BURSA — DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın toplu ulaşım politikası ve BURULAŞ’ın araç yatırımları üzerinden önemli bir tartışma başlattı. Öztürk, Bursa’nın Türkiye’nin en güçlü otomotiv ve sanayi merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, kentte kullanılan toplu taşıma araçlarının önemli bir bölümünün Bursa’nın kendi mühendislik ve üretim kapasitesiyle geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Öztürk, “BURULAŞ neden kendi otobüsünü üretmesin?” sorusunu gündeme taşıyarak, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yalnızca otobüs satın alan bir kamu yönetimi anlayışından çıkarak, yerli ve milli toplu ulaşım teknolojisi geliştiren, üreten ve zaman içerisinde başka kentlere de ihraç edebilen bir modele geçmesi gerektiğini savundu.
BURULAŞ’ın resmi kurumsal bilgilerinde otobüs işletmeciliğinin Bursa kent içi ulaşım sisteminin temel bileşenlerinden biri olduğu, filo yönetimi, bakım ve operasyon süreçlerinin kurumsal bir yapı içerisinde yürütüldüğü görülüyor. Kurumun organizasyon şemasında ayrıca Otobüs İşletme Müdürlüğü, Otobüs Bakım Müdürlüğü, Satınalma Müdürlüğü, Mali İşler, Finans ve Denetim gibi birimler bulunuyor.
Öztürk, tam da bu kurumsal ve teknik altyapının, Bursa’nın kendi toplu ulaşım aracını geliştirmesi için önemli bir başlangıç noktası olabileceğini belirtti.
Tayfun Öztürk, Bursa’nın Türkiye’nin otomotiv sektöründeki konumuna dikkat çekerek, kentin yalnızca otomobil ve ticari araç üretimindeki kapasitesiyle değil, yan sanayisi, mühendislik altyapısı, teknik personeli ve tedarik zinciriyle de büyük bir üretim ekosistemine sahip olduğunu söyledi.
Öztürk şöyle konuştu:
“Bursa otomotiv üretiminde Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri. Otomotiv yan sanayimiz var, mühendislerimiz var, teknik elemanlarımız var, üniversitelerimiz var. Dünyanın önemli markaları Bursa’da üretim yapıyor. Böyle bir şehirde, toplu taşıma araçlarımızın tamamına yakınının dışarıdan satın alınması üzerine düşünmemiz gerekiyor.”
Bunun yalnızca belediyenin otobüs satın alma politikasına ilişkin bir eleştiri olmadığını belirten Öztürk, konunun Bursa’nın ekonomik geleceği açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Biz Bursa’nın sadece otobüs satın alan bir kent olmasını değil, otobüs tasarlayan ve üreten bir kent olmasını istiyoruz” diyen Öztürk, bunun uzun vadeli bir stratejik hedef haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
BURULAŞ’ın resmi internet sitesinde otobüs hizmetlerinin artan kentsel hareketlilik ihtiyacına cevap vermek amacıyla geliştirildiği, kent büyüdükçe otobüs ağının genişletildiği ve filo yenileme çalışmalarının sürdürüldüğü belirtiliyor.
Öztürk’e göre bu durum Bursa için aynı zamanda önemli bir fırsat anlamına geliyor.
Çünkü ulaşım filosunun yenilenmesi kaçınılmazsa, asıl tartışılması gereken konunun “Hangi otobüsü satın alacağız?” değil, “İhtiyacımız olan otobüsü nasıl üretebiliriz?” olması gerektiğini belirtiyor.
Öztürk:
“Büyükşehir Belediyesi ulaşım yatırımlarına kaynak ayırıyor. BURULAŞ’ın da büyük bir ulaşım organizasyonu var. Bu kaynakları sadece satın alma amacıyla kullanmak yerine, uzun vadeli bir üretim stratejisinin başlangıç sermayesine dönüştürmek neden mümkün olmasın?”
diye sordu.
DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Öztürk, Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik kaynaklarını değerlendirirken kamu bütçesinin sınırlarının ve borçlanma yükünün elbette dikkate alınması gerektiğini belirterek, buna rağmen fizibilitesi yapılmış bir üretim modelinin tartışılmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Öztürk, “Büyükşehir Belediyesi’nin maddi gücü var” ifadesinin yalnızca bugünkü bütçe üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Burada mesele ‘yarın fabrika kuralım, ertesi gün otobüs üretelim’ demek değil. Önce fizibilite yapılır. Ne kadar yatırım gerekiyor? Kaç araç üretirsek birim maliyet düşer? Bursa’daki hangi firmalar projeye dahil olabilir? Üniversiteler ne katkı verebilir? Hangi parçaları yerli üretebiliriz? Elektrikli otobüs konusunda nasıl bir teknoloji geliştirebiliriz? Bunların hepsinin hesabı yapılır.”
Öztürk’e göre böyle bir çalışma ekonomik açıdan uygun çıkarsa, Bursa’nın gelecekte kendi toplu ulaşım araçlarını üretmesinin önünde siyasi irade dışında aşılması imkânsız bir engel bulunmuyor.
Öztürk’ün önerisinin önemli ayaklarından biri de BURULAŞ’ın yalnızca ulaşım hizmeti veren bir işletme olmaktan çıkarak toplu ulaşım teknolojileri geliştiren bir kuruma dönüşmesi.
BURULAŞ’ın mevcut yapısında Otobüs İşletme Müdürlüğü ve Otobüs Bakım Müdürlüğü gibi doğrudan otobüs operasyonlarıyla ilgili birimler bulunuyor. Ayrıca Satınalma, Finans ve Denetim gibi üretim projesinin yönetiminde ihtiyaç duyulabilecek kurumsal birimler de mevcut.
Öztürk, bu yapının yeni bir vizyonla değerlendirilmesini öneriyor.
“BURULAŞ bugün otobüsü işletiyor, bakımını yapıyor, filosunu yönetiyor. Peki neden bundan sonraki aşamada ‘otobüsü nasıl daha verimli hale getiririz, nasıl tasarlarız, nasıl ürettiririz?’ sorusunu da sormasın?”
Tayfun Öztürk, Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde “Bursa Otobüsü Projesi” adıyla kapsamlı bir fizibilite çalışması yapılmasını önerdi.
Projede ilk aşamada doğrudan büyük bir fabrika yatırımı yapılması yerine, Bursa’daki mevcut üretim altyapısının haritalanması gerektiğini belirten Öztürk, şu modelin uygulanabileceğini ifade etti:
Öncelikle Bursa’nın toplu ulaşım ihtiyacı belirlenmeli.
Kaç otobüse ihtiyaç var?
Her yıl kaç araç yenileniyor?
Otobüslerin ortalama kullanım ömrü ne?
Yakıt, bakım ve yedek parça maliyetleri ne kadar?
Elektrikli araçlara geçişte ne kadar yatırım gerekiyor?
Bu soruların tamamı bilimsel bir çalışma ile ortaya konulmalı.
Bursa’daki üniversitelerin mühendislik fakülteleri projeye dahil edilmeli.
Makine, elektrik-elektronik, mekatronik, bilgisayar ve endüstri mühendisliği bölümleri ortak çalışmalar yapmalı.
Öztürk, “Üniversite-sanayi-kamu iş birliğini artık slogan olmaktan çıkarmalıyız” görüşünde.
Bursa’daki otomotiv yan sanayisi ve diğer üreticilerle bir tedarik zinciri oluşturulabilir.
Şasi, gövde, koltuk, cam, klima, elektronik sistemler, yazılım ve diğer bileşenlerde Bursa’daki üreticilerin katkısı artırılabilir.
Proje başarılı olursa ilk etapta birkaç prototip otobüs geliştirilebilir.
Bu araçlar BURULAŞ filosunda test edilebilir.
Performans, bakım, enerji tüketimi, yolcu konforu ve işletme maliyetleri ölçülebilir.
Öztürk’e göre projenin özellikle elektrikli otobüsler üzerinden şekillendirilmesi Bursa için önemli bir fırsat olabilir.
Enerji maliyetlerinin toplu ulaşım bütçesindeki ağırlığı düşünüldüğünde, daha verimli elektrikli araçların geliştirilmesi uzun vadede işletme maliyetlerini de düşürebilir.
Öztürk, projenin yalnızca araç üretimiyle sınırlandırılmaması gerektiğini belirterek, toplu ulaşım teknolojilerinin bir bütün olarak ele alınmasını istedi.
Bursa’nın kendi otobüsünü üretmesi halinde;
gibi alanlarda da yeni bir ekosistem oluşabileceğini söyledi.
“Bir otobüs üretmekten söz ediyoruz ama aslında bir teknoloji ekosisteminden söz ediyoruz. Bursa’nın ihtiyacından doğan bir proje zaman içerisinde başka belediyelerin ihtiyacına da cevap verebilir.”
Öztürk, projenin başarılı olması halinde Bursa’nın yalnızca kendi ulaşım ihtiyacını karşılayan bir kent olmayacağını, Türkiye’nin diğer şehirlerine de toplu ulaşım aracı sağlayabilecek bir üretim merkezine dönüşebileceğini belirtti.
“Bugün Bursa’nın ihtiyacı için üretmeye başladığımız bir otobüs, yarın başka şehirlerin filosuna girebilir” diyen Öztürk, bunun Bursa ekonomisine de önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Bu modelin doğrudan kamu fabrikası şeklinde olmak zorunda olmadığını belirten Öztürk, belediye öncülüğünde özel sektör, üniversite ve sanayi kuruluşlarının bir araya geldiği ortak bir üretim modelinin de değerlendirilebileceğini söyledi.
Öztürk’ün üzerinde durduğu bir diğer konu ise kamu kaynaklarının kent ekonomisine geri dönüşü.
Öztürk:
“Bir belediye ulaşım aracı satın aldığında ciddi bir kaynak harcıyor. Bu kaçınılmaz olabilir. Ama aynı paranın daha büyük bölümünün Bursa’daki üreticilere, mühendislerimize, çalışanlarımıza ve işletmelerimize dönmesini sağlayabilirsek, ulaşım harcamasını aynı zamanda ekonomik kalkınma aracına dönüştürmüş oluruz.”
ifadelerini kullandı.
Bunun yalnızca belediyenin değil, bütün Bursa’nın kazanacağı bir model olacağını belirten Öztürk, üretim arttıkça istihdamın da artacağını söyledi.
BURULAŞ’ın mevcut yapısında otobüs bakım biriminin bulunmasının da önemli bir avantaj olduğunu ifade eden Öztürk, kurumun araçların işletme ve bakım süreçlerine ilişkin ciddi bir deneyime sahip olduğunu belirtti.
BURULAŞ’ın mevcut kadrosunda otobüs bakımından sorumlu bir müdürlüğün yanı sıra otomotiv alanında teknik personel ihtiyacına yönelik istihdam ilanlarının da bulunması, kurumun operasyonel ve teknik kapasitesinin önemini ortaya koyuyor.
Öztürk’e göre bu deneyim, sıfırdan bir araç üretim modeli oluşturulurken önemli bir avantaj sağlayabilir.
DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, önerinin parti siyasetinin üzerinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Öztürk:
“Biz bunu DEVA Partisi’nin projesi olarak değil, Bursa’nın projesi olarak görüyoruz. Hangi siyasi parti belediyeyi yönetirse yönetsin, Bursa’nın üretim kapasitesini artıracak projeler desteklenmelidir.”
dedi.
Projenin hayata geçirilmesi halinde Bursa Büyükşehir Belediyesi, BURULAŞ, üniversiteler, sanayi kuruluşları, meslek odaları ve ilgili kamu kurumlarının aynı masa etrafında buluşması gerektiğini belirten Öztürk, “Bu mesele siyasi polemik konusu yapılmadan teknik olarak tartışılmalıdır” çağrısında bulundu.
Öztürk, projenin ekonomik olarak mutlaka avantajlı çıkacağı yönünde peşin hüküm verilmemesi gerektiğini de özellikle vurguladı.
“Belki üretim maliyeti başlangıçta yüksek çıkacak. Belki bazı parçaları üretmek ekonomik olmayacak. Belki bazı teknolojiler için özel sektörle ortaklık gerekecek. Bunların hepsi hesaplanabilir” diyen Öztürk, önemli olanın bu soruları hiç sormadan sürekli satın alma modelinin devam ettirilmemesi olduğunu söyledi.
“Biz ‘mutlaka üretelim’ diye peşin bir karar istemiyoruz. Biz ‘üretebilir miyiz, ekonomik olarak mantıklı mı, hangi model daha doğru?’ sorularının cevaplarını istiyoruz. Bunun için ciddi bir fizibilite çalışması yapılsın.”
Tayfun Öztürk, açıklamasının sonunda Bursa’nın sanayi kimliğiyle toplu ulaşım arasında daha güçlü bir bağ kurulması gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:
“Bursa otomotiv şehri. Bursa üretim şehri. Bursa mühendislik şehri. Bursa sanayi şehri. O halde Bursa neden kendi toplu taşıma aracını üretmesin?”
“Neden Bursa’nın mühendislerinin tasarladığı, Bursa’daki sanayicilerin ürettiği, BURULAŞ’ın kullandığı bir otobüs yollarda olmasın?”
“Neden birkaç yıl sonra Bursa’dan başka şehirlere otobüs gönderen bir kent olmayalım?”
Öztürk, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve BURULAŞ’a çağrıda bulunarak, “Bursa Otobüsü Projesi” için kapsamlı bir fizibilite çalışmasının başlatılmasını istedi.
“Bursa’nın kaynaklarını yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak için değil, yarının Bursa’sını inşa etmek için de kullanmalıyız” diyen Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bursa artık sadece satın alan değil, tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir şehir olmalıdır. BURULAŞ neden kendi otobüsünü üretmesin? Bu sorunun cevabını Bursa kamuoyu hak ediyor.”
BURULAŞ’ın resmi verilerine göre kurum bugün otobüs işletmeciliğinin yanı sıra raylı sistemler, deniz ulaşımı ve diğer ulaşım hizmetlerini de yürüten geniş kapsamlı bir ulaşım yapısına sahip. Kurumun resmi sitesinde ayrıca bakım ve revizyon çalışmalarıyla 24 milyon TL’yi aşan tasarruf sağlandığı duyuruldu.
Bu tablo, Öztürk’ün gündeme getirdiği tartışmanın yalnızca “otobüs satın almak mı, üretmek mi?” sorusundan ibaret olmadığını; Bursa’nın kamu kaynaklarını, sanayi altyapısını ve teknik insan kaynağını geleceğin ulaşım teknolojilerine nasıl yönlendireceği sorusunu da beraberinde getirdiğini gösteriyor.