Selma Çalışır
Mali Müşavir / Finansal Danışman
Son aylarda reel sektörden bankacılık sistemine yöneltilen en yaygın soru şu:
“Bilançomuz kârda olduğu hâlde neden kredi alamıyoruz?”
Kredi talebi reddedilen işletmelerin neredeyse tamamı benzer bir tablo sunuyor:
Artan satışlar, pozitif dönem kârı ve yönetilebilir görünen borçluluk oranları.
Ancak bankalar açısından tablo bu kadar basit değil.
Çünkü kredi kararları artık yalnızca bilanço ve gelir tablosu üzerinden değil, çok daha derin bir finansal okuma üzerinden veriliyor.
Bugün bankaların temel sorusu değişmiş durumda:
“Bu işletme muhasebe kârı mı üretiyor, yoksa gerçek ve sürdürülebilir nakit mi yaratıyor?”
Kredi reddinin arkasında çoğu zaman işletmenin başarısızlığı değil;
finansal tabloların bankacılık perspektifiyle örtüşmemesi yatıyor.
Güncel bankacılık pratiğinde kredi komiteleri;
Gelir tablosundaki dönem kârından çok
Nakit akış tablosunun kalitesine
Bilanço kalemlerinin niteliğine ve dönebilirliğine
Finansal oranların birbiriyle tutarlılığına
Yönetimin finansal disiplinine ve şeffaflığına
odaklanıyor.
Başka bir ifadeyle;
“kârlı görünen” değil,
“borcunu zamanında ve sürdürülebilir şekilde ödeyebilecek” işletmeler krediye erişebiliyor.
Aşağıda, bankaların kredi değerlendirme süreçlerinde en sık takıldığı ve çoğu kredi reddinin temelini oluşturan kritik bilanço başlıklarını analiz ediyoruz.
Muhasebe açısından ticari alacak bir varlıktır.
Ancak bankacılık açısından ticari alacak, ancak nakde dönüşebildiği ölçüde anlamlıdır.
Özellikle;
Uzun vadeye yayılmış
Senede bağlanmamış
Teminatlandırılmamış
İlişkili taraflardan doğmuş
alacaklar, kredi komitelerinde yüksek riskli varlık kategorisinde değerlendirilir.
Bankaların bakış açısı son derece nettir:
“Bu alacak ne zaman ve hangi garantiyle tahsil edilecek?”
Eğer bu soruya net bir cevap yoksa, alacak kalemi çoğu zaman bilanço gücü değil, bilanço riski olarak algılanır.
Ayrıntılı alacak yaşlandırma tabloları hazırlanmalı
90, 120 ve 180 gün üzeri alacaklar açık biçimde sınıflandırılmalı
Gerçekçi şüpheli alacak karşılıkları ayrılmalı
İlişkili taraf alacakları dipnotlarda şeffaf şekilde açıklanmalı
🔎 Bankalar için karşılık ayrılmış sorunlu alacak,
karşılık ayrılmamış “sözde sağlam” alacaktan daha güvenilirdir.
İşletmeler açısından yüksek stok, çoğu zaman operasyonel güç göstergesi olarak algılanır.
Oysa banka açısından yüksek stok şu riskleri çağrıştırır:
Satış tahminlerinde sapma
Talep planlamasında zayıflık
Finansman ihtiyacının stokta kilitlenmesi
Özellikle uzun süredir hareket görmeyen stoklar, kredi komitelerinde doğrudan bilanço kalitesi düşürücü unsur olarak değerlendirilir.
Stok devir hızı sektörel ortalamalarla karşılaştırılmalı
Atıl, modası geçmiş ve satılamayan stoklar ayrıştırılmalı
Gerekirse stok değer düşüklüğü karşılığı ayrılmalı
Stokların hangi borçlarla finanse edildiği net biçimde gösterilmeli
🔎 Bankalar “yüksek stok” değil,
hızlı dönen ve nakde dönüşen stok görmek ister.
Bilanço analizlerinde “diğer” başlığı altındaki hesaplar, bankalar için en problemli alanlardır.
Çünkü bu hesaplar genellikle:
Açıklaması net olmayan
Süresi belirsiz
Tahsil veya ödeme kabiliyeti tartışmalı
kalemleri içerir.
Kredi komitelerinde bu durum şu şekilde okunur:
“Burada görünmeyen bir risk olabilir.”
Her kalem için detaylı dipnot açıklamaları hazırlanmalı
Geçici mi, kalıcı mı olduğu belirtilmeli
Tahsilat veya ödeme takvimi sunulmalı
Mümkünse sadeleştirilerek bilançodan çıkarılmalı
🔎 Bankalar için sade bilanço, karmaşık ve şişirilmiş bilançodan her zaman daha değerlidir.
Ortaklar cari hesabının sürekli borçlu veya alacaklı çalışması, bankalar için ciddi bir uyarı sinyalidir.
Bu durum genellikle şu sorunlara işaret eder:
Yetersiz özkaynak
Şirketin ortaklar tarafından düzensiz finanse edilmesi
Kurumsal yapının zayıflığı
Kredi komiteleri bu tabloyu çoğu zaman örtülü finansman ve sermaye açığı olarak yorumlar.
Ortaklar cari hesapları yapılandırılmalı
Uzun süreli bakiyeler kapatılmalı
Sermaye artırımı ile özkaynak güçlendirilmeli
Ortak işlemleri tam şeffaflıkla raporlanmalı
🔎 Bankalar, ortağın gücüne değil,
şirketin kendi finansal dayanıklılığına kredi verir.
İşletmeler devreden KDV’yi bilançoda avantaj olarak görebilir.
Ancak bankalar açısından devreden KDV:
Nakit değildir
Kısa vadeli borç ödemez
Likidite yaratmaz
Bu nedenle kredi analizlerinde genellikle nötr hatta zayıflatıcı unsur olarak değerlendirilir.
KDV iade potansiyeli net biçimde ortaya konmalı
İade süreci ve tahmini süre belgelenmeli
Nakit akış tablolarında devreden KDV ayrı kalem olarak gösterilmeli
Etkin KDV planlaması yapılmalı
🔎 Bankalar, “kağıt üzerindeki vergi alacağına” değil,
kasaya girecek gerçek nakde bakar.
Borçla finanse edilmiş ancak gelir üretmeyen duran varlıklar, banka açısından en kritik risk alanlarından biridir.
Özellikle;
Atıl arsalar
Kullanılmayan makine ve ekipmanlar
Geri dönüş süresi net olmayan yatırımlar
kredi analizlerinde detaylı sorgulanır.
Atıl duran varlıklar elden çıkarılmalı
Amortisman–nakit yaratma dengesi analiz edilmeli
Yatırımlar için geri dönüş süresi (ROI / payback) belgelenmeli
Gelir üretmeyen varlıklar ayrıştırılmalı
🔎 Bankalar için önemli olan varlığın değeri değil,
borcu ödeyebilecek nakdi üretip üretmediğidir.
Kasada veya bankada görünen her tutar, kredi analizinde “nakit” kabul edilmez.
Özellikle;
Blokeli
Rehinli
Teminat olarak tutulmuş
fonlar, bankalar açısından kullanılabilir likidite değildir.
Serbest nakit açıkça sınıflandırılmalı
Kısıtlı fonlar ayrı hesaplarda gösterilmeli
Gerçek likidite seviyesi netleştirilmeli
🔎 Banka için önemli olan tutarın büyüklüğü değil,
ne kadarına serbestçe erişilebildiğidir.
Bugün bankalar kredi verirken tek bir temel soruya yanıt arıyor:
“Bu işletme aldığı borcu, vadesinde ve sürdürülebilir şekilde geri ödeyebilir mi?”
Bu sorunun cevabı;
Bilanço kârında değil
Gelir tablosu makyajında değil
nakit akış tablosunda,
finansal oranların tutarlılığında,
muhasebe ile finans yönetiminin uyumunda gizlidir.
Artık mesele kredi bulmak değil;
krediye uygun, bankaların okuyabildiği bir finansal yapı inşa etmektir.
Bu dönüşümle birlikte mali müşavirlik mesleğinin rolü de değişmektedir:
Defter tutan değil,
finansal fotoğrafı doğru okuyan,
bankanın baktığı yerden görebilen,
işletmeyi krediye hazırlayan
stratejik finansal danışman olmak.