“Çifte Sömürüye Son!”

“Çifte Sömürüye Son!”
Yayınlama: 08.03.2026
A+
A-

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde “Kadın ve Çocuk Hakları”na Dair Sert Uyarılar: “Çifte Sömürüye Son!”

 Kurtuluş Partisi Kadın ve Çocuk Komitesi

Bugün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların ve çocukların uğradığı şiddet, istismar ve sömürüye karşı güçlü bir ses yükseltmek için yeniden hatırlatılan bir mücadele günüdür. Kurtuluş Partisi Kadın ve Çocuk Komitesi, bu anlamlı günde yaptığı açıklamada, emperyalist güçlerin, Ortaçağcı gerici iktidarların ve yerli sömürücü yapılarının kadınlar ve çocuklar üzerindeki baskılarının arttığına dikkat çekti.

“Kadınlar, Çocuklar ve Emekçiler Sömürülüyor!”

Metin, kapitalizmin ve emperyalizmin işçi sınıfını, emekçi kadınları ve çocukları nasıl sistematik olarak sömürdüğünü öne çıkaran sert bir eleştiriyi içeriyor. “Emperyalist Parababalarının gözeneğinden akıyor her türlü kötülük” denilen metinde, kadınların ve çocukların karşılaştığı insanlık dışı muameleler ve tacizler, dünya çapında güçlünün egemenliği altında daha da derinleşiyor.

Özellikle, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve diğer Batılı ülkelerde, cinsel istismar, çocuk kaçakçılığı ve kadınların sistematik şiddetle karşı karşıya kalmasının altı çiziliyor. Adı geçen Jeffrey Epstein’in adasındaki istismar belgeleri üzerinden, paranın ve gücün ulaşabileceği sınırları, yolsuzlukların ve sömürünün boyutlarını gözler önüne seriyor.

“Epstein Skandalı ve Türkiye’deki Gizli Yüzler”

Öne çıkan en dikkat çekici iddialardan biri, Türkiye’deki bazı işadamları ve iş insanlarının da Epstein belgelerinde yer aldığının iddia edilmesi. Bu durum, Türkiye’deki bazı güç odaklarının da uluslararası düzeydeki bu karanlık ilişkilerle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor. İhlas Holding CEO’su Mücahit Ören’in adının geçtiği bu skandalda, Türkiye’deki yargının nasıl bu tür suçları örtbas ettiği veya cezalandırmadığı vurgulanıyor.

İşçi Sınıfı, Kadınlar ve Çocuklar Üzerindeki Sömürü

Metin, işçi sınıfının ve emekçi kadınların karşılaştığı zorbalıkları dile getiriyor. 8 Mart’ın tarihsel olarak işçi sınıfının mücadelesiyle başladığına dikkat çekilerek, kapitalist sistemin hala kadınları ve çocukları hem işyerlerinde hem de evde sömürdüğü belirtiliyor. 1910’da Clara Zetkin’in önerisiyle ortaya çıkan 8 Mart’ın, kadınların eşitlik mücadelesinin simgesi haline gelmesi gerektiği vurgulanıyor.

Türkiye’deki Şiddet ve İstismar Olayları

Türkiye’de de benzer şekilde kadınların ve çocukların karşılaştığı şiddet, istismar ve cinsel saldırılar arttı. Kocaeli Dilovası’ndaki bir fabrikada 3 çocuk yaşta işçi de dahil olmak üzere 6 kadın ve 1 erkek işçinin yanarak hayatını kaybetmesi, çalışma koşullarının vahşetini ortaya koyuyor. Ayrıca, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) raporlarında son 13 yılda en az 836 çocuğun iş cinayetlerine kurban gittiği ifade ediliyor.

Kadınlar, Çocuklar ve Gerici Yapılar

Türkiye’deki Ortaçağcı gerici yapılar da bu saldırıların bir parçası. Ensar Vakfı’ndan Adnan Hoca’nın stüdyo evlerine kadar yayılan bir ağda, çocuklara yönelik cinsel istismarların ve kadınların ezilmesinin önü açılıyor. Bu tür vakıfların ve tarikatların çoğalması, özellikle AKP iktidarı döneminde yapılan hukuki düzenlemelerle daha da güç kazandı. Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi için yapılan yasal değişiklikler, ne yazık ki gerici yapıları ve erkek egemen düzeni pekiştirdi.

“Kadın Sorunu ve Demokratik Halk İktidarı”

Kadınların kurtuluşunun işçi sınıfının kurtuluşuyla iç içe olduğunu vurgulayan metin, toplumsal mücadeleye dair güçlü bir çağrı yapıyor. “Kadınların kurtuluşu işçi sınıfının kurtuluşundan bağımsız değildir” diyerek, feminizmin yanlış yönlendirilmiş bir hareket olarak tanımlandığı belirtiliyor. Kadınlar, bu sömürüye karşı yalnızca erkeklere karşı değil, tüm sömürücü sınıflara karşı mücadelesini yükseltmelidir.

Laiklik ve Kadın Hakları

Laikliğin, kadın haklarıyla olan sıkı ilişkisi de metnin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Laiklikten uzaklaşmanın, kadınların ve çocukların özgürlüklerini tehlikeye atacağını ifade eden yazı, kadının köleleştirilmesine yol açacak Ortaçağcı gerici yapıları güçlendiren her adımın, toplumun geri kalanını da tutsak edeceğine dikkat çekiyor.

“Bilinçlenelim, Örgütlenelim, Bu Gidişe Son Verelim!”

Son olarak, kadınların bilinçlenmesi, örgütlenmesi ve bu karanlık düzene son vermesi gerektiği vurgulanıyor. Kurtuluş Partisi Kadın ve Çocuk Komitesi, tüm kadınları bu amaca hizmet etmeye çağırıyor. Kadınların mücadelesinin yalnızca belirli bir grubun değil, tüm emekçi sınıfının mücadelesiyle birleşmesi gerektiğini belirterek, bu düzene karşı gerçek bir halk iktidarı için çağrıda bulunuyor.


Sonuç

Bu metin, emekçi kadınların ve çocukların karşılaştığı sömürü, şiddet ve istismara karşı güçlü bir ses olarak yükseliyor. Kapitalizmin, gerici yapılar ve erkek egemen sistemlerin yarattığı bu karanlık tablonun değişmesi gerektiği çağrısı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bir kez daha gündeme taşındı. Kadınların, çocukların ve tüm emekçilerin hakları için mücadele edilmesi gerektiği mesajı, toplumsal adaletin sağlanması için önem taşıyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.