CHP Bursa örgütü, parti içi demokrasi, tüzük uygulamaları ve liyakat tartışmalarıyla sarsılıyor. CHP’li Erdoğan Kaçar, sosyal medya üzerinden yaptığı kapsamlı ve sert açıklamayla, parti yönetiminde yaşandığını iddia ettiği rant ilişkileri, akraba kayırmacılığı ve çifte standartlı disiplin uygulamalarını kamuoyunun gündemine taşıdı.
Kaçar’ın açıklamaları yalnızca bireysel bir tepki değil; CHP’nin yerel örgütlerinde uzun süredir konuşulan ancak yüksek sesle dile getirilmeyen yapısal sorunların açık bir teşhiri olarak değerlendiriliyor.
Erdoğan Kaçar’ın çıkışının merkezinde, parti tüzüğünün eşit ve adil uygulanmadığı iddiası yer alıyor. Kaçar, parti içinde eleştiri getiren, sahada yıllarını vermiş emekçilerin disiplin tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını; buna karşın yönetici pozisyonundaki isimlerin aynı tüzükten muaf tutulduğunu savunuyor.
Kaçar’ın şu sorusu, tartışmanın özeti niteliğinde:
“Üye adalet isteyince suç, yönetici yapınca hak mı oluyor?”
Bu çıkış, CHP’nin “eleştirel düşünceye alan açan parti” kimliğiyle taban tabana zıt bir tablo çizildiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Kaçar’ın en sert eleştirilerinden biri, parti içinde toplumsal karşılığı olmayan isimlerin yalnızca sadakat ve rant ilişkileriyle yükseltilmesi iddiası oldu. 15 yılını sahada geçirmiş parti emekçilerinin yok sayıldığını vurgulayan Kaçar, örgütlerin halktan kopuk, kapalı devre ilişkilerle yönetildiğini belirtti.
Bu bölüm, CHP’nin uzun süredir mücadele ettiği “elitist kadro” eleştirisini yeniden gündeme taşırken, örgüt içi motivasyon kaybının nedenlerini de açık ediyor.
Kaçar’ın açıklamalarında dikkat çeken bir diğer unsur ise lüks yaşam eleştirisi ve akrabalık ilişkileri üzerinden yapılan görevlendirmeler oldu. Parti yöneticilerinin “BOP plakalı” lüks araçlarla dolaşmasını ve bölge başkan yardımcılıklarının “akraba lokalinden” atanmasını sert bir dille eleştiren Kaçar, bu durumun CHP’nin halkçı kimliğiyle bağdaşmadığını vurguladı.
Bu eleştiriler, CHP’nin iktidara alternatif olma iddiasını zedeleyen etik ve meşruiyet tartışmalarını derinleştiriyor.
Kaçar, Bursa’nın en büyük ve stratejik ilçelerinden biri olan Osmangazi’de Gençlik Kolları’nın iki aydır başsız bırakılmasını, liyakatsizlik ve yönetim zaafı olarak nitelendirdi. Gençliğin siyasetten uzaklaştığı bir dönemde, bu ihmalin affedilemez olduğunu ifade etti.
Bu eleştiri, CHP’nin genç seçmenle bağ kurma iddiasının örgütsel pratiklerle çeliştiğini ortaya koyuyor.
Erdoğan Kaçar, açıklamasını hukuk literatüründen bir kavramla çerçeveledi: “Temiz Eller İlkesi.”
Bu ilkeye atıfla, liyakatsizlik, kayırmacılık ve şaibe iddialarıyla anılan isimlerin; yıllarını sahada geçirmiş partilileri disipline sevk etme hakkının ve meşruiyetinin olmadığını savundu.
Bu vurgu, tartışmayı kişisel olmaktan çıkarıp etik ve kurumsal bir kriz boyutuna taşıyor.
Kaçar’ın “Altay rantı” benzetmesi, parti içinde belirli isimler etrafında döndüğü iddia edilen çıkar ilişkilerine yönelik en çarpıcı ifadelerden biri oldu. Toplumda karşılığı olmadığı bilinen isimler üzerinden siyaset yapılmasının, CHP’yi iktidara değil, örgütsel çöküşe götüreceği uyarısında bulundu.
Erdoğan Kaçar’ın açıklaması, yalnızca Bursa örgütüne değil; CHP Genel Merkezi’ne, milletvekillerine ve yerel yöneticilere doğrudan bir çağrı niteliği taşıyor.
“Siz susar mıydınız, yoksa emeğe ve tüzüğe sahip mi çıkardınız?” sorusu, parti yönetiminin önüne bırakılmış açık bir sınav olarak değerlendiriliyor.
Bu çıkış, CHP’de yaşanan krizin birkaç isimle sınırlı olmadığını; tüzük uygulamaları, liyakat sistemi ve örgüt içi demokrasiye dair derin yapısal sorunlar bulunduğunu gözler önüne seriyor.
Erdoğan Kaçar’ın sert tonu, parti tabanında biriken rahatsızlığın sesi olarak okunurken, bu çağrıya nasıl yanıt verileceği CHP’nin hem örgütsel bütünlüğü hem de iktidar iddiası açısından belirleyici olacak.