DİYANET TOPLUMUN ÇİMENTO HARCIDIR

DİYANET TOPLUMUN ÇİMENTO HARCIDIR
Yayınlama: 06.04.2026
A+
A-

Din eğitimi, Diyanet-Sen görevleri ve daha birçok din üzerine hizmet  yapmış olan bu anlamda yüzlerce kişinin güzel bir şekilde dini eğitim almasında,hafız olmasında  payı olan, şu an İlim Yayma Cemiyeti Şükrü Durmaz Hafızlık Kur’an Kursu’nda yöneticilik yapan toplamda 32 yıldır din eğitimi ve 22 yılda Diyanet’te  sendikal faaliyetlerde bulunan değerli ağabeyimiz, büyüğümüz Mustafa Sarkı Başkanımız ile hayatında yaşadığı belli başlı süreçleri mercek altına aldığımız detaylı bir röportaj gerçekleştirdik.

*** Öncelikle değerli başkanım ,değerli büyüğüm bizleri ,ekibimizi   İlim Yayma Cemiyeti Şükrü Durmaz Hafızlık Kur’an Kursu’nda konuk edip ağırlamış olmanızdan dolayı teşekkür etmek istiyorum.Konu elbette  Mustafa Sarkı olunca akan sular duruyor bizler için,gördüğümüz kadarıyla okuyucularımız içinde aynı şekilde.Biz sizi yakından tanıyoruz ama tanımayanlar için kısaca Mustafa Sarkı kimdir sizi kısaca tanıtarak başlayalım isterseniz başkanım?

32 DİN HİZMETİ-22 YIL DİYANET-SEN  HİZMETİ

—- Böylesine güzel bir fırsat tanınmış olmanız dolayısıyla ben de sizlere teşekkür etmek istiyorum. 1964 Muş doğumluyum. Köken olarak annem babam Trabzon-Çaykara’dan Muş’a göç edenlerden, o yüzden ben Muş’ta doğdum. Lise öğrenciliğim dâhil olmak üzere Muş’ta kaldım. Babam Kur’an-ı Kerim aşığıydı; babamın nezaretinde ilkokula gitmeden önce kendi evimizde hafızlığı bitirdim 5 yaşında. 5 yaşında hafızlığı bitirdikten sonra ilkokula gittim Karaağaçlı Köyü’nde. Köyümüzdeki ilk okuyanlardanım, bizim oralarda  genelde ilkokulu bitirdikten sonra çocuklar tarlada, bahçede çalışmaya başlarlar. Karadenizliler de inşaat işleri ile uğraşırlardı. Çok fakir bir aileydik ama babam çok muhterem bir insandı, Allah rahmet eylesin. 8 çocuklu bir ailenin beşinci evladıyım. Varlıklı bir aile olmadığımızdan İmam Hatip Lisesi’ni yatılı okudum. O dönemdeki öğretmenlerimizin de yönlendirmesiyle… Hatta ben hiç unutmam İmam Hatip Lisesi’nin ortaokul bölümüne giderken ilk defa Sümerbank ayakkabısı giymiştim. Yokluk içerisinde büyüdüğümüz için ayakkabıyı falan pek bilmiyordum,  1970’li yıllarda. Okulu bitirdiğimde rahmetli babam bana bir takım elbise gömlek aldığında öyle sevinmiştim ki ilk defa böyle bir şeye sahip olmuştum. Bu beni çok fazla mutlu etmişti. Sonra Lise 1’e kadar kara lastik ayakkabı giymiştim. Sonrasında biraz daha rahatlayınca ayakkabı olarak kundura giymeye başlamıştım. 1983 yılında Muş İmam Hatip Lisesi’ni okul birincisi olarak tamamladım fakat babam benim İlahiyat’a devam etmemi istiyordu. Ben ise idarecilik yönümden dolayı Kamu Yönetimi vardı o zamanlarda, yeni açılmıştı oraya gitmek istiyordum. 1983 yılında Uludağ Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimini kazandım. Burada ileride kaymakam olurum, idareci olurum halka hizmet ederim mantığı içerisindeydim. Okulumu 1986-87 normal sezonunda bitirerek mezun oldum. Bu arada devlet memuru olmak için işletmecilik sınavlarına, kontrolörlük sınavlarına girdim, TRT prodüktör sınavına bile girmiştim ama ne hikmetse o zamanlar mülakatlarda hep kaybediyordum. Bunun nedenlerini hala kendime sorarım. Gençlik yıllarımda hızlıydım. 

MÜCADELE İLE GEÇEN BİR HAYAT..!!

1985 yılında başörtüsü yasağı ile ilgili açlık grevine başlamıştık. Basında haberlerimiz çıkmıştı. Okul yönetimi o dönem bizi disipline sevk etmişti sonrasında bu ceza mektubunu babama Muş’a göndermişlerdi. Bu olay babam rahmetliyi çok üzmüştü. Biliyorsunuz o dönemler sıkıntılı yıllardı. Asosyal öğrenciler yetiştirilmek isteniyordu o dönemler; tek tip, düz profil öğrenci tipi yetiştirmek için uğraşıyordu, 12 Eylül’ün de görevi amacı buydu zaten. Okul sonrasında iş girişimlerimden olumlu sonuç alamadığımdan ilk olarak Tahtakale’de bir muhasebe bürosu açtım. 2 sene kadar bu işi yaptım Bursa’da. Bu arada bir gazetede ilan gördüm yurtdışında Libya’da muhasebe elemanı ihtiyacıyla ilgili ve 1 yıl Libya’da muhasebe müdürlüğü yaptım. O dönemde Amerikan ambargosu vardı biliyorsunuz ancak kazandığınızın yarısını getirebiliyordunuz; bu yarısıyla Bursa’da kafamızı sokabilecek bir ev yaptık. Evin inşaatı bitince biraderleri, daha sonraki yıllarda annemi, babamı herkesi Bursa’ya getirdik. Libya’dan dönünce ticarete atılayım düşüncesiyle, o zamanlar marketler yoktu bir bakkaliye dükkânı açtık. Bakkalın yanında bir döviz bürosu vardı, burayı işleten bir arkadaş gel buranın idaresini sen yap dedi. Ben de bu manada bakkaliyeyi biraderi bıraktım bu sürede döviz bürosunun yönetimini yaptım ama her zaman babamdaki burukluğu hissediyordum. Çünkü o her zaman “Oğlum ben seni boşuna mı hafız yetiştirdim” diyordu. O dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı’nda bir mülakata girdim. 1994 yılıydı yanlış hatırlamıyorsam, bu seferde mülakatı kazanmış olmama rağmen ülkede yaşanan ekonomik buhrandan dolayı kadro alamadım uzun müddet. Uzun bekleyiş neticesinde, kadro geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Kur’an kursu öğretmenliği olarak. Babam buna çok sevindi, benimle ilgili babamın hayali gerçekleşmiş oldu. Harmancık’ta Merkez Kuran kursunda 6 yıl hem idareci olarak hem de öğretmen olarak eğitim-öğretim hizmeti verdim. Şehir merkezinde sıkıntılar yaşamış olduğumdan çok sakin bir hayat sürdüm sonrasında 6 yıl sonunda gelmek için de çok uğraştım bu arada. Sağ olsun Osmangazi müftüsü bir gün bana artık senin çilen bitti müracaat edebilirsin dedi. Çok sevdiğim saydığım bir hocamızdı kendisi. Geldim hemen yazdım 2000 yılının, zannediyorum Kasım ayında Soğanlı Merkez Kur’an kursuna tayinim çıktı, 15 yıl orada kaldım. Söylemeden geçmek istemiyorum 28 Şubat nedeniyle Kuran-ı Kerim kurslarına giriş yaşı yükseltilmişti. Büyük insanlar gelmeye başladı. Aslında bunun çok faydası da oldu. Yaşlı emekli olan,  Kur’an bilmeyenler gelip Kuran-ı Kerim öğrendi bu yönde çok faydası oldu. Cami cemaati, gençlerle diyalogları, İslamiyet’i öğrenmesi, Hazreti Peygamberin hayatını öğrenmesi vesaire vs. aslında buradan da ortaya bir hayır çıkmış oldu.

İdari Bilimler Fakültesi Kamu yönetimini okudum , 4 sınıfa geçtiğimde 1985 yılında Maliye Bakanlığında memur olarak çalışma hayatına başladım.Sonra da tabii İlahiyat fakültesini de bitirdim.Çocuk yaşlarda daha 5 yaşındayken Hafız olmam nedeniyle, babamın ısrarıyla Özel İsteğiyle onunda kırılmasını  istemedim Kur’an’a hizmetimizi görsün diye 1996 yılının Ocak ayında Harmancık Merkez Kur’an Kursu’na atandık, 6 yıl orada kaldım. Oradan geldim Bursa Merkez Osmangazi  müftülüğüne bağlı Soğanlı Kur’an kursunda 15 yıl kaldım.Oradan İsmail Hakkı Tekkesi hafızlık Kuran kursuna  geçtim,orada da 12 yıl kaldım. 2023’ün Ekim ayında naklimi buraya yaptırdım, Nilüfer müftülüğüne bağlı burası İlim Yayma Cemiyeti Şükrü Durmaz Hafızlık Kur’an kursunda görevimi yönetici olarak devam ettirmekteyim.

***Tabii sadece din eğitimleri değil Diyanet-Sen’de sendikal anlamda da yine birçok çalışmanın içerisinde oldunuz değil mi başkanım Bu konuyla da ilgili sorular gelmiş?

DİYANET-SEN’İ  ÇOCUĞUMUZ GİBİ BÜYÜTTÜK..!!

—- Sendikaya üye olmam da kadim bir dostum vardı onun tavsiyesi üzerine 2002 yılında sendikaya üye oldum. O zaman  Diyanet Sen değil de Din Görsen vardı.Genel başkanımız o zaman rahmetli oldu.Sonra tabi Diyanet-Sen’e geçtik. Ben o zamandan itibaren Sendikada aktif olarak görev aldım. İlk 3 dönem Sendikanın şube sekreteri olarak yaptım yönetimde. Ondan sonraki iki dönemini Sendikanın şube başkan vekili olarak yaptım, daha sonraki iki dönemde Sendikanın şube başkanı olarak yaptım. Yine Diyanet Sen Genel Merkez Disiplin Kurulu Asil üyeliğinde bulundum.Böylelikle 2022’nin Kasım ayına kadar aktif bir şekilde görevimi devam ettirdim.Sendikadan 2022 Kasım ayındaki  kongre neticesinde aday olmadım genç arkadaşlara bıraktım. Ama tabii memur olmam sebebiyle Diyanet Sen’de  üyeliğim devam ediyor.

ÇOK EMEK VERDİK ,SONRA GENÇLER YAPSIN DEDİK.

    Hakikaten çok emek veren bir kişi olarak söylüyorum.Çocuğumuz gibi baktık.Bir, iki, üç, beş kişiyle başlatıp binlerin üzerine çıkarttık ve sonrasında da bıraktık gençler yapsın dedik.Bu şekilde memuriyetimiz devam ediyor bakalım ne kadar devam edecek daha.

*** Yeni daha Ramazan ayını tamamlandı Bayramı yaşadık, sonuçta Din görevlileri camilerimiz insanlarımız için Müslüman kardeşlerimiz için çok müstesna neler söylersiniz bu konuyla ilgili başkanım?

 DİYANET 102 YAŞINDA..!!

— Diyanet, din hizmetinin sunulmasında, dinin anlatılmasında, dinin yaşatılmasında bu toplumun çimento harcıdır.Buna böyle bakmak lazım.Hatta 3 Mart 1924 Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulduğu o günden bugüne çok gelişti.Daha geçenlerde işte 102. yılı kutlandı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulmasından sonra  bu hizmetler düzenli bir şekilde devam ediyor. Hatta Kur’an hizmetleri 4-6 yaş grubu öğrencilerine Diyanet İşleri ağırlık veriyor.Yani inançlı ve imanlı bir nesil yetişmesinde bu çocukların toplumun mayasını oluşturmasında çok önemli özelliği olması lazım ve bize de bu anlamda çok büyük görevler düşüyor.

TOPLUMU AYAKTA TUTAN AİLEDİR ,GELENEKTİR, GÖRENEKTİR, DİNDİR..!!

Kur’an hizmeti verirken çocukları şuurlu ve imanlı bir nesil olarak yetiştirmemiz lazım ama bu anlamda faydalı olacak hayırlı hizmetler olacak nesil yetiştirmemiz lazım.Zaten Reis’in de bu anlamda bize tavsiyeside budur. Toplumu ayakta tutan sadece bu görüntüde olan maddi boyutta olan şeyler değildir.Toplumu  ayakta tutan ailedir, gelenektir, görenektir, inancıdır, dinidir.Bizim Türk Milleti olarak Türk toplumu   olarak oluşturduğumuz böyle hassas geleneklerimizdir kültürümüzdür.(Yarım kalan röportajımıza yarın kaldığımız yerden devam etmek üzere)

 

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.