Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı Ali Yazır’ın kaleminden…
Mardin 1969 maçı öncesi
Amatör kümeye mi düşecek endişelerinden sıyrılarak son iki yıldır Enes Çelik başkanlığında koşmaya başlayan Bursaspor, bu yılda ikinci ligteki misafirliğini sonlandıracağı bir maç olarak gördüğüm Mardin 1969 futbol takımı ile oynayacağı maça cumartesi günü çıkıyor.
Yendiği zaman büyük bir ihtimalle Bursaspor şampiyonluğu garantilemiş olacak. İnişli çıkışlı bir çok badirelerden sonra Bursaspor yönetimi bu hafta sonu alınacak galibiyet sonrası yeni sezon hazırlıkları için hem zaman kazanacak hem de Bursaspor’u geleceğe taşımak adına yeni ligin özelliğine uygun stratejiler belirlemek adına yoğun bir gündemin içinde olacak. Çünkü birinci lig ne üçüncü lige benzer ne ikinci Lige. Orası bir çok futboldan geçinen kurnazların arenası. Paranın döndüğü, Ayak topundaki ayak oyunlarını çok iyi bilen bu kendine münhasır insanlar, her kulübün zayıf noksanını bilir, kulüp yöneticilerini, futbolcuları ve diğer paydaşlarını, melek yüzlerini göstererek! kullanmasını yönlendirmesini becerebilen bir mason locası tarzında ayrıcalıklı bir kurnaz grup avucunu açmış Bursaspor’u bekliyor.. Türkiye Cumhuriyeti devleti hukuki anlamda bunların zaman zaman yakalarını yapışsa da bu grup veya gruplar bir yerlerden yine başını gösterir. Transferlerde hep başroldedirler. Güçlü görünürler, onlarla işbirliği yapılmazsa başarılı olunamayacağı düşüncesini empoze ederler. “Kim şampiyon olur, kim küme düşer, onu biz belirleriz”, mesajı verirler. Zaman zaman başarılı da olurlar. Futbolun bu çöpçatanlarından kurtulmak çok zordur. Amatöründen profesyoneline kadar işin içindedirler. Kazanan hep onlardır, kaybeden ise samimi yönetici ekmeğini kazanan futbolcudur, duygularıyla oynanmış seyircidir.
Futbol bir ayak oyunu ayakla oynanan oyun ama mecazi anlamda toplumun dengesini bozan ayak oyunlarının da çok fazla döndüğü de bir sosyolojik gerçek. Kuralı kuralına göre oynayan takımlar her zaman kazanacaktır. Kulüpleri kanını hemen futbolcuları köleleştiren bu çirkin oyunlar dünyanın hiçbir yerinde de sıfırlanmayacaktır. Bütün takımlar planlarını buna göre yapmak zorundadır. Son haftalarda gördük ki özellikle bizim grupta sürpriz sonuçlar alınır oldu.
Futbolda nisan ayı deyince kartların yeniden dağıldığı şekillendiği, bir yılın emeğinin karşılığının alınacağı aydır. Futbol liginin son haftalarıdır. Nisan ayında lig sanki yeniden başlar. Başarı ve başarısızlıkların sonucunun ortaya çıktığı, aslanın kediye boğdurulduğu bir ay gelir aklıma her zaman. Bu ayda yapılacak hatalar, geriye dönüşü ve telafisi olmayan hatalar olur. Bir yılın çalışmaları bir iki maçta heba olur gider. O nedenle ligin boyu kısaldığı bugünlerde, bu haftalarda başkan ve yönetimler teknik kadro ve futbolcular çok akıllı hareket etmeli doğru stratejiler planlayarak hedeflerine ulaşabilirler.
Bu hafta Mardin 1969 maçına kart cezalısı Eyüp ve Barış ile sakatlanan Emir Kaan ile üç eksik ile sahaya çıkacağız. Bursaspor kadrosu bunları kapatacak kapasitede. Hırs, inanç, tempo ve istek maçı kazanma arzusu seyirciyle bütünleştiği zaman Bursa’da hiçbir takım Bursaspor yenemez. Mardin 1969 dört puan geride bu maça çıkacak ona beraberlik yaramaz. Eğer şampiyonluk düşünüyorsa Bursaspor‘u yenmek için oynayacaktır. Bu da bizim için bir avantaj olur. Çünkü bize futbol oynamaya çalışan her takım yenilmeye mahkumdur. Takım kadro kalitemiz ve oyun gücümüz buna yeterlidir. İlk yarı orada biz onları hem de çok önemli bir kırılma maçında yenmiştik. Eğer o gün bizi yenmiş olsalardı bize yedi puan fark açacaklardı. Gerçi iddaa konusuyla ilişkili 6-7 oyuncuları o maçta yoktu. Yani bu hafta cezaları bitmiş ve devre arası yaptıkları transferlerle farklı bir kadroyla karşımıza çıkacaklar. Ama bizim kadromuz da değişti ve takviye edildi. Teknik kadromuz rakip ile ilgili gereken çalışmayı mutlaka yapmıştır. Bursaspor bu sene hem yönetim hem de futbolcular çok iyi çalışıyor. Hayatın ve evrenin hiçbir yerinde Sokrat‘ın dediği gibi evrende tesadüf ve tesadüf edilmez. Yani başarı tesadüfi değildir. Çalışan kazanacaktır.
Mustafa Er takım başına geldikten sonra 10 maçta yedi galibiyet üç beraberlik aldı. 24 puan topladı maç başına 2.4 ortalamayla oldukça başarılı. Takımdaki en büyük değişikliği İlk 30 dakikada hücum pres oynatarak yaptı. Bu anlayış rakiplerin oyun düzenini de etkiliyor. İlk 30 dakikada rakipler, mecburen savunma ağırlıklı oynamak zorunda kalıyor. İkinci yarıda aynı pres olmadığı için Fethiye maçında gördüğümüz gibi üzerimize rakiplerimiz gelebiliyor. Umarız Mardin maçında da büyük bir ihtimalle aynı strateji ile sahaya çıkacak olan Bursaspor erken gol bulur seyirci ve taraftar desteğiyle de rakibini yener ve birinci lige merhaba der.
Ayrıca içerde ve dışarda oynadığımız maçlarda hakemler Bursaspor’a lehte düdük çalma adına çok hassas davranıyor. Belki de tepki alacakları için çok korkuyorlar. Bizim lehimize olan kararları da sahada veremiyorlar. Bazıları “Bak Bursaspor’u hakemler tutuyor” yaftası taşımamak için bizi çok maçta doğradılar. Bazıları ise gerçekten yeteneksiz, bazıları ise kasıtlı olabilir. Rakibe cesaretle verilen penaltılar Bursaspor lehine verilmiyor. Bu da bizim aleyhimize oluyor. O nedenle başkan ve yönetim kurulumuz, kalan dört haftalık süreç içerisinde şampiyonluğu tesadüfe bırakmamak adına hem sahada hem gerekli resmi kurumlara müracaat ederek Bursaspor’un adalet istediğini ısrarla hissettirmelidir. Federasyona ısrarcı olarak üst klasman hakemlerinin maça atanması sağlanmalıdır.
Takımın enerjisini son haftalarda en üst düzeye çıkartmak adına her türlü bilimsel ve sosyolojik, psikolojik destek verilmelidir. Teknik kadro sadece futbolcu ile oyun sistemi ile ilgilenmeli. Bir teknik adam saha içerisinde liderliğini son dakikaya kadar pür dikkat devam ettirmelidir.
Seyircimiz son iki yıldır Avrupa’da ülke içerisinde her gün gündemde kalabiliyor. Takıma büyük katkı vermektedir. Küfür ötesi tezahüratlarla oyuncularımızı desteklemeli, tahriklere kapılmadan, mavi bayrak alma yolunda bu sezon bitirilmelidir.
Futbolcularımız belki de hayatları boyunca unutmayacakları bir sezona imza atıyorlar. 40.000 kişi karşısında oynamak her oyuncuya nasip olmaz. Maaşlarının tıkır tıkır ödendiği bir takımın oyuncusu olmak apayrı bir güzellik olsa gerek. Bu son haftalarda stresten kurtularak, hedeflerin büyüklüğünün altında kalmaz ve üstüne çıkabilirler. Futbol oyununu, hak ettiği gibi oynayın biliyorsunuz saha içi hikayeleri futbolcu yazar. Bu işin öznesi siz futbolcularsınız. Hakeme itiraz, rakibe şiddet hiçbir zaman size bir şey kazandırmaz, sadece sizi oyundan düşürür, kendiniz kendinize rakip olursunuz. Bu hafta çıkalım Mardin 1969’u yenelim ve önümüze bakalım.