koruyabilme kapasitesidir. Bir çocuğun yaşam hakkını savunabilen toplumlar uygardır.

Bu yüzden sorun yalnızca bir ülke ya da iki ülke değildir. Sorun , insanlığın hangi tarafta duracağıdır. Çocukların mı, bombaların mı?

Ve belki de sorulması gereken tek soru şudur: Bir okulun üzerine düşen bomba, kimin zaferidir?

Burada bir zaferden söz edilemez. Suçsuz, günahsız, masum çocukları öldüren bir savaştan üstün çıkan taraf olmaz. Ancak insanlığın, gelecek düşlerin, barışın yenilgisi olur ancak.

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ” Yurtta barış, dünyada barış” anlayışı, tüm ülkelerin ve insanlığın ortak düşüncesi ve ilkesi olmalıdır.

Zeki BAŞTÜRK

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.