Haber Kaynağı: Hasan Mesut Ekmen
Açık müze niteliğinde, tarihi M.Ö. binli yıllara dayanan, medeniyetlerin beşiği, Batman’ın gözbebeği Hasankeyf’te bugün derin bir sessizlik ve ciddi bir ihmal yaşanıyor. Binlerce yıllık geçmişiyle yerli ve yabancı on binlerce ziyaretçiyi ağırlayan bu eşsiz turizm merkezine bugün ne olduğu sorusu, vicdanı olan herkesin yüreğini sızlatıyor.
Bir dönem, eski milletvekili Ziver Özdemir’in büyük emekleriyle tanıtımı yapılan, ayağa kaldırılan ve turizmde umut vadeden Hasankeyf, bugün ne yazık ki sahipsiz bırakılmış görüntüsü veriyor. O yıllarda turizmden elde edilen gelirle yerel halk ekonomik anlamda ferahlamış, esnaf kazanmış, gençler iş imkânına kavuşmuştu.
Ilısu Barajı’nın tamamlanmasıyla birlikte su tutulmuş, Dicle Nehri üzerinde vapurlar, tur tekneleri ve sandallar hizmete girmiş; Hasankeyf’te istihdam artmış, bölge yeniden canlanmıştı. Umut vardı, hareket vardı, hayat vardı…
Peki bugün ne oldu?
Bugün Hasankeyf’te en temel ihtiyaçlardan biri olan asansörler arızalı, bakımsız ve kaderine terk edilmiş durumda. Dicle Nehri üzerindeki teknelere ve tur alanlarına inecek olan ziyaretçiler büyük zorluk yaşıyor. Yaşlılar, engelliler, çocuklu aileler bu tarihi mirasa nasıl ulaşacak? Asansör çalışmıyor, ilgilenen yok, sorumluluk alan yok.
Sorulduğunda herkes bir başkasını işaret ediyor:
“Ben değilim… O değil… O da bende değil…”
Peki sorumlu kim?
Bugün Ziver Özdemir, emek verdiği, tanıtımı için gece gündüz çalıştığı Hasankeyf’i bu halde görse ne hisseder? Onca çabanın, verilen mücadelenin bu ihmallerle gölgelenmesine razı gelir mi? Bu sorular, Hasankeyf’i yöneten ve sorumluluk taşıyan herkesin vicdanında yankılanmalıdır.
Ey yetkililer, ey sorumlular…
Binlerce yıllık bir tarih, bir asansörün bakımını yapamayacak kadar mı sahipsiz? Bu mu Hasankeyf’e reva görülen tablo? Bu mu emeğe, geçmişe ve geleceğe verilen değer?
Bu ihmal sadece teknik bir arıza değildir. Bu; tarihe, turizme ve bölge insanına karşı büyük bir vefasızlıktır. Hasankeyf’in yeniden ayağa kalkması için sorunlar acilen tespit edilmeli, sorumlular netleşmeli ve çözüm gecikmeden hayata geçirilmelidir.
Ağlatmayın Hasankeyf’i…
Çünkü Hasankeyf bir ilçe değil; binlerce yıllık bir hafıza, yaşayan bir medeniyet ve hepimizin ortak emanetidir.
