BURULAŞ’ın Büyükorhan–Bursa hattı için açıkladığı yeni fiyat tarifesi, kırsalda yaşayan vatandaşların tepkisini çekti. Açıklanan rakamlar yalnızca bir ulaşım bedelini değil, kırsalın şehirle bağının giderek kopuşunu da gözler önüne seriyor.
Yapılan basit bir hesap bile tablonun ne kadar ağır olduğunu ortaya koyuyor:
Dört kişilik bir ailenin haftada bir kez Bursa’ya gelip geri döndüğü varsayıldığında, ayda 4 gidiş-dönüş toplam 11.200 TL yalnızca ulaşım masrafı ortaya çıkıyor. Bu rakam, asgari ücretin neredeyse yarısına denk geliyor.

Ulaşım masrafı bununla da sınırlı kalmıyor. Bursa’ya gelmişken bir öğün yemek yemek bile artık ciddi bir maliyet kalemi. Ortalama bir Bursa kebabının kişi başı 500 TL olduğu düşünüldüğünde, dört kişilik bir ailenin tek öğünlük yemek masrafı 2.000 TL, ayda ise 8.000 TL’ye ulaşıyor.
Toplam tablo net:
BURULAŞ ulaşım gideri: 11.200 TL
Yemek gideri: 8.000 TL
Toplam: 19.200 TL
Ve bu hesaba çay yok, pazar yok, alışveriş yok, fatura yok, kira yok.
Bugün Türkiye’de net asgari ücret 17.002 TL. Emekli maaşları 10–15 bin TL bandında. Kırsalda yaşayan birçok hane tek gelirle ayakta durmaya çalışıyor. Hal böyleyken sadece Bursa’ya gidip gelmenin ve karın doyurmanın maliyeti 20 bin liraya dayanıyorsa, ortada ciddi bir sosyal adaletsizlik var demektir.
Bu noktada sorulması gereken soru şu:
Ulaşım bir kamu hizmeti midir, yoksa yalnızca parası olanın erişebildiği bir ayrıcalık mı?
Geçmişe bakıldığında tablo daha da çarpıcı hale geliyor.
2000’li yılların başında kırsal ilçelerden Bursa merkeze ulaşım, asgari ücretin yüzde 5–7’si civarındaydı. Aileler haftalık pazarını yapar, hastaneye gider, çocuklarını okula ya da dershaneye rahatça ulaştırabilirdi.
Bugün ise aynı yolculuk, asgari ücretin yüzde 60’ına yaklaşan bir maliyet yaratıyor. Bu artış yalnızca enflasyonla açıklanamaz. Bu, kırsalın sistematik biçimde şehirden koparılmasıdır.
Yerel yönetimlerin en temel görevlerinden biri, ulaşımı erişilebilir kılmaktır. Özellikle Büyükorhan, Harmancık, Orhaneli gibi ilçeler için ulaşım bir tercih değil, zorunluluktur. Hastane, kamu kurumları, üniversite, adliye ve iş imkanları Bursa merkezdeyken, bu ilçelerde yaşayan vatandaşa “gitme” demekle eşdeğer fiyatlar uygulamak kabul edilemez.
Açıklanan bu fiyatlar şu mesajı veriyor:
“Şehir senin için pahalı, gelme.”
Oysa kamunun mesajı şu olmalıydı:
“Şehir hepimizin.”
Burulaş tarifeleri yalnızca bir zam haberi değildir. Bu, kırsal yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin ve sosyal belediyecilikten uzaklaşmanın somut bir göstergesidir.
Ve soru hâlâ ortada duruyor, cevabını bekliyor:
20 bin lira ayda kime yeter?