Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı ve avukat Cüneyt Bülent Şeker, zorunlu aşı düzenlemeleri tartışmasına yönelik çok sert ifadeler içeren kapsamlı bir açıklama yaparak siyasi iktidara ve teklif sahiplerine peş peşe sorular yöneltti.
Şeker, özellikle zorunlu aşı teklifine destek veren siyasetçileri hedef alarak — başta Elif Esen olmak üzere — kamuoyunun cevap beklediği kritik başlıkların görmezden gelindiğini savundu.
Şeker açıklamasında zorunlu aşı tartışmasının yalnızca tıbbi bir konu olarak ele alınamayacağını belirterek, bunun aynı zamanda hukuki, etik ve temel haklar boyutu olan bir mesele olduğunu ifade etti.
Yetki ile sorumluluğun birlikte olması gerektiğini vurgulayan Şeker, olası yan etkiler ve zararlar karşısında sorumluluğun kim tarafından üstlenileceğinin açıkça ortaya konulması gerektiğini söyledi.
“Bir düzenleme yapılacaksa, doğabilecek sonuçların hukuki karşılığı da net olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Şeker, zorunlu uygulamaların ailelerin çocukları üzerindeki tıbbi karar hakkını doğrudan etkilediğini belirterek bunun toplumda ciddi bir endişe oluşturduğunu ifade etti.
Ailelerin çocuklarının sağlığına ilişkin karar verme yetkisinin sınırlandırılmasının geniş bir toplumsal tartışma gerektirdiğini savunan Şeker, bu konunun yalnızca teknik düzenleme olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Açıklamasında küresel ilaç endüstrisinin ekonomik gücüne de değinen Şeker, sağlık politikalarının şeffaflık ve bağımsız bilimsel veriler temelinde yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Kamuoyunun güveninin sağlanması için tüm süreçlerin açık ve denetlenebilir olması gerektiğini ifade eden Şeker, bilimsel verilerin bağımsız şekilde paylaşılmasının önemine dikkat çekti.
Şeker, aşı politikalarına ilişkin araştırmaların kamuoyuna açık şekilde paylaşılması gerektiğini savunarak, toplumun ancak şeffaflık ile ikna edilebileceğini söyledi.
Şeker değerlendirmesinde toplumun devletten öncelikli beklentisinin ekonomik refah, istihdam ve eğitim imkanlarının geliştirilmesi olduğunu belirterek sağlık politikalarının da bu çerçevede güven tesis edecek şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Zorunlu sağlık uygulamalarının yalnızca bürokratik kararlarla değil, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla ele alınması gerektiğini belirten Şeker, kamuoyunda açık bir tartışma yürütülmesi çağrısında bulundu.