ABD ve İsrail’in İran Operasyonu Bölgeyi Sarsıyor: “Geri Dönüşü Olmayan Nokta”

ABD ve İsrail’in İran Operasyonu Bölgeyi Sarsıyor: “Geri Dönüşü Olmayan Nokta”
Yayınlama: 03.03.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hayrettin Bulut’un kaleminden;

2026 yılının Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı kapsamlı askeri operasyon, Orta Doğu jeopolitiğinde yeni ve kritik bir süreci başlattı. 28 Şubat 2026’da İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile üst düzey askeri kadroya yönelik gerçekleştirildiği bildirilen saldırı, yalnızca İran iç siyasetini değil, bölgedeki güç dengelerini ve sınır güvenliği tartışmalarını da derinden etkiledi.

Uzmanlar, operasyonun ardından yaşanan gelişmeleri “geri dönüşü olmayan bir eşik” olarak nitelendirirken, saldırının uluslararası hukuk ve egemenlik ilkeleri açısından da ciddi tartışmalar doğurduğu belirtiliyor.

Egemenlik ve Uluslararası Hukuk Tartışması

Washington yönetimi operasyonu “önleyici meşru müdafaa” kapsamında değerlendirdiğini açıklarken, birçok uluslararası hukukçu BM Şartı’nın 51. maddesinin bu şekilde yorumlanmasının tehlikeli bir emsal oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Bölge ülkeleri açısından ise bir ülkenin üst düzey liderliğinin doğrudan hedef alınması, egemenlik ve sınır güvenliği konusunda kaygıları artırdı.

Diplomatik kaynaklar, söz konusu müdahalenin Orta Doğu’daki mevcut kırılgan yapıyı daha da hassas hale getirdiğini ifade ediyor.

Çatışma Alanı Genişliyor

Saldırının ardından İran’ın bölgedeki ABD üslerini hedef aldığı iddiaları, gerilimin coğrafi sınırlarını genişletti. Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki askeri varlıklar yüksek alarm seviyesine geçirilirken, Irak ve Suriye’de İran’a yakın grupların hareketliliğinin arttığı bildirildi.

Irak ve Suriye’de merkezi yönetimlerin zaten sınırlı olan kontrol kapasitesinin yeni gelişmelerle daha da zorlanabileceği değerlendiriliyor. Lübnan’da ise Hizbullah’ın sürece dahil olma ihtimali, İsrail-Lübnan sınırında tansiyonu yükseltti.

Güç Boşluğu ve İstikrarsızlık Endişesi

Uzmanlar, İran’da üst düzey yönetime yönelik saldırının bir “güç boşluğu” doğurma ihtimaline dikkat çekiyor. Geçmişte Irak ve Libya örneklerinde görüldüğü gibi, merkezi otoritenin zayıflamasının etnik ve mezhepsel gerilimleri tetikleyebileceği belirtiliyor.

İran’da yaşanabilecek olası bir iç istikrarsızlığın, başta Türkiye, Irak ve Pakistan olmak üzere komşu ülkeler üzerinde göç, güvenlik ve ekonomik etkiler yaratabileceği ifade ediliyor. Bölge genelinde enerji arzı ve ticaret hatları açısından da belirsizliklerin arttığı kaydediliyor.

Bölgesel Dengeler Yeniden Şekilleniyor

Körfez ülkelerinin başlangıçta İran’ın zayıflamasını stratejik bir avantaj olarak değerlendirmiş olabileceği yorumları yapılırken, bazı analizlerde “istikrarsız bir İran’ın” bölge için daha büyük bir risk oluşturabileceği görüşü öne çıkıyor.

Saldırının Ramazan ayına denk gelmesi ise kamuoyunda ayrıca tartışma konusu oldu. Bu zamanlamanın sembolik anlamı olup olmadığı konusunda farklı değerlendirmeler yapılırken, resmi makamlardan bu yönde bir açıklama gelmedi.

Gelişmeler, Orta Doğu’da güç dengelerinin yeniden şekillenebileceğine işaret ederken, diplomatik çözüm arayışlarının hız kazanıp kazanmayacağı merak konusu olmaya devam ediyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.