Bazen bir insanın hayatı, bir buğday tanesine benzer…
Toprağa düşer. Yanabilir. Savrulabilir. Ezilebilir.
Ama vazgeçmezse yeniden filiz verir.
“Yere düştüğünde değil, vazgeçtiğinde kaybedersin” sözleriyle özetlenen Buğday Tanesi filmi, yalnızca bir yaşam öyküsünü değil; milyonların yüreğinde saklı direnişi beyaz perdeye taşıdı. AK Parti İstanbul Milletvekili Av. Serkan Bayram’ın hayatından esinlenen ve Türkiye’de milyonlara umut olan film, duygu dolu anlara sahne oldu.
Bebekken buğday tarlasında çıkan yangında ağır yaralanan, vücudunun büyük bölümünde kalıcı izler oluşan ve ellerini kaybeden bir çocuğun hikâyesi bu…
Alevlerin ortasında kalan o küçük beden, aslında bir buğday tanesiydi.
Toprağa düştü.
Yandı.
Ama yok olmadı.
Yıllar sonra o çocuk, Avukat Serkan Bayram olarak kürsüde şunu söylüyordu:
“Ellerimle tutamadığımı, gönlümle tuttum ve hiçbir zaman bırakmadım. Buğday Tanesi bir tanesi, milyonların sesi, milyonların hikâyesi.”
Serkan Bayram konuşurken hayatla inatlaşmış bir insanın iç döküşü gibiydi:
“Bu film 48 yıllık yaşantımın, çektiğim mücadelenin ve ıstırabın belki yüzde birini anlatıyor. Yüzde 99’u hâlâ duruyor. Amacımız para kazanmak değil; gönüllere girmek.”
Türkiye’de 10 milyon engelli birey ve aileleriyle birlikte yaklaşık 40 milyonluk büyük bir ailenin varlığına dikkat çeken Bayram, bir mesajı özellikle vurguladı:
“O 10 milyon kardeşimden bir tanesine bile mücadele ruhu verebilirsek, bu film amacına ulaşmış demektir.”
17 yaşındaki bir gencin ona attığı mesajı paylaşırken sesi titriyordu:
“Bir bacağım 3 santim kısa, vekil olmayı hayal ediyorum. Serkan abi, beni vekil yapar mısın?”
Bir annenin sözleri ise gecenin özeti gibiydi:
“Sabah uyandı evladım. Gözünde umut vardı.”
Bayram’a göre buğday sadece bir tarım ürünü değil.
Buğday; sabırdır.
Buğday; toprağa düşüp yeniden doğmaktır.
Buğday; berekettir.
Buğday; mücadeledir.
“Engelliler demek Türkiye İttifakı birleşeni demektir. Bu film siyaset ve partiler üstüdür. Mutluluk ve umuda yolculuktur.”
Gerçek başrol, o tarlada yanan ama küllerinden yeniden doğan bir buğday tanesiydi.
Çünkü herkes biliyordu ki;
Bir buğday tanesi toprağa düştüğünde kaybetmez.
Asıl kayıp, vazgeçildiğinde başlar.
Ve anlaşıldı ki;
Buğday Tanesi sadece bir kişinin hikâyesi değil.
Yanmış hayallerin yeniden filiz verme ihtimalidir.
Milyonların ortak duasıdır.
Ve en çok da, vazgeçmemeye dair güçlü bir hatırlatmadır.