Bursa, şehrin en önemli su kaynağı ve hayat damarlarından biri olan Nilüfer Çayı’yla yıllarca tanındı. Tıpkı vücuttaki aort damarı gibi, bu nehir de şehrin ekosistemine hayat veriyor. Geçtiğimiz yıl, BUSİAD’ın çarpıcı bir benzetme yaparak, Nilüfer Çayı’nı Bursa’nın aort damarı kabul etmesiyle gündeme gelen bu sorun, gün geçtikçe daha büyük bir tehdit haline geliyor. Çayın kirlenmesi, şehrin ekolojik dengesini ve yaşam kalitesini tehlikeye sokuyor.
Uludağ’ın güney yamacında başlayan Nilüfer Çayı, Soğukpınar, Kaplıkaya, Değirmendere, Ayvalıdere, Madendere, Gökdere, Kırkpınar, Cilimboz, Balıklı gibi dereleri de kucaklayarak, Bursa’nın merkezinden ovaya kadar uzanıyor. Bu güzergah, çayın şehrin ekosistemindeki hayati rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Çayın suladığı topraklar ve hayat verdiği doğal alanlar, Bursa için eşsiz bir değer taşıyor.
Ancak, son yıllarda Nilüfer Çayı’nın suları, kirliliğin etkisiyle kara çalmaya başladı. Akışı değişen ve kirlenen bu su, yalnızca görsel açıdan değil, ekolojik olarak da büyük bir tehdit oluşturuyor.
İYİ Parti Osmangazi İlçe Başkanlığı’nın kurduğu Çevre Komisyonu, Nilüfer Çayı’nın kirlenmesine yol açan başlıca sebepleri titizlikle araştırdı. Rapor, sanayi atıkları, evsel atıklar, arıtılmamış kanalizasyon, tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan kimyasal kullanımı gibi faktörlerin çayın kirlenmesine neden olduğunu ortaya koyuyor.
Komisyon Başkanı İlhan Düzen, raporda şu tespitleri yaptı:
Sanayi Atıkları: Boya, deri, tekstil, otomotiv ve gıda sektörlerinden çıkan endüstriyel atıklar, çayı kirletiyor. Özellikle Çalı ve Kayapa bölgelerindeki atıksuların arıtılmadan doğrudan çaya deşarj edilmesi sorunu derinleştiriyor.
Evsel Atıklar ve Kanalizasyon: Evlerden gelen atıklar, özellikle kanalizasyonsuz alanlardaki evsel atıklar çayın su kalitesini daha da bozuyor. Ayrıca, bazı ev ve sanayi atıklarının yağmur suyu giderlerine bağlanması da kirliliği artıran diğer faktörlerden.
Tarım Kimyasalları: Tarım alanlarında kullanılan kimyasal ilaçlar ve gübreler, özellikle dere kenarlarında yapılan ilaçlama ve temizlik işlemleri sırasında suya karışıyor.
Komisyon raporunun en önemli uyarılarından biri, çayda biriken kimyasal ve fosfor yüklerinin oksijen döngüsünü bozarak, suyun biyolojik yaşamı sürdüremeyecek hale gelmesine neden olacağıydı. Bu durumda, Nilüfer Çayı’nın ekosistemindeki tüm yaşam riske girebilir ve çay, bir bataklığa dönüşebilir.
Nilüfer Çayı’nın kirliliği, sadece Bursa’yı değil, Marmara Denizi’ni de doğrudan etkiliyor. Bursa’nın içinden geçtikten sonra Susurluk Çayı ile birleşen Nilüfer, sonunda Marmara Denizi’ne dökülüyor. İYİ Parti Osmangazi Çevre Komisyonu, raporunda bu noktaya dikkat çekerek, Nilüfer Çayı’nın kirliliğinin Marmara Denizi’nin ekosistemini de tehdit ettiğini belirtiyor.
Komisyon üyeleri, Nilüfer Çayı’nın temizliğinin sadece yerel bir sorun olmadığını, Marmara Denizi’ni doğrudan etkileyen bir çevre meselesi olduğunu vurguladı. Raporda, “Nilüfer Çayı’nın temizliği, Marmara Denizi ve çevresi ekosisteminin geleceğini belirleyecek” ifadesine yer verildi.
Nilüfer Çayı, sadece bir su kaynağı değil, aynı zamanda Bursa’nın kimliği ve sosyal hayatının önemli bir parçasıydı. Geçmişte, çayın etrafındaki yeşil alanlar, Bursalıların piknik yaptığı, yürüyüşler yaptığı ve yüzme öğrendiği sosyal yaşam alanlarıydı. Bu gelenek, günümüzdeki kirli sulardan dolayı artık tehlikeye girmiş durumda.
İYİ Parti Osmangazi İlçe Başkanlığı Çevre Komisyonu, bu durumu şöyle değerlendirdi:
“Nilüfer Çayı, Bursa’nın yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkilidir. Şayet bu su kaynağını koruyamazsak, Bursa’nın sürdürülebilirliği büyük bir tehdit altına girecek. Nilüfer Çayı yalnızca ekolojik bir değer değil, Bursa’nın tarihini, kültürünü ve geleceğini simgeliyor.”

Bursa’daki tarımsal faaliyetler de Nilüfer Çayı’nın kirlenmesinde önemli bir etken oluşturuyor. Nilüfer Havzası’nda yoğun tarımsal faaliyetler ve kimyasal gübre ile pestisit kullanımı, çayın su kalitesini doğrudan etkiliyor. Ayrıca, ilaçlama sırasında kullanılan araçların dere kenarında temizlenmesi de suya kimyasal karışmasına yol açıyor.
Komisyonun açıklamasında, tarım sektörünün atıklarının yönetilmesinin büyük önem taşıdığı ifade edildi. Tarımsal kimyasalların kontrolsüz kullanımı, sadece çayın ekolojik yapısını değil, tüm çevreyi olumsuz etkiliyor.
İYİ Parti Osmangazi Çevre Komisyonu, Nilüfer Çayı’nın kirlenmesinin önüne geçmek için kapsamlı bir çözüm planı öneriyor. Bu plan, sanayi atıklarının kontrol altına alınmasını, evsel atıkların doğru bir şekilde arıtılmasını ve tarımsal faaliyetlerde daha çevre dostu yöntemlerin benimsenmesini içeriyor. Bununla birlikte, yerel halkın da bilinçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Komisyon üyeleri, “Nilüfer Çayı’na sahip çıkmak, Bursa’nın geleceğine sahip çıkmak demektir” diyerek, bu konuda toplumun daha fazla duyarlı olması gerektiğinin altını çizdi.
