Türkiye’de eğitim sisteminin görünmeyen ama yükünü omuzlayan kesimlerinden biri olan ücretli öğretmenler ve usta öğreticiler, yıllardır biriken sorunlarını artık daha yüksek sesle dile getirmeye hazırlanıyor. Sosyal medyada organize edilen bir hashtag etkinliği ile öğretmenler, Perşembe günü saat 20.30’da ortak bir çağrı yaparak yaşadıkları yapısal sorunlara dikkat çekmeyi hedefliyor. Kampanyanın temel sloganı ise oldukça net: “Haklarımızı istiyoruz.”
Türkiye’de on binlerce eğitim emekçisi, kadrolu bir statüye sahip olmadan, “ücretli öğretmenlik” veya “usta öğreticilik” adı altında çalıştırılıyor. Bu öğretmenler çoğu zaman aynı sınıfa giriyor, aynı müfredatı uyguluyor, aynı sorumlulukları taşıyor; ancak haklar, maaş, iş güvencesi ve sosyal haklar söz konusu olduğunda tamamen farklı bir tabloyla karşılaşıyorlar.
Uzmanlara göre bu durum yalnızca bir istihdam modeli değil; aynı zamanda eğitim sisteminin kronikleşmiş bir yapısal sorunu.
Ücretli öğretmenler çoğu zaman:
Asgari ücretin bile altında kalan gelirlerle çalışıyor
Sigorta primleri eksik yatırılıyor veya sadece çalışılan gün üzerinden hesaplanıyor
Yaz tatilinde gelir tamamen kesiliyor
Kadrolu öğretmenlerle aynı işi yapmalarına rağmen eşit haklara sahip olmuyor
Bu tablo, eğitim emekçilerinin büyük bölümünü sürekli bir ekonomik ve mesleki güvencesizlik içinde bırakıyor.
Eğitim sendikaları ve öğretmen platformları, özellikle şu noktaya dikkat çekiyor:
Bir ücretli öğretmen sabah sınıfa girdiğinde öğrenciler için “öğretmen”, okul yönetimi için “sorumlu personel”, veliler için “eğitimci” konumunda. Ancak söz konusu maaş, sosyal haklar ve mesleki güvence olduğunda aynı kişi sistemin en alt basamağına itiliyor.
Bu durum birçok öğretmenin ifadesiyle “emeğin görünmezleştirilmesi” olarak tanımlanıyor.
Üstelik yalnızca ücretli öğretmenler değil, usta öğreticiler de benzer sorunlarla karşı karşıya. Halk eğitim merkezleri ve çeşitli kurslarda görev yapan bu eğitmenler de:
Düşük saatlik ücretler
Geçici sözleşmeler
Sınırlı sosyal haklar
İş güvencesi eksikliği
gibi sorunlarla mücadele ediyor.
Eğitim uzmanları, ücretli öğretmenliğin başlangıçta “geçici bir çözüm” olarak ortaya çıktığını ancak zaman içinde kalıcı bir istihdam modeline dönüştüğünü belirtiyor.
Bu modelin eleştirilen yönleri arasında:
Nitelikli öğretmenlerin güvencesiz çalışmaya zorlanması
Eğitimde sürekliliğin zedelenmesi
Öğrencilerin sık sık öğretmen değişikliği yaşaması
Eğitim emekçileri arasında derin bir eşitsizlik oluşması
yer alıyor.
Bazı eğitimciler bu durumu “ucuz iş gücüyle eğitim sistemini ayakta tutma yöntemi” olarak nitelendiriyor.
Bu nedenle ücretli öğretmenler ve usta öğreticiler, sosyal medyada organize olarak Perşembe günü saat 20.30’da bir hashtag etkinliği düzenleme çağrısı yaptı.
Amaçları:
Sorunlarını görünür kılmak
Kamuoyunun dikkatini çekmek
Eğitim politikalarında değişim talep etmek
“güvenceli bir gelecek” talebini dile getirmek
Kampanyaya katılan öğretmenler, ek ders ücreti karşılığı çalışan tüm eğitim emekçilerinin bu çağrıya destek vermesini istiyor.
Etkinliğin çağrı metninde ise oldukça sert bir vurgu yapılıyor. Eğitim emekçileri, yıllardır görmezden gelinen sorunlarının artık ertelenmemesi gerektiğini belirterek şu mesajı veriyor:
Eğitim sistemi güvencesiz emek üzerine kurulmamalı
Aynı işi yapan öğretmenler arasında uçurum olmamalı
Öğretmenlik mesleği geçici ve güvencesiz bir iş modeli haline getirilmemeli
Kampanyanın en güçlü mesajı ise şu cümlede özetleniyor:
“Sesimizi birlikte duyuralım, hakkımızı alalım.”
Türkiye’de eğitim sisteminin en kritik aktörlerinden biri olan öğretmenler için bu çağrı, yalnızca bir sosyal medya etkinliği değil. Pek çok ücretli öğretmen için bu kampanya, yıllardır biriken hayal kırıklığının, güvencesizlik duygusunun ve mesleki değersizlik hissinin dışa vurumu olarak görülüyor.
Uzmanlara göre bu tartışma büyümeye devam ederse, mesele yalnızca öğretmenlerin değil, Türkiye’de eğitimin geleceğinin de en önemli başlıklarından biri haline gelebilir.