MEZOPOTAMYA’NIN GELECEĞİ: BAŞAK MI, FISTIK MI?

MEZOPOTAMYA’NIN GELECEĞİ: BAŞAK MI, FISTIK MI?
Yayınlama: 20.03.2026
A+
A-

Araştırmacı yazar Bahattin Akkuş yazdı;
Bir toprak düşünün…
Binlerce yıldır insanlığı doyuran, medeniyetleri ayağa kaldıran, açlığı tarihin karanlık sayfalarına gömen bir toprak…
İşte o toprak, bizim toprağımız. Mezopotamya’nın kalbi. Batman’ın, Beşiri’nin, Gercüş’ün bereketli ovası…
Ama bugün o toprak sessiz bir kararın eşiğinde.
Bir yol ayrımında.
Bir tarafında başak var… diğer tarafında fıstık.
Bu topraklar sadece bir üretim alanı değildir.
Bu topraklar bir hafızadır.
Dedelerimizin alın teridir, annelerimizin tandır kokusudur, çocuklarımızın yarınlarıdır.
Buğday…
Sadece bir ürün değildir.
Bir milletin bağımsızlığıdır.
Mercimek…
Yoksulun tenceresindeki umuttur.


Arpa…
Hayvancılığın, üretimin, yaşamın devamıdır.
Ama bugün, bu kadim döngü yavaş yavaş kırılıyor.
Yerini tek bir ürüne bırakıyor: fıstık.
Evet, fıstık değerlidir.
Evet, kazandırır.
Ama her kazanç, doğru kazanç değildir.
Bugün düz, verimli ovalarımıza dikilen her fıstık ağacı, aslında geleceğe vurulan bir kilittir.
Çünkü o ağaç toprağı özgür bırakmaz.
Onu en az 40-50 yıl boyunca tek bir ürüne mahkûm eder.
Oysa başak özgürdür…
Bugün buğday, yarın mercimek, ertesi yıl başka bir ürün…
Toprak nefes alır, çiftçi karar verir, hayat devam eder.
Ama fıstıkta böyle bir şans yoktur.
Toprak susar…
Çiftçi bekler…
Ve gelecek belirsizleşir.
Bir de şu soruyu sormak gerekiyor:
Herkes aynı ürünü ekerse, kim kazanacak?
Bugün bölgede hızla yayılan fıstık ekimi, yarının en büyük riskini büyütüyor.
10 yıl sonra, 15 yıl sonra…
Aynı anda milyonlarca ağacın ürün verdiğini düşünün.
Pazar bu yükü kaldırabilecek mi?
Fiyatlar ne olacak?
Çiftçi gerçekten kazanacak mı, yoksa umutlarını mı hasat edecek?
Daha da önemlisi…
Kendi ekmeğimizi üretmezsek ne olacak?
Buğday ekmeyip fıstığa yönelirsek, yarın ekmeği dışarıdan almak zorunda kalacağız.
Kendi toprağımızda yetiştiremediğimiz buğdayı, dövizle ithal edeceğiz.
Ve o gün geldiğinde, mesele artık tarım değil…
Mesele güvenlik olacak.
Çünkü bugün dünyada en güçlü silahlardan biri artık gıdadır.
Ve gıdasını üretemeyen hiçbir toplum gerçekten özgür değildir.
Oysa çözüm zor değil…
Sadece doğruyu doğru yerde yapmak gerekiyor.
Ovalar…
Başak için vardır.
Buğday, arpa, mercimek için…
Yamaçlar, kıraç alanlar…
İşte fıstığın gerçek yeri orasıdır.
Toprakla kavga etmeden, onun dilini anlayarak üretmek gerekir.
Çünkü toprak bize ait değildir…
Biz toprağa aitiz.
Bugün atılan her yanlış adım, yarının açlığını büyütür.
Bugün dikilen her yanlış ağaç, yarının ekmeğini azaltır.
Ve unutmayalım…
Bu mesele sadece çiftçinin meselesi değildir.
Bu mesele bir bölgenin kaderidir.
Bu mesele çocuklarımızın sofrasıdır.
Mezopotamya bir kez daha karar verecek:
Paranın peşinden mi gidecek…
Yoksa hayatın kendisini mi koruyacak?
Çünkü bazı seçimler vardır…
Kazanç getirmez, kader belirler.
Ve bu seçim…
İşte tam da onlardan biridir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.