Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD), okullarda uygulanması planlanan Ramazan ayı etkinlikleriyle ilgili çok sert bir açıklama yaparak eğitim politikaları üzerinden yürütülen uygulamalara tepki gösterdi. Dernek adına konuşan Genel Başkan Tülin Oygür, milli ve manevi değerler adı altında eğitim sisteminin dinselleştirildiğini savundu.
Açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın uzun süredir izlediği politikaların eleştirildiği belirtilerek, milli ve manevi değerlerin dinle eşitlenmesinin yanlış bir yaklaşım olduğu ifade edildi.
Yıllardır çeşitli tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller, dini içeriklerle yürütülen ÇEDES Projesi ve Ramazan etkinliklerinin aynı çizgide olduğu öne sürüldü.
CKD’ye göre manevi değerlerin; paylaşma, dayanışma, vicdan, üretkenlik ve doğaya saygı gibi evrensel ilkelerden oluştuğu, milli değerlerin ise tarih, bağımsızlık mücadelesi, cumhuriyet ve ortak toplumsal hafıza olduğu vurgulandı.
Açıklamada, çocuk ve gençlerin karşı karşıya olduğu sosyal sorunlara dikkat çekilerek, eğitim politikalarının bu alanlara çözüm üretmek yerine dini içeriklere ağırlık verdiği iddia edildi.
Uyuşturucu, şiddet, dijital bağımlılık ve çeteleşme gibi sorunların büyüdüğü bir ortamda eğitim politikalarının önceliğinin farklı olması gerektiği savunuldu.
CKD, Ramazan ayı etkinlik kılavuzunda yer alan bazı uygulamaların pedagojik açıdan tartışmalı olduğunu belirtti.
Çocuklardan günlük tutmalarının, yemek tarifi hazırlamalarının, gazete çıkarmalarının veya iftar sırasında fotoğraf getirmelerinin istenmesinin Ramazan’ın özünü öğretmekle doğrudan ilişkili olmadığı ifade edildi.
Bu tür uygulamaların din üzerinden ödüllendirme ve sembolik ayrım yaratma riski taşıdığı savunuldu.
Açıklamada dikkat çekici bir eleştiri de Ramazan dönemindeki tüketim alışkanlıkları üzerinden geldi.
Gösterişli iftar sofralarının ve artan et ile şarküteri tüketiminin Ramazan’ın paylaşma ve yoksulları anlama anlamıyla çeliştiği belirtilerek, bu konuların eğitim içeriklerinde yer alıp almadığı soruldu.
CKD, programın özellikle farklı inançlara sahip ya da evinde oruç tutulmayan öğrencileri dışlayabileceğini savundu.
Bu durumun öğrenciler, öğretmenler ve veliler arasında ayrışmaya yol açabileceği, gönüllülük esasının dahi pratikte baskı oluşturabileceği ifade edildi.
Etkinliklere katılmak istemeyen öğretmenlerin idari baskıyla karşılaşabileceği ve öğrenciler arasında etiketleme riskinin doğabileceği uyarısı yapıldı.
Açıklamada, eğitim kurumlarının kamusal alan olduğu hatırlatılarak, hiçbir otoritenin eğitim sistemini dinselleştirme hakkı olmadığı belirtildi.
Anayasa ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na atıf yapılarak laik ve bilimsel eğitim vurgusu yapıldı.
Cumhuriyet Kadınları Derneği açıklamasının sonunda Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunarak:
Bilimsel ve laik eğitimden uzaklaşılmaması
Karma eğitimin hedef alınmaması
Din temelli projelerin okullara dayatılmaması
gerektiğini belirtti.
Toplumun birlik ve bütünlüğe ihtiyaç duyduğu bir dönemde ayrıştırıcı politikaların tehlikeli olduğu vurgulandı.
CKD’nin açıklaması, eğitim politikaları ve laiklik tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, Ramazan etkinlikleriyle ilgili uygulamaların önümüzdeki süreçte kamuoyunda ve eğitim çevrelerinde daha geniş bir tartışma yaratması bekleniyor.