CHP’yi Eleştirmenin Dayanılmaz Hafifliği

CHP’yi Eleştirmenin Dayanılmaz Hafifliği
Yayınlama: 11.03.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı: Ahmet Koçak

CHP’yi eleştirmenin dayanılmaz hafifliğine ben de kapıldım. Onları eleştirmek kolaydır; çünkü hoşgörü ile karşılar, eleştirilerden ders çıkarırlar. En azından ben böyle olduğuna inanmak istiyorum.

Vatandaş olarak ödediğimiz vergilerin nasıl harcandığını sorgulamak, gördüğümüz yanlışları ve savurganlıkları eleştirmek en doğal hakkımızdır. Belki okuyanlar da “Burada bir yanlış var” diyerek kendilerini gözden geçirirler diye düşünerek klavyenin başına geçtim.

Seçtiğimiz yöneticileri korkmadan eleştirebilmek ve denetleyebilmek, demokratik bir toplumda yaşadığımızın en önemli göstergelerinden biridir. Eğer eleştirmekten korkuyorsak, o zaman ortada demokrasi değil, otoriter bir yönetim vardır. Bu düşünceyle kendimi sağlama aldıktan sonra eleştirime geçebilirim.

Son yıllarda CHP’li belediyelerden telefonuma ardı ardına kandil, iftar, sahur ve teravih mesajları geliyor. Laikliği savunan bir partinin bu tür dini etkinlikleri siyasi iletişimin merkezine koyması beni düşündürüyor.

CHP, ülkeyi kurtaran ve kuran kadroların oluşturduğu tarihi bir partidir. Din, siyasete alet edilmesin; vatandaşlara herhangi bir din veya mezhep dayatılmasın; herkes inancını özgürce yaşayabilsin diye laiklik ilkesini savunan ve hayata geçiren bir partidir.

Laik bir devlette yöneticiler; din, mezhep, ırk ya da inanç ayrımı yapmadan tüm vatandaşlara eşit mesafede durmalıdır.

DİNİ SİYASETE ALET ETMEK
CHP’ni eleştirmenin dayanılmaz hafifliğine ben de kapıldım. Onları eleştirmek kolaydır; hoşgörü ile karşılar, eleştirilerden ders çıkarırlar. Biliyorum.
Vatandaş olarak ödediğimiz vergilerin harcanmasında gördüğümüz yanlışları, savurganlıkları eleştirmek hakkımızdır. “Okurlar da belki kendilerini düzeltirler” diye düşünüp klavyelerin başına geçtim.
Seçtiğimiz kişileri, korkuya kapılmada eleştirmemiz, denetlememiz demokrasiyle yönetildiğimizin göstergesidir. Eleştirmeye korkarsak diktatör bir yönetim var demektir. Kendimi böylece sağlama aldıktan sonra eleştiriye geçebilirim.
Son yıllarda CHP’li belediyelerden telefonuma ardı ardana kandil, iftar, sahur, teravih mesajları geliyor. Laikliği savunan bir partinin bu tür dini etkinlikleri siyasi iletişimin merkezine koyması beni düşündürüyor.
CHP, ülkeyi kurtaran ve kuran kadroların kurduğu tarihi bir partidir. Din, siyasete alet edilmesin, vatandaşlara herhangi bir din, mezhep dayatılmasın; istedikleri gibi ibadetlerini yapsınlar diye laiklik ilkesini getiren partidir. Devleti yönetenler din, mezhep, ırk ayırımı yapmadan vatandaşlara eşit davranmalıdır.
Anayasamızın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir hukuk devleti olduğunu söyler.
10 maddesi ise din ve mezhep ayırımı yapılmadan herkesin eşit olduğunu vurgular.
Madde 20’de ise şöyle yazar: Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”
Ne güzel maddeler değil mi? Bu maddelerin görmezden gelindiğine, son bir aydır daha görünür şekilde çiğnendiğine tanık oluyoruz. Yetkisini anayasadan alanlar Anayasaya uymuyorlarsa vatandaşın onları tanımama hakkı doğar.
Günümüzde dini, mezhepleri siyasete alet eden partilerin var olduğunu görüyoruz. O bir yana CHP’li Bursa Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri dini siyasete alet edici uygulama ve paylaşımlarını yazmaya, uyarmaya karar verdim.
Bütün partilerden Bursa belediyelerinden telefonuma yıllardır mesajlar gelir bu doğaldır. Vergi ve başka işlemler için SMS mesajı göndermeleri iyidir de. Ancak önceki ve şimdiki belediyeler sürekli kandil, cuma, dini program vb mesaj atarlar. Hadi dini siyasete alet eden partileri anlarım da Atatürk’ün görüşlerini benimseyen CHP’li belediyeler neden atıyor? Bunu anlamıyor ve kabul etmiyorum.
Ramazan geldi geleli sahur, iftariyelik, toplu iftar yemekleri benzeri etkinlikler yapıp mesaj atıyorlar, sosyal medyadan sürekli duyurular yapıyorlar.
ÖRNEKLER:
“ Mevlit Kandilimizin şehrimize, ülkemize ve tüm insanlığa huzur, bereket ve bolluk getirmesini diliyor, yatsı namazı sonrası tüm hemşerilerimizi tatlı ikram noktalarımıza bekliyoruz.”

“Kandilimiz mübarek olsun.— Mustafa Bozbey ve BURFAŞ ile birlikte.”
“Ramazan ayının habercisi Berat Kandilimizde, tatlı ikram noktalarımızda buluşalım, dayanışmaya hep birlikte güç katalım! Mustafa Bozbey ile birlikte”

“Orhaneli’nde, dayanışmanın sofrasında buluşuyoruz!”
“Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’in de katılımıyla Orhaneli ilçemizde, Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştireceğimiz iftar buluşmamızda, Orhanelili hemşerilerimizle Ramazan ayının bereketini hep birlikte paylaşacağız.”
“Teravih namazı sonrasında, Orhaneli Merkez Camii’nde gerçekleştireceğimiz tatlı ikramımıza da tüm ilçe halkımız davetlidir. Mustafa Bozbey ile birlikte …”

“Sahurun bereketini paylaşmak ve Ramazan ayının maneviyatını hep birlikte yaşamak için tüm gençleri Görükle Gençlik Merkezimize bekliyoruz. Mustafa Bozbey ile birlikte…”

“CHP Yıldırım İlçe Örgütü olarak İlçe Başkanımız Av. Ahmet Keskin ile Mevlana Mahallesi Hacılar Camii’nde teravih sonrası tatlı ikramında bulunduk.” …
Böyle yüzlerce paylaşım görüyor, SMS mesajları alıyorum.
Bu konuda Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk nasıl bir yol gösteriyor bakalım:
“Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz.”
“Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sade din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.
“Din gibi temiz bir duygu, politika gibi kirli oyunlara alet edilemez” …
Ekonomik durumu iyi, size asla oy vermeyecek cami cemaatine tatlı, lokma dağıtmak, tren istasyonlarında iftariyelik dağıtmak, iftar çadırlarında kuyruklarda insanları yormak, soğumuş yemek dağıtmak; bundan siyasi çıkar elde etmek için reklam yapmak yerine yoksul ailelere gizlice yardım etmeniz daha doğru olmaz mı? Yoksullara gizlice yardım etmek yerine iftar çadırlarıyla, cami önlerinde tatlı, lokma dağıtımlarıyla reklam yapmak sosyal yardımı siyasete dönüştürmek değil midir?
Sizin yaptığınızı yıllardır yapan, ekmeğini yiyen partiler var. Aslı dururken ona benzemeye çalışana kimse oy vermez.
Sizi hiç mi uyaran olmuyor? Danışmanlar neden başkanları bu konuda uyarmıyor?
Uyarıyorlar da önemsemiyor musunuz? Siz; “Türkiye laiktir laik kalacak” sloganı atan üyelerin partisisiniz. Laikliğe aykırı eylemler size hiç yakışmıyor. Siz bari yapmayın!
Ahmet KOÇAK

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.