Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
Nilüfer’de bu akşam, sözcüklerin ve ezgilerin iç içe geçtiği, belleğimizde iz bırakan özel bir buluşmaya dönüştü. Nilüfer Belediyesi Şiir Kütüphanesi’nin düzenlediği “Dizelerin İzinde” etkinliği, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde şiirin düşünceyle, müziğin duyguyla buluştuğu çok katmanlı bir atmosfer yarattı.
Gecenin açılışında Şadi Özdemir’in konuşması, yerel yönetimlerin kültür-sanat alanındaki sorumluluğunu anımsatan bir çerçeve sundu. Ardından Turgay Fişek’in Türk şiirinin tarihsel serüvenine ilişkin yaptığı kapsamlı anlatım, dinleyiciyi yalnızca bir etkinliğe değil, aynı zamanda bir edebiyat yolculuğuna davet etti. Beş Hececiler’den Garip Akımı’na, İkinci Yeni’den toplumcu gerçekçiliğe uzanan bu çizgi, şiirin nasıl değiştiğini değil, nasıl derinleştiğini de gösterdi.
Gecenin odağında ise kuşkusuz Ataol Behramoğlu vardı. Şiirlerinin yazılış süreçleri, dönemsel arka planları ve kişisel tanıklıkları üzerine yapılan söyleşi, şiirin yalnızca bir estetik üretim değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Fişek’in soruları ve Behramoğlu’nun içten yanıtları, izleyiciyle sahne arasındaki mesafeyi ortadan kaldırdı; dinleyiciler de sorularıyla bu diyaloğun bir parçası oldu.
İkinci bölümde Nilüfer Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncularının sahneye taşıdığı şiirler, gecenin duygusal doruk noktalarından birini oluşturdu. “Bir Mavi Çiçek Kalmıştı Sadece”, “İyilerle Kötülerin Savaşı”, “Bebeklerin Ulusu Yok” ve “Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var” gibi şiirler, yalnızca okunmadı; yeniden yorumlanarak yaşatıldı. Her bir dize, sahnede bir duyguya, bir anıya, bir sorgulamaya dönüştü.
Müzikal bölümde ise Haluk ÇETİN, Behramoğlu’nun dizelerini ezgiyle buluşturarak şiirin bir başka kapısını araladı. Şiirin müzikle kurduğu bu ilişki, sözün anlamını çoğaltırken, dinleyicide kalıcı bir etki bıraktı.
“Dizelerin İzinde”, yalnızca bir etkinlik değil; şiirin geçmişten bugüne uzanan yolculuğuna tanıklık eden, düşünceyi ve duyguyu aynı potada eriten bir kültür buluşmasıydı. Bu gece, şiirin hâlâ yaşayan, dönüştüren ve birleştiren bir güç olduğunu bir kez daha anımsattı.
Nilüfer’in kültür sanat yaşamına değer katan bu tür etkinlikler, kentin ruhunu beslemeyi sürdürüyor. Böyle güzelliklerin yaşanmasında, yaşatılmasında emeği geçen herkesi yürekten kutlarım.