Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Sevgi Yıldız’ın kaleminden;
Son yıllarda özellikle gençler arasında suç oranlarının artışı, kamuoyunda ciddi bir tartışma başlığı hâline geldi. Uzmanlar, “Gençler neden suça eğilim gösteriyor?” sorusunun tek bir yanıtı olmadığını vurgularken, ekonomik, sosyal, psikolojik ve yapısal pek çok unsurun birbirini besleyerek bu süreci hızlandırdığına dikkat çekiyor.
Araştırmalar ve saha gözlemleri, gençlerin suça bir anda yönelmediğini; aksine uzun süreli bir ihmal, umutsuzluk ve dışlanmışlık sürecinin bu sonucu doğurduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre yoksulluk, işsizlik ve artan geçim kaygısı gençler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. “Ne yaparsam yapayım bir şey değişmeyecek” düşüncesi, özellikle dezavantajlı bölgelerde yaşayan gençlerde çaresizlik ve öfkeyi derinleştiriyor.
Gelir adaletsizliğinin arttığı toplumlarda suç, bazı gençler tarafından “hayatta kalma yolu” ya da “hak arama yöntemi” olarak algılanabiliyor. Kısa yoldan para kazanma düşüncesi, özellikle ekonomik umutsuzluğun hâkim olduğu ortamlarda suça yönelimi artırıyor.
Aile içi ihmal, aşırı baskı ya da şiddet ortamında büyüyen çocukların sağlıklı sınırlar ve değerler geliştirmekte zorlandığı belirtiliyor. Sevgi, ilgi ve güven eksikliği yaşayan gençlerin bu boşluğu yanlış arkadaş çevrelerinde doldurmaya çalıştığı ifade ediliyor.
Uzmanlar, güçlü rol modellerin yokluğunun, gençleri suça açık hâle getiren en kritik unsurlardan biri olduğunun altını çiziyor.
Eğitim sistemi içinde kendini başarısız, değersiz ya da dışlanmış hisseden gençlerin, okula ve topluma yabancılaştığı belirtiliyor. “Bu sistemde bana yer yok” algısı, kurallara karşı bir başkaldırıya dönüşebiliyor.
Mesleki yönlendirme eksikliği ve yaşam becerilerine yönelik eğitimlerin yetersiz kalması da gençlerin alternatif ve riskli yollara yönelmesine neden oluyor.
Suçun olağan bir davranış gibi algılandığı çevrelerde büyüyen gençler için yasa dışı eylemler sıradanlaşabiliyor. Özellikle ergenlik döneminde güçlü olan “ait olma ihtiyacı”, yanlış arkadaş gruplarıyla birleştiğinde suça yönelimi hızlandırıyor.
Şiddetin ve suçun kimi zaman özendirici ya da cezasız gösterilmesi, gençlerin algı dünyasını olumsuz etkiliyor. “Hızlı para, hızlı güç, hızlı ün” mesajlarının, kimlik arayışı içindeki gençler üzerinde ciddi bir etki yarattığı belirtiliyor.
Travma, öfke kontrol bozuklukları, depresyon ve madde kullanımı gibi psikolojik faktörler de suça eğilimi artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Uzmanlar, suça sürüklenen pek çok gencin “kötü” değil, zamanında destek alamamış bireyler olduğuna dikkat çekiyor.
Adalet sistemine olan güvenin zayıflaması ve suçun cezasız kaldığı yönündeki algı, “nasıl olsa bir şey olmaz” düşüncesini yaygınlaştırıyor. Bu durum, suçu bireysel olmaktan çıkararak toplumsal bir sorun hâline getiriyor.
Genel değerlendirmelere göre gençlerin suça yönelmesi ani bir karar değil; uzun süreli bir birikimin sonucu olarak ortaya çıkıyor:
İlgisizlik + Umutsuzluk + Yanlış çevre + Destek eksikliği
Uzmanlar, çözümün cezalandırmadan çok önlemeye odaklanması gerektiğini vurgulayarak şu başlıklara dikkat çekiyor:
Güçlü aile ve okul desteğinin sağlanması
Gençlere gerçekçi ve ulaşılabilir gelecek yolları sunulması
Spor, sanat, meslek ve sosyal aidiyet alanlarının yaygınlaştırılması
Psikolojik destek ve erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi
Suçla değil, suça iten nedenlerle mücadele edilmesi
Yetkililere çağrıda bulunan uzmanlar, gençliğin kaybedilmesinin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir çöküş anlamına geleceği uyarısında bulunuyor.