Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzun süredir tartışma konusu olan yapısal sorunlara bir yenisi daha eklendi. 21 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”, işçi sağlığı alanında bilimsel ve mesleki birikimin temsilcisi olan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ile Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) Konsey’in asli üyeliğinden çıkarılmasını öngördü.
Söz konusu düzenleme, işçi örgütleri ve meslek kuruluşları tarafından bilimin, kamusal denetimin ve mesleki özerkliğin sistematik biçimde dışlanması olarak değerlendirildi. Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından yapılan açıklamada, düzenlemenin kabul edilemez olduğu vurgulanarak, TMMOB ve TTB ile dayanışma mesajı verildi.
Anayasal kuruluşlar olan TMMOB ve TTB’nin, Ulusal İSG Konseyi’nde “lüzum halinde davet edilecek” kurumlar arasına alınması, sendikalar ve meslek örgütleri tarafından siyasal bir tercih olarak nitelendirildi. Yapılan değerlendirmelerde bu tercihin;
Bilimi, mühendisliği ve tıbbı karar alma süreçlerinin dışına iten,
Kamusal denetimi zayıflatan,
İşçi sağlığı ve iş güvenliğini kamusal bir hak olmaktan çıkararak idari bir formaliteye indirgeyen
bir yaklaşımı yansıttığı ifade edildi.
Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’nin yapısı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 21. maddesi ile düzenlenmiş durumda. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, Konsey’in bileşiminin kanunla belirlenmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koymuş bulunuyor.
Buna rağmen yürütme organının, herhangi bir yasal değişiklik yapmaksızın yönetmelik ve genelgeler yoluyla Konsey’in yapısını değiştirmesi, hukuka aykırı bir durum olarak değerlendiriliyor. Sendikalar, bu uygulamanın Anayasa Mahkemesi kararlarının fiilen yok sayılması anlamına geldiğine dikkat çekiyor.
Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki yapısal sorunlar, her yıl artan iş cinayetleriyle daha da görünür hale geliyor. Resmi ve bağımsız kaynaklara göre ülkede her gün en az 6 işçi çalışırken hayatını kaybediyor. Meslek hastalıkları ise büyük ölçüde kayıt altına alınmıyor ve “yok sayılarak” görünmez kılınıyor.
Birleşik Metal-İş Sendikası açıklamasında, OSGB (Ortak Sağlık Güvenlik Birimi) sistemiyle birlikte işçi sağlığı alanının ticarileştirildiği, işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının güvencesizleştirildiği ve mesleki bağımsızlığın ortadan kaldırıldığı vurgulandı. Bu yapının bedelinin ise doğrudan işçiler tarafından, yaşamlarıyla ödendiği ifade edildi.
Açıklamada, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin; mühendislik, tıp ve bilimsel bilginin birlikte üretildiği kamusal bir alan olduğu hatırlatılarak, meslek örgütlerinin dışlandığı bir yapıda güvenli çalışma koşullarının sağlanmasının mümkün olmadığı belirtildi.
Bu çerçevede, TMMOB ve TTB’nin yalnız olmadığı vurgulanarak, düzenlemeye karşı ortak mücadelenin süreceği ifade edildi.
Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından kamuoyuna duyurulan talepler şu şekilde sıralandı:
TMMOB ve TTB başta olmak üzere, Ulusal İSG Konseyi’nin önceki yapısında yer alan tüm meslek örgütleri yeniden Konsey’e dahil edilmelidir.
Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda, Konsey’in yapısı yönetmeliklerle değil, açık ve bağlayıcı biçimde yasa ile düzenlenmelidir.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği, piyasa koşullarına değil kamu yararına göre örgütlenmelidir.
İş cinayetlerini önlemeye yönelik gerçek, bilimsel ve kamucu politikalar derhal hayata geçirilmelidir.
Açıklamanın sonunda, Birleşik Metal-İş Sendikası’nın TMMOB ve TTB ile dayanışmayı büyütmeye devam edeceği, işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesinin omuz omuza sürdürüleceği vurgulandı.
Kamuoyuna saygıyla duyurulan açıklama, BİRLEŞİK METAL-İŞ SENDİKASI GENEL YÖNETİM KURULU imzasıyla paylaşıldı.