Avustralya’da Bir Kültür Elçisi: Mehmet Balıkel

Avustralya’da Bir Kültür Elçisi: Mehmet Balıkel
Yayınlama: 24.09.2026
A+
A-

Adana’dan Avustralya’ya uzanan bir başarı, emek ve kültür hikâyesi

Adana’da başlayan, zorluklarla yoğrulan ve Avustralya’da Türk kültürünü tanıtma mücadelesine dönüşen bir hayat hikâyesi… Mehmet Balıkel’in yaşam öyküsü; çocukluk yıllarındaki yoksulluktan kuyumculuğa, askerlik hizmetinden göçmenliğe, restoran işletmeciliğinden gazeteciliğe uzanan çok yönlü bir başarı hikâyesi olarak dikkat çekiyor.

HABER
Suat SANCAR
TURAN BASIN TESKİLATI
Kültür, Sanat ve Turizm Komisyon Bașkanı

1943 yılında Adana’da dünyaya gelen Mehmet Balıkel, ekmek, şeker ve unun karneyle dağıtıldığı yıllarda çocukluğunu yaşadı. İlkokula başladığı dönemde Kore Savaşı sürüyor, Türkiye de savaş yıllarının ekonomik ve sosyal zorluklarını hissediyordu.

Balıkel, 1950 yılında, 7 yaşındayken Çukurova İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. Çocukluk yıllarında komşuları olan ve ilerleyen yıllarda NASA’da görev yapan bilim insanı İrfan Mavruk’tan da etkilendiğini anlatan Balıkel, o yılların kendisinde dünyaya ve bilime karşı farklı bir merak uyandırdığını ifade ediyor.

Çocuk yaşta çalışma hayatına başladı

Ailesinin ekonomik imkânlarının sınırlı olması nedeniyle Balıkel, ilkokul yıllarında eğitimine devam ederken aynı zamanda çalışmak zorunda kaldı.

Sabahın erken saatlerinde fırından aldığı simit ve çörekleri satmak için yaklaşık 5 kilometre yürüdüğünü anlatan Balıkel, satamadığı ürünleri eve götürdükten sonra okuluna devam ettiğini söylüyor.

1955 yılında ilkokulu tamamladıktan sonra ise iş hayatına atılmak için çıraklık aramaya başladı.

Sokak sokak iş ararken bir kuyumcunun ilanına rastlayan Balıkel’in hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri de burada başladı.

Kuyumcu ustasının kendisine, “Seni bir şartla işe alırım: Asla yalan söylemeyeceksin” dediğini anlatan Balıkel, kendisinin de ailesinden ve öğretmeninden dürüstlüğü öğrendiğini belirterek bu şartı kabul ettiğini ifade ediyor.

Kuyumcuda temizlik yaparak başladığı mesleğinde kısa sürede ustasının güvenini kazanan Balıkel, iki yılın sonunda daha yüksek ücretli başka bir iş bulmasına rağmen ustası tarafından dükkânda tutuldu. Ustasının kendisine dükkânın ve kasanın anahtarlarını teslim ettiğini belirten Balıkel, bu dönemde ticareti ve mesleğin inceliklerini öğrendiğini anlatıyor.

Aynı yıllarda Spor Toto muhabirliği de yapan Balıkel, fotoğrafçılığın kendisine dünyaya farklı bir gözle bakmayı ve olayları yorumlamayı öğrettiğini söylüyor.

Askerlik görevi ve Avustralya’ya uzanan yol

1962 yılında Saliha Hanım ile evlenen Mehmet Balıkel, evliliğinden yaklaşık dokuz ay sonra vatani görevini yapmak üzere askere gitti.

Afyonkarahisar ve Kütahya’daki çavuş kurslarını başarıyla tamamlayan Balıkel, daha sonra Eskişehir 1. Hava Kuvvetleri’nde astsubay ve onbaşılara eğitim verdiğini belirtiyor.

Görevi sırasında aldığı takdir belgesinin ardından 24 aylık askerlik hizmetini tamamlayarak yeniden kuyumculuğa dönen Balıkel’in üç çocuğu dünyaya geldi: Rabia, Ali ve Fatma.

Ancak çalıştığı iş yerinde sigortasının yapılmaması, Balıkel ailesinin hayatında yeni bir kararın alınmasına neden oldu.

Yurt dışına gitmeye karar veren Balıkel, İş ve İşçi Bulma Kurumu’na başvurdu. Almanya, Kanada ve Avustralya seçeneklerini değerlendiren aile, sonunda Avustralya’ya gitmeye karar verdi.

1 Ağustos 1970: Yeni bir hayatın başlangıcı

Mehmet Balıkel ve ailesi, 1 Ağustos 1970 tarihinde Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Qantas uçağıyla Avustralya’ya doğru yola çıktı. Karaçi ve Singapur aktarmalarının ardından 2 Ağustos 1970 tarihinde Avustralya’ya ulaştılar.

Balıkel, ailesiyle birlikte göçmen karşılama merkezine giren ilk Türk kafilesi arasında yer aldıklarını anlatıyor.

Yeni bir ülkeye ayak basmanın heyecanı kadar memleketten ayrılmanın hüznünü de yaşadıklarını belirten Balıkel, ilk günlerde göçmen merkezinde kaldıklarını, İngilizce kursuna başladıklarını ve daha sonra iş hayatına adım attıklarını ifade ediyor.

Avustralya’daki ilk işi bir et fabrikasında oldu. Balıkel, o dönemde haftada 43 dolar kazandığını söylüyor.

“Gurbet kolay değildi. Ancak başarmalıydık” diyen Balıkel, Türkiye’de kalan annesinin gönderdiği mektupların kendileri için büyük anlam taşıdığını anlatıyor.

“Sofra” ile Türk mutfağını Avustralya’ya taşıdı

Bir süre sonra lokantacılık sektörüne girmeye karar veren Balıkel, işi en başından öğrenmek için ücretsiz garsonluk yaptığını belirtiyor.

Daha sonra Melbourne’un Footscray semtinde “Sofra” adını verdiği Türk lokantasını açan Balıkel, altı çalışanıyla başladığı işletmesinde ilk günlerde müşteri bulmakta zorlandı.

Bunun üzerine farklı bir tanıtım yöntemi geliştirdi ve lokantanın camlarına “Açılışa özel bugün set menü bedava” yazıları astı.

Balıkel’in anlatımına göre, uygulamanın ardından restoran kısa sürede ilgi görmeye başladı. Yerel basının da dikkatini çeken bu girişim, işletmenin tanınmasına katkı sağladı.

Avustralya’nın köklü gazetelerinden The Age tarafından restoranın yemek ve hizmet kalitesinin denetlendiğini belirten Balıkel, “Sofra”nın dört yıl üst üste uygun fiyatlı ve kaliteli restoranlar arasında gösterildiğini ifade ediyor.

Restoranın zaman içerisinde yerel yöneticiler, milletvekilleri, bakanlar ve SBS Radyosu temsilcileri tarafından ziyaret edildiğini anlatan Balıkel, böylece Türk mutfağının ve Türk kültürünün Avustralya’daki tanıtımına katkıda bulunduğunu söylüyor.

Kral Charles ile tanışma

Mehmet Balıkel’in Avustralya yıllarındaki dikkat çekici anılarından biri de bugün İngiltere Kralı III. Charles olan Charles ile tanışması.

Balıkel, Charles’ın Avustralya’yı ziyaret ettiği dönemde kendisiyle tanıştırıldığını ve kendisine Adana kebabı ikram ettiğini anlatıyor.

Bu buluşmayı Türk mutfağının tanıtımı açısından önemli bir hatıra olarak nitelendiren Balıkel, Charles’ın kebabı tattıktan sonra teşekkür ettiğini ve beğenisini ifade ettiğini söylüyor.

Gazetecilik ve toplumsal çalışmalar

Restoran işletmeciliğinin yanı sıra gazetecilik de yapan Balıkel’in basın dünyasına girişi ise Yeni Vatan Gazetesi ile oldu.

Gazetenin sahibi ve eşinin kendisini ziyaret ederek köşe yazıları yazmasını teklif ettiğini anlatan Balıkel, yalnızca ilkokul mezunu olduğunu söyleyerek ilk başta çekimser kaldığını, ancak kendisine duyulan güven üzerine teklifi kabul ettiğini ifade ediyor.

Böylece bir yandan restoranını işletirken diğer yandan toplumsal konular üzerine yazılar kaleme almaya başladı.

Balıkel, gazeteciliği maddi kazançtan çok topluma katkı sağlamak ve insanlarla iletişim kurmak amacıyla yaptığını belirtiyor.

Canberra’daki Anzak Anıtı’nda çektiği bir fotoğrafın da büyük ilgi gördüğünü söyleyen Balıkel, dönemin Avustralya Başbakanı John Howard tarafından farklı tarihlerde dört madalyayla ödüllendirildiğini aktarıyor.

Toplumsal duyarlılığıyla polis rozeti aldı

Balıkel’in Avustralya’daki çalışmaları yalnızca kültür ve basın faaliyetleriyle sınırlı kalmadı.

Gazetedeki köşesinde alkollü araç kullanılmaması ve hız yapılmaması konusunda farkındalık oluşturmaya çalıştığını anlatan Balıkel, ayrıca bölgede meydana gelen bazı hırsızlık olaylarının faillerinin belirlenmesine yardımcı olduğunu ifade ediyor.

Bir hırsızı yakalamaya çalışırken aldığı darbe nedeniyle dişinin kırıldığını da anlatan Balıkel, toplumsal duyarlılığı nedeniyle düzenlenen bir törende yaklaşık 150 polisin huzurunda kendisine polis rozeti takıldığını ve farklı karakollardan teşekkür ve takdir belgeleri aldığını belirtiyor.

“Türk kültürünü tanıtmayı hiç bırakmadım”

Mehmet Balıkel, Avustralya’da yaşadığı yıllar boyunca Türk kimliğini ve kültürünü tanıtmayı hayatının önemli bir parçası olarak gördüğünü ifade ediyor.

Resmî törenlerde Avustralya bayrağının yanında Türk bayrağını da taşıdığını, İstiklal Marşı’nı gururla okuduğunu ve davetlerde Türk mutfağının yemeklerini tanıttığını anlatıyor.

Restoranını ziyaret eden belediye başkanları, milletvekilleri ve bakanların zaman zaman korumasız şekilde geldiğini belirten Balıkel, dönemin başbakanıyla yaşadığı bir anıyı da şöyle aktarıyor:

Başbakana korumalarının nerede olduğunu sorduğunda, kendisine “Mehmet, biz savaşa mı gidiyoruz? Dost yanındayız” yanıtının verildiğini söylüyor.

Çanakkale ve Atatürk sevgisi

Mehmet Balıkel’in Avustralya’daki kültürel faaliyetlerinin önemli bir bölümünü Çanakkale ve Anzak anmaları oluşturuyor.

Çanakkale Zaferi anmalarında Türk ve Avustralya bayraklarını birlikte taşıdığını, Anzak yürüyüşlerinde ise manga başı olarak görev yaptığını ifade eden Balıkel, iki ülke arasındaki tarihî bağların gelecek kuşaklara aktarılmasını önemsiyor.

2022 yılında Tasmanya Adası’nı ziyaret eden Balıkel, burada Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934 yılında Anzak annelerine hitaben kaleme aldığı ve kamuoyunda “Atatürk’ün Anzaklara mesajı” olarak bilinen metnin okullarda, üniversitelerde ve RSL kulüplerinde sergilenmesine yönelik girişimlerde bulunduğunu anlatıyor.

Balıkel, bu çalışmaları sırasında metni okuyan yabancı bir kadının duygulanarak kendisine, “Bay Balıkel; Allah Mustafa Kemal Atatürk’ü sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya örnek olarak göndermiş” dediğini aktarıyor.

Balıkel’e göre bu söz, farklı kültürlerden insanların Çanakkale ve Atatürk üzerinden kurabildiği ortak insani bağın anlamlı bir örneğiydi.

“Hoşgörü, dürüstlük ve sevgiye inandım”

Uzun çalışma yıllarının ardından restoranını devreden ve gazeteciliği gençlere bırakan Mehmet Balıkel, buna rağmen Türkiye’yi ve Türk kültürünü tanıtma çalışmalarından vazgeçmediğini belirtiyor.

Hayatı boyunca hoşgörü, dürüstlük ve sevginin insan ilişkilerindeki önemine inandığını ifade eden Balıkel, yaşadığı tecrübeleri gelecek kuşaklara aktarmayı da bir sorumluluk olarak görüyor.

Balıkel’in, gurbet yıllarını ve yaşam öyküsünü anlattığı yaklaşık 400 sayfalık otobiyografisinin yanı sıra “Gurbetçi Mehmet Balıkel” adlı 90 sayfalık bir kitabı da bulunuyor.

Okuyuculara mesajı

Mehmet Balıkel, sözlerini şu mesajla tamamlıyor:

“Başta size ve tüm okuyuculara sağlık, huzur, birlik ve mutluluk diliyorum. Yaşadıklarımı ve gurbet yıllarımı kaleme aldığım kitaplarım, hayatımın farklı dönemlerinden izler taşıyor. Herkese saygı ve sevgilerimi sunuyorum.”

Adana’dan Avustralya’ya uzanan bu uzun yolculuk; bir göç hikâyesinin ötesinde, emeğin, dürüstlüğün, girişimciliğin ve kültürler arasında köprü kurma çabasının hikâyesi olarak Mehmet Balıkel’in yaşamında iz bırakıyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo