Türkiye’de milyonlarca memur ve memur emeklisinin yıllardır biriken öfkesi artık açık bir başkaldırıya dönüştü. Memur Emeklileri Platformu, yaptığı son derece sert ve çarpıcı açıklamayla, 2002 yılından bu yana memur ve memur emeklilerinin sistematik biçimde hak kayıplarına uğratıldığını, yoksulluğa ve sefalete sürüklendiğini ilan etti. Açıklamada kullanılan ifadeler, yaşananların sıradan bir ekonomik sorun değil, açık bir adaletsizlik ve ayrımcılık politikası olduğunu gözler önüne serdi.
Platform adına yapılan açıklamada, Anayasa’ya, yasalara, verilen sözlere ve hukuka açıkça aykırı düzenlemelerle yaklaşık 20 milyonluk bir kesimin doğrudan etkilendiği vurgulandı. Memur ve memur emeklilerinin, yıllardır bilinçli şekilde görmezden gelindiği, sosyal devlet ilkesinin fiilen askıya alındığı ifade edildi.
Açıklamada, kamuda verimlilik ve istihdamın kilitlenme noktasına geldiği, emeklilik hakkını doldurmuş memurlar için emekliliğin artık bir “hak” değil, bir kabus haline getirildiği sert sözlerle dile getirildi. Emekliliği gelmiş memurların sistemde tutulduğu, genç istihdamın önünün kapatıldığı, buna rağmen emekli olanların ise açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiği belirtildi.
Memur Emeklileri Platformu açıklamasında yalnızca iktidarı değil, muhalefeti, medyayı ve parti sendikalarını da hedef aldı. Yaşanan bunca hukuksuzluk ve adaletsizlik karşısında muhalefetin “üç maymunu oynadığı”, bu kesimin bilinçli olarak yalnız bırakıldığı ifade edildi.
Siyasallaşmış medya ve parti sendikalarının, meseleyi adalet, hukuk ve hak mücadelesi çerçevesinde ele almak yerine, ideolojik ve popülist hesaplarla görmezden geldiği vurgulandı. Açıklamada, memur ve memur emeklilerinin artık hiçbir yapıya güven duymadığı açıkça ortaya kondu.
Açıklamanın en çarpıcı ve en sert bölümü ise siyasi bir kırılma noktası olarak değerlendirilen çağrı oldu. Platform, 2,5 milyon memur emeklisi, 4 milyon aktif memur ve aileleriyle birlikte yaklaşık 20 milyonluk devasa bir toplumsal gücün artık kendi kaderini kendi ellerine alacağını ilan etti.
“Madem memur ve memur emeklisinin hakkı ve hukuku sistematik biçimde yok sayılıyor,
madem bizi bizden başka kimse anlamıyor,
o halde bize düşen kendi göbeğimizi kendimiz kesmektir.”
Bu ifadelerle birlikte Memur Emeklileri Platformu, kendi Cumhurbaşkanı adaylarını belirleyerek, yollarına kendi adaylarıyla devam edeceklerini kamuoyuna duyurdu. Bu çıkış, memur ve emekli kesiminin siyasette bağımsız bir aktör olma iradesini açıkça ortaya koyması açısından tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor.
Açıklama, “Allah muvaffak etsin. Vira Bismillah!” sözleriyle son bulurken, bu ifadeler yalnızca bir temenni değil, kararlı ve geri dönüşü olmayan bir yol ayrımı olarak yorumlandı.
Memur Emeklileri Platformu’nun bu sert çıkışı, yıllardır bastırılan bir toplumsal öfkenin artık açık bir siyasi iradeye dönüştüğünü gösterirken; önümüzdeki süreçte memur ve memur emeklilerinin Türkiye siyasetinde çok daha görünür, çok daha belirleyici bir aktör haline geleceğinin güçlü bir işareti olarak değerlendiriliyor.