Bir köyde traktör sustu mu, yalnızca bir makine durmaz.
Toprak küser, ekmek eksilir, umut ağırlaşır. Borcu nedeniyle traktörüne el konulan köylü, yalnızca bir aracı değil; geçimini, onurunu ve yarınını yitirir. İneği icra yoluyla alınan çiftçi, ahırdan çıkan hayvanla birlikte sesini de kaybeder.
Bu ülkede kırsalın sesi artık çok kısık. Çünkü borç, yalnızca cüzdanı değil; boğazı da sıkıyor.
Tam da böyle bir zamanda; insanlar geçim derdindeyken, çiftçi toprağını terk etmenin eşiğindeyken, iktidardan bir milletvekilinin çıkıp kayak yapmayı önermesi, lüks bir otelin tanıtımını yapması, toplumun belleğinde tek bir deyimi bütün çıplaklığıyla yeniden canlandırıyor:
Koyun can derdinde, kasap et derdinde.
Siyaset, halkın yarasına merhem olmak için vardır. Ancak merhem yerine vitrin süren bir anlayış egemense, bu artık temsil değil; açık bir kopuştur. Köylünün ayağında çamur varken, siyasetin ayağında kayak takımı varsa; burada yalnızca ekonomik değil, derin bir ahlaki uçurum vardır.
Bir ülkede üretici borç nedeniyle traktörünü kaybediyorsa, o ülkede tarım politikası çökmüş demektir. Buna rağmen siyaset hâlâ “tanıtım”, “imaj” ve “gösteri” peşindeyse; sorun yalnızca ekonomi değil, vicdandır.
Kayak pistleri bembeyaz olabilir;
ama köylünün defteri kapkaradır.
Lüks oteller ışıl ışıl parlayabilir;
ama ahırlarda umut sönmektedir.
Halk çözüm bekler. Destek bekler. Anlayış bekler.
Ama karşısına çıkan; toprağı bilmeyen, borcun ağırlığını tanımayan, yoksulluğun soğuğunu hissetmemiş bir siyaset diliyse, insanlar şu soruyu sormakta haklıdır:
“Bizi kim temsil ediyor?”
Bu topraklar, emeğiyle yaşayanların omuzlarında yükselir.
O omuzlar çökerse, vitrin ayakta kalmaz. Kayak pistleri dolu olsa da sofralar boşsa; o kalkınma sadece afişlerde kalır.
Unutulmamalıdır:
Koyun can derdindeyken, kasabın et derdiyle uğraşması; yalnızca adaletsizlik değil, ayıptır.
Ve ayıp, en çok susuldukça büyür.
Zeki Baştürk
Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı