İNSANOĞLUNUN BİNBİR HÂLİ

İNSANOĞLUNUN BİNBİR HÂLİ
Yayınlama: 30.10.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Nihal Cevher makalesinde;

Konuşmaya geldi mi hepimiz birer kürsü filozofu, birer hayat koçuyuz. Fikir üretmek, akıl vermek, başkasının yanlışını mikroskop altında incelemek öyle kolay ki…

Söyleme sıra geldiğinde mangalda kül bırakmıyoruz,dünyayı biz kurtarıyoruz, sistemi biz eleştiriyoruz, en doğrusunu biz biliyoruz.

Ama ne zaman bir taşın altına el koyma, sorumluluk alma, bir icraata başlama vakti gelse, o koca koca laflar buhar olup uçuyor.

Ortada ne o cesur yürekler kalıyor ne de ahkam kesen o büyük akıllar.

İnsanoğlu gerçekten çok garip bir mahluk.
“Ben Bulduysam Hakikat, Sen Getirdiysen Tehdit”

Bugün insan ilişkilerindeki en büyük zehirlerden biri bilgi kibri ve ego savaşları. Eğer bir fikri, bir çözümü, bir doğruyu insan kendisi keşfetmişse, onu baş tacı ediyor, sahipleniyor ve savunuyor.
Fakat o fikri ya da doğruyu bir başkası önüne hazır getirdiğinde, birdenbire bir kasılma, bir savunma mekanizması devreye giriyor.
Çünkü ego, başkasından gelen bir hakikati kabul etmeyi bir “yenilgi” olarak görüyor. “Benim aklıma neden gelmedi?” ya da “Bu adam benden nasıl daha akıllı olur?” kaygısı, insanları kör bir inada sürüklüyor.

Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolaylaştığı, ama bilgiyi hazmetmenin bu kadar zorlaştığı başka bir dönem olmamıştır herhalde. Herkes her şeyi çok iyi biliyor.Kimse hiçbir şey bilmediğini kabul etmeye cesaret edemiyor.

İşine Gelmeyince “Hiçbir şeyden Anlamıyorum” maskesi.
İşte bu kibrin en acıklı ve aynı zamanda en sinsi yüzü, sorumluluk alma anı geldiğinde takılan maskelerdir. Konuşurken her şeyin uzmanı olanlar, iş yük, çaba veya bedel ödemeye geldiğinde bir anda büyük bir cehalete bürünürler.

“Ay, ben bu işlerden hiç anlamam ki!”
“Valla ne yalan söyleyeyim, kafam basmaz böyle şeylere…”
Bir saniye önce hayatın matematiğini çözen o zihin, işine gelmediği anda nasıl da acizleşiveriyor.
Bu, sadece bir kaçış değil, aynı zamanda etraftakilerin iyi niyetini suistimal etmenin en konforlu yoludur. Çünkü bilir ki, o kenara çekildiğinde, yine o “en malum”, “en saf” sandığı iyi niyetli insanlar onun da yükünü sırtlayacaktır.

İyi niyet, bu çağın en ağır cezalandırılan suçlarından biri haline geldi. Sürekli alttan alan, “insanlık halidir, belki yoğunluktandır, belki farkında değildir” diyerek zeytin dalı uzatan insanlar, karşı tarafın bu uyanık lüksü karşısında bir gün duvara çarpıyorlar.

Çünkü bir süre sonra anlıyorsunuz ki, bazı insanlar cahil değil, menfaatçi. Bazı insanlar anlamıyor değil, anlamak işine gelmiyor.

İyi niyetinizle, sabrınızla, fedakarlığınızla beslediğiniz o ilişkiler, bir gün sizin en büyük yorgunluğunuz oluyor. Karşınızdakinin pişkinliği karşısında gösterdiğiniz o sessiz sabır, bir tükenmişliğe evriliyor. Ve o an, insanlık adına, o ince kalpli duruş adına derin bir kırgınlık çöküyor içimize “Ben neden bu kadar inandım, neden bu kadar taviz verdim?”

Çocukluğumda babam hep kulaklarıma küpe olacak bir cümle söylerdi.
“Evladım, islamın şartı 5.Eğer bir 6’ncısı olsaydı, o da ‘haddini bilmek’ olurdu.”

Yıllar geçtikçe, bu cümlenin ne kadar hayati, ne kadar devasa bir hakikat olduğunu daha iyi anlıyorum. Vallahi de billahi de doğruymuş.
Haddini bilmek; insanın kendi hudutlarını tanımasıdır. Her şeyi bilmediğini, her gücün yetmediğini, başkasının emeğine ve iyi niyetine saygı duyması gerektiğinin idrakidir.

Bugün dünyada eksikliğini hissettiğimiz ne varsa —adalet, samimiyet, huzur, güven— hepsi aslında bu altıncı şartın unutulmasından kaynaklanmıyor mu?

Herkes haddini aşarak başkasının alanına saldırırken, kendi sorumluluk alanında sessizce ölüp gitmesine göz yumuyor.

Sözün mangalda kül bırakmadığı, ama vicdanların kül olduğu bir devirde yaşıyoruz. İnsan ilişkileri artık bir samimiyet alanı değil, bir hayatta kalma ve ego tatmin etme sahası oldu.
Belki de yapılacak en büyük devrim,o işine gelince safa yatanlara karşı mesafeyi koymak, iyi niyetimizi tüccar zihniyetli insanlara kurban etmemek ve en önemlisi, hayatın o en ağır yükünü omuzlayanlara karşı kendimiz de bir kez durup şapkamızı öne koymaktır.

Haddini ve iyi niyetin kadrini kıymetini bilenlerden olmak dileğiyle…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo Yüz Ağdası