Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgâhı Anıtkabir, son beş yılda art arda ziyaretçi rekorları kırarken, bu tabloyla eş zamanlı yaşanan bazı uygulamalar kamuoyunda ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Resmî verilere göre Anıtkabir’i ziyaret eden kişi sayısı her yıl dikkat çekici biçimde artış gösterdi:
2021: 2.146.892
2022: 3.966.286
2023: 5.769.045
2024: 6.550.480
2025: 8.242.170
Özellikle 10 Kasım 2025’te, Anıtkabir tarihinde tek günde ziyaretçi rekoru kırıldı. Bunun temel nedenlerinden biri ise 10 Kasım’ın ara tatil dönemine denk getirilmesi oldu. Türkiye’nin dört bir yanından on binlerce öğrenci, öğretmen ve vatandaş Anıtkabir’e akın etti. Ortaya çıkan manzara, toplumun Atatürk’e olan bağlılığının ve saygısının hâlâ ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Ancak aynı dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu bazı düzenlemeler, bu tabloyla ciddi bir çelişki yaratıyor.
2024-2025 eğitim öğretim yılında 1. ve 2. sınıf öğrencilerine karne yerine verilen “Gelişim Raporu”nda, yıllardır yer alan Atatürk fotoğrafının ve Gençliğe Hitabe’nin bulunmaması, eğitim camiasında ve kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Sorulması gereken soru nettir:
Bir yanda milyonlarca insanın, çocuklarıyla birlikte Anıtkabir’e koştuğu bir toplumsal gerçeklik; diğer yanda ilkokul çağındaki çocukların resmi eğitim belgelerinden Atatürk’ün sistematik biçimde çıkarılması…
Bu bir unutkanlık mıdır, yoksa bilinçli bir tercih midir?
Anıtkabir ziyaretçi sayılarındaki artış, sadece bir istatistik değildir. Bu rakamlar, toplumun verdiği açık bir mesajdır. Atatürk’ün adı, mirası ve fikirleri toplumun hafızasından silinmiyor; aksine her geçen yıl daha güçlü biçimde sahipleniliyor.
Ne var ki Milli Eğitim Bakanlığı’nın attığı adımlar, bu toplumsal iradeyle taban tabana zıt bir çizgide ilerliyor. Çocukların ilk resmi eğitim belgelerinde Atatürk’ün yer almaması, “tesadüf” olarak geçiştirilemeyecek kadar ağır bir sembolik anlam taşımaktadır.
Gelinen noktada ironik ama gerçek bir tablo ortaya çıkıyor:
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu yaklaşımı sürdükçe, Anıtkabir’in ziyaretçi sayıları muhtemelen daha da artacaktır. Çünkü toplum, resmi metinlerden çıkarılmaya çalışılan değerlerine sahip çıkmayı sokakta, meydanda ve Anıtkabir’de göstermektedir.
Bu nedenle, tüm bu tabloyu mümkün kılan politikalar için Milli Eğitim Bakanı’nı “tebrik etmek” gerekir.
Evet, yanlış duymadınız:
Atatürk’ü eğitim belgelerinden silmeye yönelik her adım, Anıtkabir’e bir ziyaretçi daha eklemektedir.
Atatürk, ne bir rapordan çıkarılarak ne bir görselden silinerek yok edilebilir. Onu toplumun hafızasından silmeye çalışan her girişim, tam tersine daha güçlü bir sahiplenme yaratır.
Anıtkabir’in dolup taşması bunun en somut kanıtıdır.
Ve görünen o ki, bu anlayış devam ederse Anıtkabir rekorları kırmaya devam edecek, fakat eğitim sistemindeki bu derin çelişki de büyüyerek tartışılmaya devam edecektir.