Hilmi Şanlı: “Sendikalar memurlar için vardır, memurlar sendikalar için değil!”

Hilmi Şanlı: “Sendikalar memurlar için vardır, memurlar sendikalar için değil!”
Yayınlama: 07.11.2026
A+
A-

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, sendikacılığın yalnızca ziyaret, fotoğraf ve promosyon faaliyetlerinden ibaret olmadığını belirterek, “Sendikacılık; emek, adalet, cesaret ve her şeyden önce güven işidir” dedi.

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, sendikacılığın temel sorumluluğunun çalışanların haklarını korumak, sorunlarına çözüm üretmek ve üyelerin güvenine layık olmak olduğunu vurguladı. Sendikaların asıl varlık sebebinin kendilerine yetki veren çalışanların hak ve menfaatlerini savunmak olduğunu belirten Şanlı, sendikacılığın şekilsel faaliyetlere indirgenmesine tepki gösterdi.

Sendikacılığın yalnızca kurum ziyaretleri gerçekleştirmek, fotoğraf vermek, takvim ve promosyon dağıtmakla sınırlı olmadığını ifade eden Şanlı, bu tür faaliyetlerin sendikal çalışmaların bir parçası olabileceğini ancak sendikacılığın özünü oluşturmadığını kaydetti.

Şanlı, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bir sendika, öncelikle üyesinin güvenine layık olmalıdır. Üyesinin derdiyle dertlenmeyen, yaşadığı sorunları gündemine almayan, hakkını ararken sorumluluk üstlenmeyen bir yapının sendikacılık yaptığını söylemek mümkün değildir. Sendikacılık bilgi, birikim, cesaret, kararlılık ve mücadele ister. Hepsinden önemlisi güven ister.”

“SENDİKACILIK KANARYA SEVENLER DERNEĞİ FAALİYETİNE DÖNÜŞMEMELİ”

Sendikaların çalışanların hayatında somut değişiklikler oluşturması gerektiğine dikkat çeken Şanlı, yalnızca tabeladan ibaret kalan, üyelerinin sorunlarına dokunmayan sendikal anlayışları eleştirdi.

Şanlı, “Eğer sendikalar yalnızca adı olan, ancak üyelerinin hayatına dokunmayan birer Kanarya Sevenler Derneği gibi faaliyet gösterecekse memurlarımızın da böyle bir sendikaya neden ihtiyaç duyduğunu sorgulaması gerekir. Önemli olan sendikanın adı değil, çalışanların hayatında neyi değiştirdiği ve haklarına ne ölçüde sahip çıktığıdır” ifadelerini kullandı.

“BİZİM SENDİKACILIK ANLAYIŞIMIZIN MERKEZİNDE AHLAK, ADALET VE EMEK VAR”

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Diyanet Vakıf-Sen’in sendikal anlayışına da değinen Şanlı, üyeleri yalnızca aidat ödeyen kişiler olarak görmediklerini, onları güvenlerini ve emeklerini kendilerine emanet eden yol arkadaşları olarak kabul ettiklerini belirtti.

Türkiye Kamu-Sen’in yıllardır kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerini savunurken ilkelerinden taviz vermeyen bir duruş sergilediğini ifade eden Şanlı, gerektiğinde itiraz eden, gerektiğinde müzakere eden ancak haklı mücadelesinden vazgeçmeyen bir sendikal anlayışı benimsediklerini söyledi.

Türk Diyanet Vakıf-Sen’in temel sorumluluğunun ise Diyanet ve Vakıflar çalışanlarının sesi olmak, onların mesleki, sosyal ve ekonomik haklarını kararlılıkla savunmak olduğunu vurguladı.

“HAK ARARKEN HAKSIZLIK YAPMAYIZ”

Ahlaklı, cesur ve kararlı sendikacılığın önemine dikkat çeken Şanlı, sendikal mücadelenin ilkelerden taviz verilmeden yürütülmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Biz ahlaklı sendikacılık diyoruz. Çünkü hak ararken haksızlık yapmayı, mücadele ederken ilkelerimizden uzaklaşmayı, güç kazanmak uğruna insanların güvenini kaybetmeyi doğru bulmuyoruz.

Cesur sendikacılık diyoruz. Çünkü gerektiğinde yanlışın karşısında durmaktan, haksızlığa itiraz etmekten ve çalışanların hakkını her platformda dile getirmekten çekinmiyoruz.

Kararlı sendikacılık diyoruz. Çünkü bugün dile getirdiğimiz talepleri yarın unutmuyor, verdiğimiz sözlerin takipçisi oluyor ve sonuç alıncaya kadar mücadelemizi sürdürüyoruz.”

MEMURLARA SENDİKAL TERCİH ÇAĞRISI

Sendikacılığın geleceğini belirleyecek en önemli gücün kamu çalışanlarının kendi tercihleri olduğunu ifade eden Şanlı, memurların sendikal tercihlerini yaparken sorgulayıcı davranmaları gerektiğini söyledi.

Çalışanların kendilerine “Hangi sendika benim hakkımı savunuyor? Hangisi sorunlarımı gündemine alıyor? Hangisi çözüm üretmek için çaba gösteriyor? Hangisi gerektiğinde risk alıyor ve verdiği sözün arkasında duruyor?” sorularını yöneltmesi gerektiğini belirten Şanlı, sendikaların üyelerinden güç aldığını hatırlattı.

Üyelerin sendikalarını sorgulamasının, başarı ve başarısızlıklarını değerlendirmesinin önemli olduğunu kaydeden Şanlı, aksi hâlde sendikaların zamanla kendi varlıklarını ve çıkarlarını korumayı amaç hâline getirebileceği uyarısında bulundu.

“SENDİKACILIK BİR MAKAM VE KARİYER ARACI DEĞİLDİR”

Sendikacılığın yöneticilere makam ve imkân sağlayan bir alan değil, çalışanların haklarını korumak ve geliştirmek için üstlenilen bir sorumluluk olduğunun altını çizen Şanlı, bu anlayışın kişisel çıkarlar yerine adaleti, makam yerine güveni öncelemeyi gerektirdiğini ifade etti.

Açıklamasının sonunda sendikal mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Hilmi Şanlı, şu ifadeleri kullandı:

“Bizim mücadelemiz hak, emek ve adalet mücadelesidir. İlkelerimizden vazgeçmeden, hiçbir baskı karşısında eğilmeden çalışanların sesi ve güvencesi olmaya devam edeceğiz.

Şunu herkes bilmelidir: Sendikalar memurlar için vardır, memurlar sendikalar için değil.

Çalışanın hakkını savunamayan, sorunlarına sahip çıkamayan ve üyelerinin güvenine layık olamayan hiçbir yapı, sendikacılığın gerçek anlamını temsil edemez.

Biz dün olduğu gibi bugün de haklının yanında, haksızlığın karşısında; eğilmeden, susmadan ve yorulmadan mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo Yüz Ağdası