Emanet, İhanet ve Adalet

Emanet, İhanet ve Adalet
Yayınlama: 03.04.2026
A+
A-

Vaktiyle bir sancak beyinin divanında, kendisine pek yakın bir kâtip var idi. Bu kâtip, liyakat ve ehliyet gözetmek yerine, bey ile olan yakınlığını her kapıyı açan bir anahtar bilmiş; devlet kapısını kendi eş dostuna aralamayı adet edinmişti.

HABER ATİLLA BAYAT

Günlerden bir gün, gözü daha da karardı. Bu defa hanımını dahi devlet hizmetine yerleştirmek muradına düştü. Lakin sancak beyi kendi divanında yer bulamayınca, komşu sancağın beyine bir name gönderdi:
“Bu hatun mahirdir, kendisine münasib bir vazife veresiniz.”

Komşu bey, dostunun hatırını kırmadı. Kadını saray hizmetine aldı.

Ne var ki, haram temel üzere kurulan hiçbir bina payidar olmaz. Haksızlık ile açılan o kapı, yalnız devletin nizamını değil, gönüllerin huzurunu da bozdu. Zamanla, o kadın ile ona kapı açan bey arasında gayrimeşru bir yakınlık zuhura geldi. Her ikisi de helallerini unuttu, sadakatlerini bir kenara bıraktı.

Kâtip ise “İkbalimiz arttı” diye sevinirken, çiğnediği kul hakkı bir kılıç misali dönüp kendi yuvasını vurdu. Ocağı söndü, düzeni dağıldı.

Sancak beyi de adaletle hükmetmesi gereken makamını nefsine alet etmenin bedelini ağır ödedi. İtibarı zedelendi, hanesi perişan oldu.

Kıssadan Hisse:

Bu gök kubbe altında, bir mazlumun, bir yetimin yahut henüz doğmamış bir kulun hakkını gasp ederek yükselenler, aslında kendi çukurlarını kazarlar.
Zira zulüm ile abat olanın akıbeti berbat olur.

İnsan bazen “kazandım” dediği yerde, en kıymetlisini kaybeder.
Çünkü kul şaşar… ama ilahi adalet asla şaşmaz.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.