Köşe yazarı Murat Koç makalesinde;
Türkiye’nin İsrail ve Gazze politikasına ilişkin tartışmalar sürerken, geçmişte kullanılan siyasi söylemler ile son dönemde atılan adımlar arasındaki farklar yeniden gündeme getirildi.
Eleştirilerde, geçmiş yıllarda “Kudüs kırmızı çizgimizdir” ve “AK Parti düşerse Gazze düşer” gibi söylemlerle Filistin meselesinin siyasi gündemin önemli başlıklarından biri haline getirildiği ve bu söylemlerin seçim dönemlerinde de kullanıldığı ifade ediliyor.
Buna karşılık, geçmiş dönemde Türkiye ile İsrail arasındaki ticari ilişkilerin uzun süre devam ettiği hatırlatılarak, söylem ile uygulama arasında fark bulunduğu öne sürülüyor.
Gazze’de yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin attığı adımlar da tartışmanın bir diğer başlığını oluşturuyor. Eleştirilerde, Ankara’nın İsrail’e yönelik politikasında daha somut ve kapsamlı adımlar atmadığı savunulurken, son dönemde İsrail’e karşı saldırılar gerçekleştiren Yemen’deki Husilere yönelik oluşturulan ittifak ve güvenlik girişimleri de gündeme getiriliyor.
Bu çerçevede, “Söylemde Kudüs savunuculuğu yapılırken, fiiliyatta İsrail’e karşı saldırılar gerçekleştiren unsurlara karşı pozisyon alınması nasıl açıklanacak?” sorusu yöneltiliyor.
Eleştiriyi dile getirenler, siyasi söylemler ile dış politikadaki uygulamalar arasındaki bu farklılığın kamuoyuna daha açık biçimde izah edilmesi gerektiğini savunuyor. Tartışmanın yalnızca siyasi söylemler üzerinden değil, Türkiye’nin attığı somut adımlar ve dış politika tercihleri üzerinden yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.