Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Esma Müjgan Çelikkol makalesinde;
Bugün müslüman aleminin Ramazan ayının ilk günü. Kuran-ı Kerim’de; işledikleri suçlardan, günahlardan, yaptıkları kötülüklerden pişman olanların tövbe istiğfar ( af ve bağışlanma) diledikleri ay olarak Ramazan ayı tariflenmektedir.
Bir istisna KUL HAKKIDIR. KUL HAKKI tövbe ile namazla, oruçla af edilecek, bağışlanacak bir günah değildir.
Halk arasında bir tabir vardır.
“Vur ensesine al ağzındaki lokmayı!” Kimler için söylediğini biliyorsunuz. Uysal, iyi huylu, çaresiz boyun eğen, yani itaat eden, biat edenler için söylenir bu sözler.
Bu memleketi idare etmek için yıllar önce ortaya çıkan iktidar kötü niyetliymiş, ne yaparsak zenginleşiriz diye düşünüp bir formül bulmuşlar. “Bütçe kalemleri arasında öyle bir transfer yapalım ki paranın akışı yön değiştirsin, yani fakirden alıp zengine verelim, fakir daha fakir, zengin daha zengin olsun” demişler ve kolları sıvayıp formülü uygulamışlar.
Çok sayın yöneticilermiz 24-25 yıl önce oturup düşünmüşler:
– Bütçede hangi kesimin gelirini azaltırsak, gelirinin azaldığını farketmezler?
– Fark etseler bile ses çıkaracak halleri olmaz?
-Bir araya gelip birliktelik oluşturamayan, isyan gücünü kaybetmiş, toplumun en sessiz kesimi,
Kim sizce? Cevap çok açık, çalışma yaşamını bitiren, yaşça ilerlediği için enerjisi düşük olan, yapılan değisiklikleri takip dahi edemeyen , Vur ensesine al ağzındaki lokmayı!
Tabiki EMEKLİLER!
Ayrıca iktidarın düşüncesi şöyle: “Emekliler çalışmadan para alıyor, ne gerek var çok para verilmesine, fazla yaşamasalar iyi olur, az maaş ödemiş oluruz.”
Utanmadan “emekliler uzun yaşıyor!” demediler mı?
Böylece Emekliyi fakirleştirme programı hayata geçirilmiş oldu.
Oysa, emekliler çalışmadan aldıkları sanılan o parayı çalışırken prim olarak ödediler.
Bu yönetimdekiler , emeklilerin gelirini azaltarak, hatta çalarak onları bilerek isteyerek fakirleştirerek çok büyük GÜNAH işlemişlerdir.
O halde Ramazan ayı boyunca (tövbe ) af ve bağışlanma dileyecek olanlar yönetimdekilerdir.
Tövbelerinin kabulü için gece-gündüz namaz kılsalar yetmez, helâlleşme gereklidir.
Siz emekli kardeşlerim hakkınızı bu yönetimdekilere helâl ediyormusunuz?
helâl ediyormusunuz? helâl ediyormusunuz?
Ben bir emekli olarak hakkımı helâl etmiyorum. Af etmiyorum. Böyle yönetim istemiyorum. Nokta!.
2002 yılından beri her yıl enflasyonu düşük göstererek, emeklinin aleyhine çıkardıkları yasalarla daha az maaş almasını sağlayarak, düşük aylık bağlama oranları belirleyerek, ülkenin kalkınmasından sağlanan refah payını vermeyerek, çalışma yaşamından kaynaklanan emekli gelir farkları yelpazesini yok ederek, eğitimi, çalışma farkını, kalifiye eleman emeklerini göz ardı ederek, hiçbir özelliğe saygısı olmadığını ortaya koyarak, emekliyi tek bir potada eriterek, tek bir standarda sığdırmak istemesiyle, en düşükten en yüksek gelir farkı yelpazesini daraltarak, bütün emeklileri en düşük emekli maaşına mahkum ederek, arada bir de çalışana verip, emekliye vermeyerek, vb gibi kötücül uygulamalarla EMEKLİNİN PARASINI ÇALDILAR, HAKKINI YEDİLER.
Yıllarca alması gereken parayı alamayan emekli fakirleşti, evine peynir, et, süt yumurta götüremez hale geldi. Sonuç olarak emekli bilinçli bir şekilde yoksulluğun pençesinde ölümle mücadele eder hale getirildi. 17 milyon emeklinin sefaletinden sorumlu olan, kul hakkı yiyen bu yönetim günahların en büyüğünü işlemiştir.
11 ay günah işleyip, bir ay sadaka Ramazan kolisi dağıtarak SIRAT KÖPRÜSÜNDEN GEÇEMEZSİNİZ!
KUL HAKKI YEDİNİZ!
TÖVBEYLE OLMAZ!
HELÂLLEŞMEK GEREKLİ!
25 Yıldır vermeye vermeye milyarlara ulaşan maddi alacaklarımızı gecikme faizi ve cezası ile birlikte TAZMİNAT olarak istiyoruz! Ramazanda olursa iyi olur. Belki o zaman yıllardır refah huzur kaybımızı gözardı eder manevi tazminattan vazgeçeriz! HELÂLLEŞEBİLİRİZ!
ESMA MÜJGAN ÇELİKKOL/19.02.2026