GEZMELİ Mİ GEZMEMELİ Mİ?

GEZMELİ Mİ GEZMEMELİ Mİ?
Yayınlama: 28.03.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde; İlk atamam Gümüşhane’ye yapıldı. Orada dört yıl görev yaparken yolu uzatıp, Erzurum’da iki gün kalıp gezmiştim. Bir arkadaş, “Gaziantep Güneydoğu’nun Paris’idir. Git orayı gez, nefis yemeklerinden ye.” demişti. İnsan etkileniyor tabi etkilendim. Yaz tatili başlayınca bindim otobüse vardım Gaziantep’e. Arabam olmayınca dolmuşlarla, belediye otobüsleriyle Gaziantep’te üç gün kalıp gezmiş, nefis yemeklerinden tadıp öyle memlekete gitmiştim.
O yıllarda öğretmenlere rotasyon uygulanıyordu. Dört yılın ardından; “beşinci bölge olan Gümüşhane’de çok mahrumiyet çektin. Atamanı dördüncü bölge illerinden Erzurum’a yapalım” dediler ikinci görev yerim Erzurum’un mahrum bir köyü olmasın mı?
Erzurum’un ardında atmam ikinci bölge illerinden Gaziantep’e çıkmasın mı? O iki kenti gezip görmek için boşuna bir sürü para ve emek harcamıştım. Baktım ben nereyi gezersem atamam oraya yapılıyor batıda olan illeri gezmeye gittim; diğerlerini gezip boşa para harcamadım.
1983/84 eğitim yılında Erzurum’da çalışırken Erzurum’a alış veriş yapmaya, gezmeye çok gittim. Zaten küçük bir kentti tarihi ve turistik yerlerini bol bol gezmiş, her yerini öğrenmiştim.
Geçenlerde Erzurum’a gidip kent merkezinde gezeyim, dedim. Kırk iki yıl önceden aklımda hiçbir bilgi kırıntısı kalmamıştı. O yıllarda gezeyim diye verdiğim yol, konaklama gibi masrafların boşuna olduğunu anladım. Kırk yıl sonra bu gezimden de hiçbir bilgi kırıntısı kalmayacağını bile bile gezdim.
Bu durum çocuklar için de geçerlidir; çocuğum gezsin görsün diye bir yerlere götürüp gezdirmeyin boşa masraf etmeyin; benim gibi unutacak masraflar boşa gidecektir. Çocuk yıllar sonra o yere gitse hiçbir şey anımsamayacaktır.
Erzurum’un merkezinde yer alan bütün tarihi ve turistik yerler yaya olarak gezilebilecek durumdaymış. İlk önce Erzurum Atatürk Evi Müzesi’ni gezdim. Erzurum Kongresi sırasında Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının kongre sırasında 52 gün ikamet ettiği konaktır. Günümüzde müze olarak hizmet vermektedir.1924’te Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’ya şehir adına armağan edilmiştir.
Kurtuluşumuzda önemli kararların alındığı müzeyi gezdikten sonra tarihin daha gerilerine doğru gitmek için Yakutiye Medresesine doğru yürüdüm.
Yakutiye Medresesini gezdim önce. Medresenin kapalı geniş avlusu etrafında yer alan ders yapılan odalarına giriş kapılarından iyice aşağı eğilerek geçebildim. O zamanki insanlar bir elli boydaymış demek ki diye düşünüp kendime güldüm. Sonra dersliklere giren ziyaretçilerin aşağı eğilerek saygı göstererek girmeleri için öyle alçak yapılmıştır, diye düşüncemi düzelttim.
Yakutiye Medresesi, İlhanlı hükümdarı Olcaytu zamanında Emir Hoca Cemalettin Yakut tarafından 1310 yılında inşa ettirilmiş. Günümüzde, eski eserlerin sergilendiği, eski medrese eğitimini anlatan resim ve heykellerin olduğu bir müzeymiş.
Medresenin hemen yakınında yer alan Lalapaşa Camisine geçtim. Kıbrıs Fatihi olarak da anılan “Lala” unvanlı, (şehzadeliğinde II. Selim’e lalalık etmiş olmasından dolayı) Lala Mustafa Paşa tarafından Erzurum’da Beylerbeyi olarak görev yaptığı dönemde 1562 yılında yaptırılmış.
Cumhuriyet Caddesinden aşağı doğru yürüyerek Erzurum/Oltu ilçesinde çıkarılan oltu taşından yapılmış tespihlerin sergilenip satıldığı Taş Han’a geçtim. Orayı da dolaşıp çeşit çeşit tespih gördükten sonra yine Yukarı tırmandım. Cumhuriyet Caddesine gelip doğu yönünde yürümeye devam ettim.
Erzurum Kalesi, saat kulesi karşıma çıktı. Kaleyi, Erzurum evlerini, toplanma alanını dolaştım. Kalenin hemen karşısında yer alan Ulu Cami’yi göründüm.
Türkiye’nin en görkemli camilerinden biri olan Bursa Ulu Camisinin her gün önünden geçen biri olarak bu ulu camiyi dolaşmak da ayrıca mutlu etti beni. Bu cami de oldukça büyük ve gösterişli bir camiydi. Ramazan ayında olmamız nedeniyle olsa gerek güney duvarının kenarında dizilmiş çoğu yaşlı insanlar kuran okuyorlardı. Öyle dalmışlardı ki etraftan gelen gidene başlarını kaldırıp bakmıyorlardı.
Ulu caminin arkasında çifte Minareli Medrese vardı. Çifte Minareli Medrese Erzurum’un sembolü haline gelen bir Selçuklu eseridir. Genelde 13’üncü yüzyılın sonlarında yaptırıldığı kabul edilmektedir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı Hanedanları’ndan Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi de denilmektedir.
Medrese iki katlı, dört eyvanlı ve açık avlulu medreseler grubunun en önemli örneğidir. 26×10 metre ölçülerindeki avlusu, dört yönden revaklarla çevrilidir. Avlunun her iki tarafında öğrenci ve öğretmen odaları sıralanmaktadır.
Oradan aşağı doğru yürüdüm. Taş Mağaza diye bilinen mağazaların dizildiği Taş Mağazalar Caddesinde de dolaştıktan sonra Erzurum gezim. Bir saatte Erzurum’un tarihi ve turistik yerlerini gezip bitirdim. Ahmet KOÇAK

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.