Emeklinin Sessiz Çığlığı Değil, Bastırılmış İsyanı

Emeklinin Sessiz Çığlığı Değil, Bastırılmış İsyanı
Yayınlama: 16.01.2026
A+
A-

Sedat Hastürk’ten Tarihe Not Düşen Sert Hesaplaşma

Bugün yapılan açıklama sıradan bir basın metni değil; yıllardır ötelenen, görmezden gelinen ve bilinçli biçimde yoksulluğa mahkûm edilen milyonlarca emeklinin birikmiş öfkesinin yüksek sesle dile getirilişidir.
Sedat Hastürk, bu kez sadece bir yurttaş olarak değil; EMEDFED – Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu Siyasi Partilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Bursa Emekli ve Emekçiler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Bursa Kent Konseyi Emekli ve Emekçiler Çalışma Grubu Temsilcisi sıfatlarıyla konuştu. Konuştu ama aslında haykırdı.

Bu haykırış, yıllardır emekliye “sabret”, “kaynak yok”, “bütçe disiplini” masalları anlatan siyasal akla karşı açık bir meydan okumaydı.

2008 Reformu: Emeklinin Mezartaşı

Hastürk’ün hedefinde net bir tarih var: 2008.
“Reform” denilerek pazarlanan ve alkışlanan Sosyal Güvenlik düzenlemesi, bugün gelinen noktada emeklinin sofrasındaki ekmeği küçülten, tenceresini boş bırakan ve yaşam hakkını gasp eden bir mekanizmaya dönüşmüştür.

Aylık Bağlanma Oranları (ABO) bilinçli olarak düşürülmüş, çalıştıkça maaşı eriyen, prim ödedikçe yoksullaşan akıl dışı bir sistem kurulmuştur. Hastürk’e göre bu, teknik bir hata değil; emeklinin sırtından bütçe dengeleme tercihidir.

“Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde çalıştıkça maaşı düşen bir emeklilik sistemi yoktur. Bu, emekçiye kurulmuş organize bir tuzaktır.”

EMEDFED’in talebi nettir:
ABO derhal %70 seviyesine çıkarılmalıdır.
Bu bir lütuf değil, gasp edilen hakkın iadesidir.

İntibak: Böl, Yönet, Unuttur Politikası

2000 öncesi – 2000 sonrası ayrımı, Sedat Hastürk’e göre sosyal güvenlik tarihinin en büyük adaletsizliklerinden biridir. Aynı süre çalışan, aynı primi ödeyen insanlar bilinçli şekilde farklı maaşlara mahkûm edilmiştir.

İntibak Yasası yıllardır bilerek rafta tutulmakta, emekliler birbirine kırdırılarak mesele unutturulmaya çalışılmaktadır.
Hastürk bu noktada altını kalın çizgilerle çiziyor:

“İntibak bir sadaka değil, anayasal eşitlik borcudur. Biz dilenmiyoruz, hakkımızı istiyoruz.”

Muhalefetin Popülizmi, İktidarın Sessizliği

Açıklamada yalnızca iktidar değil, muhalefet de sert biçimde eleştirildi.
“25 bin lira olsun”, “asgari ücrete endekslensin” gibi söylemler, Hastürk’e göre gerçek enflasyonun %100’leri aştığı bir ülkede bilinçli bir algı oyunudur.

Bu rakamların ne kiraya, ne faturaya, ne de mutfağa yettiği açıktır.
Emekli için sorun bir rakam değil, yaşamdan koparılma politikasıdır.

“Emekliyi seçim malzemesi yapmayı bırakın. Biz vaat değil, gasp edilen haklarımızı istiyoruz.”

600 Vekilin Refahı, 16 Milyon Emeklinin Çöküşü

Hastürk’ün en sert çıkışı ise Meclis’e yöneliktir.
“Kaynak yok” diyen siyasal iradeye şu soruyu soruyor:

  • 600 milletvekilinin,

  • Emekli milletvekillerinin,

  • Çifte maaş alanların,

  • 400–450 bin lirayı bulan toplam gelirlerin

bu ülkeye maliyeti neden konuşulmuyor?

“Kendi maaşına bir gecede zam yapanlar, emeklinin 20 bin lirasını bütçe yükü olarak gösteremez.”

Bu tabloya göre mesele para değil, tercihtir.
Ve tercih, açıkça emeklinin aleyhinedir.

Bu Bir Uyarı Değil, Son İhtar

Sedat Hastürk açıklamasını bir tehdit değil, tarihe düşülen açık bir kayıt olarak tanımlıyor.
EMEDFED ve Bursa Emekli ve Emekçiler Derneği, bu düzen değişene kadar geri adım atmayacaklarını ilan ediyor.

Meydanlar da, siyaset kurumunun ensesi de terk edilmeyecek.
Ve en net mesaj sandığa yönelik:

“Bizi yük görenleri, biz de ilk sandıkta yük olarak tarihin tozlu raflarına göndereceğiz.”

Bu açıklama, emeklinin artık sabır değil hesap sorduğunu gösteriyor.
Ve görünen o ki, bu ses kolay kolay bastırılamayacak.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.