Bursa Vatan Medya Gurubu köşe gezgin yazarı Yücel Akyurekli makalesinde; Bir milletin gerçek gücü, sadece kazandığı zaferlerde değil; o zaferler uğruna verdiği kayıplarda saklıdır. Bu topraklarda özgürce nefes alabiliyorsak, bunu isimsiz kahramanlara, yani Milli Mücadele şehitlerine borçluyuz. Onlar, tarih kitaplarının satır aralarında kalan isimlerden çok daha fazlasıdır; bir milletin hafızası, vicdanı ve onurudur.
Milli Mücadele yılları, yoklukların ve imkânsızlıkların içinden doğan bir direnişin hikâyesidir. Cepheye gidenlerin çoğu, ne düzenli bir orduya sahipti ne de yeterli donanıma. Ama onların sahip olduğu en büyük güç, vatan sevgisiydi. Birçoğu ardında gözü yaşlı analar, yetim çocuklar ve yarım kalmış hayatlar bırakarak cepheye yürüdü. Geri dönmeyi değil, gerektiğinde toprağa karışmayı göze aldılar.
Şehitlik, bu topraklarda sadece bir ölüm değil; anlamlı bir varoluşun en yüce mertebesi olarak görülür. Milli Mücadele şehitleri de bu anlayışın en somut örnekleridir. Onlar, bir bayrağın gökyüzünde özgürce dalgalanabilmesi için kendi hayatlarından vazgeçtiler. Bugün bir ülkenin bağımsızlığından söz edebiliyorsak, bu fedakârlığın eseridir.
Ancak asıl mesele, bu kahramanları sadece anmak değil; onları anlamaktır. Onların hangi şartlar altında, hangi inançla mücadele ettiklerini kavramak, bugünün insanı için önemli bir sorumluluktur. Çünkü geçmişini bilmeyen bir toplum, geleceğini sağlam temeller üzerine inşa edemez.
Günümüzde hayatın akışı içinde çoğu zaman unuttuğumuz bir gerçek var: Sahip olduğumuz her şey, bir bedel karşılığında kazanıldı. Milli Mücadele şehitleri, bize sadece bir vatan bırakmadı; aynı zamanda birlik olmanın, direnmenin ve umudu kaybetmemenin ne demek olduğunu öğretti.
Sonuç olarak, onların hatırası bir anma gününe sığdırılamayacak kadar büyüktür. Her adım attığımız sokakta, her özgür nefeste onların izleri vardır. Ve belki de en büyük vefa, onların bize emanet ettiği bu ülkeye sahip çıkmak, aynı bilinç ve sorumlulukla yaşamaktır.