DOLMUŞTA YİRMİ DAKİKA

DOLMUŞTA YİRMİ DAKİKA
Yayınlama: 24.10.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde;

Yıldırım Mesken lambalardan aşağı doğru yürüyerek Eğitim Caddesi girişindeki işimi bitirdim. Yukarı doğru yürümeyi gözüm almayınca önüme gelen ilk otobüs durağında otobüs beklemeye başladım. O sırada karşıdaki ortaokulun zili çaldı. Okul boşalırken cadde öğrencilerle doldu.
Bu öğrenciler yıkım kararı alınan Yahya Kemal Beyatlı Ortaokulu öğrencileriydi. Öğrenciler ve öğretmenler birkaç yıl önce yenilenen Şerif-Rabia Kutlucan Ortaokulu’na taşındı. Sabahtan öğleye kadar o okulun kendi öğrencileri, öğleden sonra konuk öğrenciler ders görüyorlar. Ağır çantalarını sırtlanıp yürüyerek okuluna giden çocuklar okullarına iki kilometre uzaktaki okula gidip gelmeye başladılar. Onlar için ücretsiz servis konulmamıştı. Konulsa da işlek ve dar caddede servislerin duracağı hiç alan yok. Okul başlarken ve dağılırken caddede trafik tıkanıyor.
Zaten keşmekeş içinde olan cadde öğrencilerin çıkışıyla temelli karıştı. Okul için konulan trafik lambaları işlevini yitirdi. Yayalara kırmızı yanarken çocuklar geçiyor, taşıtlara kırmızı yanarken de taşıtlar yoluna devam ediyor. Trafiği düzene sokacak bir görevli yok.
Boş bir terminal otobüsü durdu. Çocuklar hücum etti. Kartı basan biniyor. Beş dakika sürdü yolcu bitmiyor. Sıkıntılı trafik temelli durdu. Arkadan korna çalan çalana. Otobüs keyfinden beklemiyor elbette. O yoluna devam etti de trafik biraz yürüdü.
Gelen G7 minibüsüne binebildim. Mavi dolmuşlar kaldırılınca özel halk otobüsü gibi sarı dolmuşlar konuldu. İki üç dakikada bir geliyorlar ama otuz yıldır bu mahallede yaşadığım halde bu dolmuş görünümlü özel belediye taşıtlarının nereye nerelerden geçerek gittiğini bilemiyorum. Durağa yanaşan G 7 dolmuşuna binebildim. Dolmuş tıklım tıklım doldu. Kaldırımdan evine yürüyerek giden bir öğrenci çığlık atar gibi bağırınca şoför içinde birikenleri bizimle paylaşmaya başladı;
“Çocuklar size okulda yabaniler gibi bağırmayı mı öğretiyorlar?”
Dolmuşta yetişkin üç dört kişi ancak var. Gerisi öğrenci. Kimseden ses gelmeyince devam etti:
“Vallaha okul dağılınca buradan geçmeyi hiç istemiyorum. Kalabalığın arasında kart basmayanlar çok oluyor. Dün otuza yakın öğrenci bindi makine on beş kez öttü. Gerisi kart basmadı. Kart basmayan varsa bassın.” dedikten sonra otobüs şoförlerine müzik gibi gelen o ses duyulmadı. Kartı nasıl bassınlar ki, kimse yerinden bir milim kıpırdayamıyor.
Sinirlenen şoför sözlerine devam etti:
“Dinime imanıma bıktım usandım her gün her gün bu stresi yaşamaktan. Beni bu saate vermeyin diyorum dinleyen yok.” Yine kimseden ses gelmedi.
Dolmuş mesken lambalarını geçip eski belediye lojmanlarından geçerken yalnızca trafiği değil, bu kentte alınan kararları da düşündüm. Sonra aklıma, kısa süre önce yenilenip ardından yıkılan belediye lojmanları ve yıkım kararı verilen okul geldi.
Yahya Kemal Beyatlı Ortaokulu’nun daha geçen yıl dış cephesi boyanmış, çatısı yenilenmişti. Beton yangın merdiveni yıkılıp demir profillerden yangın merdiveni yapılmıştı. Bir yıl geçmeden yıkım kararı verilmiş.
Yapılan masrafa yazık değil mi? Vatandaşın vergileri çöpe gitmiş olmadı mı?
Gelelim Ertuğrulgazi Mahallesi’ndeki belediye lojmanlarına; lojmanlar yıkılmadan bir yıl önce dış cephe yalıtımı yapılarak boyanmıştı. Beşer katlı olan eski binaların boyanması, çatılarının yenilenmesi mahalleye bir güzellik katmıştı. Bir yıl geçmeden yıkım kararı verilmişti. Oturan belediye personeli kapı dışarı edilmiş, hepsi kiralık ev derdine düşmüştü. Yıkılan lojmanlar dört yerde en az on on beş binadan oluşuyordu. Belediye yerlerini bir müteahhitte verdi. Sekizer katlı on iki apartman yapıldı. Daireleri belediye ile bölüştüler.
O binalara yapılan yalıtım masrafına yanarım. Paralar bizim cebimizden çıktı ve çöp oldu. Bu gereksiz masrafların ülkedeki bütün mahallelerde yapıldığını düşünürsek cebimizden çıkan paraların ne kadar olduğunu daha iyi anlaşılabilir.
Bir yıl sonra depreme dayanıklı değil diye yıkılacağının bilinmemesi acı, bilinerek o masrafların yapılması ise daha da acıdır. Yazık değil mi bu yoksul halkın parasına?
Siyasetçilerin kamu kaynaklarına bakışını anlatan, yıllardır dilden dile dolaşan bir öyküyü yazarak yazımı bitireyim:
Milletvekili:
“Başkan tebrik ederim, yeni dönemin hayırlı olsun. Bizim X müteahhidi biliyorsun, seçimde bize çok destek oldu. Ona hemen belediyeden güzel bir ihale ayarla, boş dönmesin.”
Belediye Başkanı:
“Sayın Vekilim, çok sağ olun ama bütçe kısıtlı. Şu an acil yapılacak bir iş, açıkta bir proje veya ihale edilecek bir durum yok.”
Milletvekili:
“Yahu koskoca belediyede iş mi yok? Söktür merkezdeki o sağlam kaldırım taşlarını, müteahhitte ‘yeniden dizim ve çevre düzenlemesi’ diye ihale et, iş yarat! Hem sen de çalışıyormuş gibi görünür, kamuoyu desteğini artırırsın.”

Yoksa bizim başımıza da bu anlatılan olayın benzeri mi geldi?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo Yüz Ağdası