Şair, yazar ve gazeteci Cengiz Çetik’in yeni romanı “Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi”, dijital kitap olarak yayımlanarak okurla buluştu. Akdeniz’in önemli yerleşimlerinden Finike’yi merkezine alan roman, bir insanın yıllar sonra memleketine dönüşü üzerinden geçmişle hesaplaşma, aile bağları, aşk, kayıp, suçluluk, doğa, toplumsal çatışmalar ve ikinci bir şans arayışını aynı hikâye örgüsü içerisinde buluşturuyor.
Haber: Zeki Demir/ Alanya
2026 yılında dijital yayın olarak okura sunulan roman, Google Play Kitaplar üzerinden satın alınabiliyor. Çetik’in yeni eseri, yalnızca bireysel bir aşk ve aile hikâyesi anlatmakla kalmıyor; Akdeniz coğrafyasının doğası, yerleşim kültürü ve geçmişten bugüne taşınan sorunlarıyla insanın iç dünyası arasında dikkat çekici bir bağ kuruyor.
Romanın merkezinde jeoloji mühendisi Kemal bulunuyor. Hayatını geçmişinden uzaklaşarak kurmaya çalışan Kemal, yaklaşık on beş yıl sonra hasta annesini görmek amacıyla Finike’ye geri dönüyor.
Kemal’in başlangıçta kısa süreli ve zorunlu olarak gördüğü bu dönüş, zaman içerisinde onun için çok daha büyük bir yüzleşmeye dönüşüyor. Yıllardır geride bıraktığını düşündüğü çocukluk anıları, ailesiyle yaşadığı sorunlar, yarım kalmış ilişkiler ve geçmişte yaşanan olaylar birer birer yeniden karşısına çıkıyor.
Kemal’in Finike’ye dönüşü, aslında yalnızca bir mekâna dönüş değil; kendi geçmişine, çocukluğuna, ailesine ve yıllardır bastırdığı duygularına dönüş anlamına geliyor.
Geçmişin kapıları yeniden açıldıkça Kemal, yıllar önce geride bıraktığını düşündüğü hayatın hâlâ kendi üzerinde etkisini sürdürdüğünü fark ediyor.
Romanın dikkat çeken karakterlerinden biri de Kemal’in çocukluk aşkı Zehra.
Kemal’in yıllar sonra Finike’ye dönmesiyle birlikte Zehra ile geçmişte yarım kalmış hikâyeleri de yeniden gündeme geliyor. Aradan geçen uzun yıllara rağmen bazı duyguların ve cevaplanmamış soruların ortadan kaybolmadığını fark eden Kemal, geçmişte yaptığı seçimlerle bugün bulunduğu nokta arasında bağ kurmaya başlıyor.
Ancak roman, geçmişten gelen bir aşkın yeniden canlanmasından ibaret değil. Zehra ile Kemal arasındaki ilişki; kaybedilen zaman, söylenemeyen sözler, ailelerin etkisi, yanlış kararlar ve hayatın insanları birbirinden uzaklaştıran koşulları üzerinden daha geniş bir insanlık hikâyesine dönüşüyor.
Bu yönüyle “Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi”, aşkı yalnızca romantik bir ilişki olarak değil, insanın geçmişiyle kurduğu bağın önemli bir parçası olarak ele alıyor.
Romanın hikâyesini yalnızca aile ve aşk ilişkileri şekillendirmiyor. Finike çevresindeki doğal yapı ve taş ocaklarının yarattığı gerilim de anlatının önemli unsurları arasında yer alıyor.
Jeoloji mühendisi olan Kemal’in mesleki bilgisi, hikâyeye farklı bir boyut kazandırıyor. Kemal, çevresini sıradan bir insanın bakışından farklı olarak değerlendirirken toprağın ve doğanın verdiği bazı tehlikeli işaretleri fark etmeye başlıyor.
Bir yandan geçmişiyle yüzleşen, diğer yandan ailesi ve çevresindeki insanlarla ilişkilerini yeniden değerlendiren Kemal, bu kez çok daha büyük bir tehdidin yaklaşmakta olduğunu düşünmeye başlıyor.
Doğanın verdiği işaretler, romanın kişisel hikâyesini giderek toplumsal bir gerilime dönüştürüyor.
Romanın ilerleyen bölümlerinde yaklaşan deprem ve tsunami tehdidi, karakterlerin hayatlarını doğrudan etkileyen büyük bir kırılma noktası hâline geliyor.
Kemal için artık mesele yalnızca geçmişte yaptığı hatalarla yüzleşmek değil. Karşısında, insanların hayatını tehdit edebilecek büyük bir doğal felaket bulunuyor.
Bu noktada romanın temel sorularından biri daha belirgin hâle geliyor:
İnsan, geçmişinden kaçtığı gibi yaklaşan felaketten de kaçabilir mi?
Kemal’in hayatı boyunca yaptığı en temel şeylerden biri kaçmak ve geride bırakmak olurken, yaklaşan tehlike onu ilk kez bir karar vermeye zorluyor.
Yine kaçacak mı, yoksa ilk kez kalıp mücadele mi edecek?
Romanın dramatik yapısının merkezinde bu tercih yer alıyor.
“Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi” adından başlayarak fiziksel bir felaket ile insanın iç dünyasında yaşadığı yıkım arasında paralellik kuruyor.
Romanın öne çıkan cümlelerinden biri olan:
“Bazı şehirler yalnızca sular altında kalmaz, insanın içinde de batar.”
ifadesi, eserin ana fikrini de özetleyen güçlü bir metafor niteliği taşıyor.
Buradaki “batık şehir”, yalnızca olası bir doğal felaketin ardından sular altında kalabilecek bir yerleşimi değil; insanın hafızasında taşıdığı kayıpları, pişmanlıkları, korkuları ve yarım kalmış hayatları da simgeliyor.
Geçmişte yaşananların insanın belleğinde nasıl iz bıraktığı, yıllar geçse bile bazı hesapların neden kapanmadığı ve insanın kendi içindeki “batık şehirlerle” yüzleşmeden yeni bir hayat kurup kuramayacağı romanın temel meseleleri arasında bulunuyor.
Çetik’in romanı, birden fazla temayı aynı anlatı içerisinde bir araya getiriyor.
Aşk, geçmişte yarım kalmış bir ilişkinin yıllar sonra yeniden ortaya çıkması üzerinden işlenirken; aile, karakterlerin kararlarını ve hayatlarını biçimlendiren temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Bunun yanında kayıp ve suçluluk duygusu, Kemal’in geçmişine bakışını belirleyen önemli psikolojik unsurlar arasında yer alıyor.
Roman boyunca karakterlerin yalnızca başlarına gelen olaylarla değil, geçmişte yaptıkları veya yapamadıklarıyla da mücadele etmeleri dikkat çekiyor.
Bu nedenle “Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi”, okuru yalnızca “ne olacak?” sorusunun peşinden sürükleyen bir macera anlatısı değil; aynı zamanda “İnsan geçmişiyle ne kadar yaşayabilir?”, “Pişmanlıklar telafi edilebilir mi?”, “İkinci bir şans mümkün müdür?” ve “Bir insan değişmek için ne zaman harekete geçer?” gibi sorular üzerine düşünmeye çağıran bir edebî kurgu niteliği taşıyor.
Eserde Finike, olayların geçtiği sıradan bir arka plan olmaktan çıkarak roman atmosferinin önemli unsurlarından biri hâline geliyor.
Akdeniz kıyısındaki doğası, geçmişi, insan ilişkileri ve çevresel sorunlarıyla Finike; Kemal’in geçmişiyle bugünü arasında bir köprü işlevi görüyor.
Yıllar sonra aynı coğrafyaya dönen bir insanın mekânla kurduğu ilişki üzerinden hafıza ve değişim kavramları da sorgulanıyor. Kemal’in hatırladığı Finike ile yıllar sonra karşılaştığı Finike arasındaki farklılık, aslında onun kendi hayatındaki değişimin de bir yansıması olarak ortaya çıkıyor.
Bu açıdan bakıldığında roman, bir karakterin hikâyesi kadar bir coğrafyanın ve o coğrafyada yaşayan insanların hikâyesini de anlatıyor.
Romanın dikkat çeken yönlerinden biri de insan ile doğa arasındaki ilişkinin hikâyenin merkezine taşınması.
Jeoloji mühendisi Kemal’in gözünden değerlendirilen doğal tehlike unsurları, insanın doğa karşısındaki kırılganlığını ortaya koyuyor. Taş ocakları ve çevresel etkiler üzerinden gelişen çatışmalar ise ekonomik ve toplumsal ihtiyaçlarla doğanın korunması arasındaki gerilime işaret ediyor.
Böylece bireysel bir geçmiş hikâyesi, giderek daha geniş bir çerçeveye taşınıyor.
Aşk ve aile ilişkileriyle başlayan anlatı; doğa, çevre, insan güvenliği, geçmişin sorumluluğu ve geleceğe ilişkin kaygılarla genişliyor.
Romanın temel çatışmalarından biri, Kemal’in yıllar boyunca tercih ettiği “kaçış” ile karşı karşıya kaldığı “yüzleşme” arasında şekilleniyor.
Kemal, yıllar önce Finike’den ayrılarak hayatını başka bir yerde kurmayı seçmiş bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Ancak insanın fiziksel olarak uzaklaşmasının, geçmişini de geride bırakmaya yetmediği giderek ortaya çıkıyor.
Hasta annesi nedeniyle başlayan dönüş, onu çocukluk aşkına, ailesine, geçmişte yaşananlara ve kendi vicdanına götürüyor.
Yaklaşan deprem ve tsunami tehdidi ise Kemal’in bu kez yalnızca kendi hayatı için değil, çevresindeki insanların hayatları için de sorumluluk almasını gerektiriyor.
Bu noktada roman, bireyin sorumluluk duygusunu da sorguluyor:
Bir insan geçmişte yaptığı hatalardan kaçabilir mi, yoksa bir gün mutlaka onlarla yüzleşmek zorunda mı kalır?
“Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi”, bütün dramatik yapısının altında bir ikinci şans hikâyesi de barındırıyor.
Geçmişte kaybedilen zamanın geri getirilemeyeceği gerçeğine rağmen, insanın bugün vereceği kararlarla geleceğini değiştirebilme ihtimali romanın önemli damarlarından birini oluşturuyor.
Kemal’in hikâyesi bu anlamda yalnızca geçmişin acılarını hatırlamakla sınırlı kalmıyor. Karakter, geçmişin ağırlığı altında ezilmek yerine geleceğe dair bir seçim yapmak zorunda kalıyor.
Bu seçim, aşkı yeniden değerlendirmekten ailesine karşı sorumluluk üstlenmeye, yaşadığı coğrafyaya sahip çıkmaktan tehlike karşısında harekete geçmeye kadar uzanan geniş bir çerçevede şekilleniyor.
Şair, yazar ve gazeteci kimliğiyle farklı edebî ve yazınsal alanlarda çalışmalarını sürdüren Cengiz Çetik, “Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi” ile roman türünde yeni bir eser ortaya koyuyor.
Çetik’in yeni romanında bireysel hikâyeler ile toplumsal ve çevresel meseleler aynı kurgu içerisinde buluşturulurken, Akdeniz coğrafyasının atmosferi de anlatının önemli parçalarından biri olarak kullanılıyor.
Roman; aşk, aile, geçmiş, doğa, kayıp, suçluluk ve felaket gibi farklı temaları bir araya getirerek karakter merkezli bir hikâyeyi daha geniş bir sorgulama alanına taşıyor.
“Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi”, 2026 yılında dijital kitap formatında yayımlandı.
Okurlar, esere Google Play Kitaplar üzerinden ulaşarak dijital ortamda satın alabiliyor.
Romanın özellikle edebî kurgu, aşk ve aile dramı, psikolojik karakter anlatıları, doğa ve felaket temalı hikâyeler ile Akdeniz coğrafyasında geçen romanları seven okurlara hitap etmesi bekleniyor.
Kitap: Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi
Yazar: Cengiz Çetik
Tür: Roman / Edebî Kurgu
Yayın yılı: 2026
Yayın formatı: Dijital kitap / E-kitap
Yayın platformu: Google Play Kitaplar
On beş yıl sonra hasta annesini görmek için Finike’ye dönen Kemal, kısa süreceğini düşündüğü bu ziyaretin hayatını değiştirecek bir yüzleşmeye dönüşeceğini bilmez.
Çocukluk aşkı Zehra, ailesiyle yarım kalan hesaplar ve geçmişin izleri yeniden karşısına çıkar.
Ancak Kemal’in dönüşü yalnızca geçmişin kapılarını açmakla kalmaz.
Bir jeoloji mühendisi olarak çevresindeki tehlikeli işaretleri fark etmeye başlayan Kemal, yaklaşan büyük bir deprem ve tsunami tehdidinin izlerini görür.
Artık geçmiş ile gelecek, aşk ile sorumluluk, kaçmak ile kalmak arasında sıkışmış bir hayatın ortasında karar vermek zorundadır.
Ve belki de hayatında ilk kez, kaçmak yerine kalması gerekecektir.
“Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi”, bir şehrin sular altında kalmasından çok daha fazlasını anlatıyor: İnsanların geçmişlerinde sakladıkları, yıllar geçse de unutamadıkları ve bir gün mutlaka yüzleşmek zorunda kaldıkları batık hikâyeleri…
Cengiz Çetik’in “Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi” adlı romanı, 2026 yılında dijital kitap olarak Google Play Kitaplar’da yayımlandı.
Eseri incelemek ve satın almak isteyen okurlar, Google Play Kitaplar platformu üzerinden kitaba ulaşabilir.
Batık Şehir – Aşkın Tsunamisi
Geçmişin sular altında kalmadığı, insanın içinde yaşamaya devam ettiği bir hikâye…