Uzun süredir çalışma hayatında yaşadığını belirttiği hak kayıpları, eşitsiz uygulamalar ve sosyal haklardan yeterince yararlandırılmadığı iddialarıyla gündeme gelen F.Y., Mudaş A.Ş. ile yaşadığı iş sürecine ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı.
F.Y., yaşanan sürecin kamuoyuna yansıtılmasının amacının herhangi bir kurumu yıpratmak ya da hedef göstermek olmadığını belirterek, temel amaçlarının çalışma hayatında yaşadıklarını hukuki ve demokratik yollarla dile getirmek, mağduriyetlerinin giderilmesini sağlamak ve çözüm bulunması olduğunu ifade etti.
F.Y.’nin açıklamasına göre, çalışma süreci içerisinde aylar boyunca devam eden çeşitli sorunlar nedeniyle ciddi mağduriyetler yaşandı.
F.Y., 2 Haziran 2026 tarihinde iş akdini sona erdirme kararının ani bir tercih olmadığını, uzun süren değerlendirmeler ve çözüm arayışlarının ardından alınmış zorunlu bir karar olduğunu belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“2 Haziran 2026 tarihinde, aylar boyunca yaşadığım hak kayıpları, eşitsiz uygulamalar, sosyal haklardan yararlandırılmamam, çalışma koşullarımın ağırlaştırılması ve engelli çocuğumun bakım sorumluluğuyla bağdaşmayan uygulamalar nedeniyle iş akdimi haklı nedenle feshetmek zorunda kaldım.”
F.Y., iş ilişkisinin sona ermesinin kendi isteğiyle gerçekleştirilen sıradan bir ayrılık olmadığını, yaşanan çalışma koşulları nedeniyle hukuki haklarını kullanarak gerçekleştirilen bir fesih olduğunu vurguladı.
F.Y., yaşanan sorunların ilk aşamada kamuoyuna taşınmadan önce kurum içinde çözülmesi için çaba gösterildiğini belirtti.
Açıklamada, sorunun büyümeden ve taraflar arasında diyalog yoluyla çözülmesi amacıyla çeşitli girişimlerde bulunulduğu ifade edildi.
F.Y. şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu süreçte öncelikle sorunun kurum içinde çözülmesini istedik. Amacımız hiçbir zaman kurumları yıpratmak, tartışma oluşturmak veya herhangi bir kurumu zor durumda bırakmak değildi. Tek beklentimiz yaşadığımız sorunların görülmesi ve çözüm üretilmesiydi.”
Ancak yapılan görüşme ve başvurulara rağmen beklenen somut adımların atılmadığını belirten F.Y., bunun ardından farklı demokratik kanallara başvurduklarını açıkladı.
F.Y., yaşadığı sorunların çözümü amacıyla ilgili siyasi parti örgütleri, yöneticiler ve milletvekilleriyle iletişime geçildiğini ifade etti.
Bu başvuruların temel amacının kamuoyu oluşturmak değil, çözüm mekanizmalarının harekete geçirilmesi olduğunu belirten F.Y., şunları söyledi:
“İlgili siyasi parti örgütlerine, yöneticilere ve milletvekillerine yazılı olarak başvurduk. Bu girişimlerin amacı herhangi bir kurumu hedef almak değil, yaşadığımız mağduriyetlerin giderilmesi için destek ve çözüm arayışıydı.”
F.Y., yaşanan sürecin kamuoyuyla paylaşılmasının ardından Mudaş A.Ş. tarafından noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini açıkladı.
Söz konusu ihtarnamede, kamuoyuyla paylaşılan açıklamaların gerçeğe aykırı olduğu yönünde iddiaların yer aldığını ve açıklamaların geri alınmasının talep edildiğini belirten F.Y., buna karşılık hukuki yollarla cevap verildiğini ifade etti.
F.Y.’nin açıklamasına göre, vekili aracılığıyla noter kanalıyla gönderilen cevapta;
belirtildi.
F.Y., süreçle ilgili ellerinde resmi belgelerin bulunduğunu ve tüm iddiaların hukuki merciler önünde değerlendirileceğini belirtti.
Açıklamada şu bilgilere yer verildi:
“Bugün geldiğimiz noktada elimizde Mudaş A.Ş. ile imzalanmış iş sözleşmesi, SGK kayıtları, maaş bordroları ve iş ilişkisinin sona ermesinden sonra yine Mudaş A.Ş. tarafından yapılan geriye dönük ödemelere ilişkin belgeler bulunmaktadır.”
F.Y., söz konusu belgelerin çalışma sürecinde yaşanan gelişmelerle birlikte hukuki değerlendirmeye sunulacağını ifade etti.
F.Y., yaşanan tartışmanın temelinde özel bir talep ya da ayrıcalık beklentisi bulunmadığını özellikle vurguladı.
Açıklamada, taleplerin çalışma hayatında temel hukuk ilkeleri çerçevesinde olduğu belirtildi.
F.Y.’nin talepleri şu şekilde sıralandı:
F.Y., çalışma hayatında yaşandığı düşünülen sorunların dile getirilmesinin anayasal ve demokratik bir hak olduğunu belirtti.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Hak arama özgürlüğünün kullanılması hiçbir şekilde bir karalama faaliyeti değildir. Çalışma hayatında yaşandığını düşündüğümüz hak ihlallerini dile getirmek hem anayasal hem de demokratik bir haktır.”
F.Y., hukuki sürece saygı duyduklarını ancak haklarını aramaktan vazgeçmeyeceklerini ifade etti.
F.Y., yaşanan sürecin kişiler arasındaki bir tartışma olarak değil, çalışma hayatındaki temel ilkeler açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Açıklamanın sonunda şu çağrı yapıldı:
“Temennimiz, bu sürecin kişiler üzerinden değil; emek, eşitlik, çalışma barışı ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesidir. Çalışanların haklarının korunduğu, engelli bireylerin ve ailelerinin çalışma hayatında daha fazla desteklendiği adil bir sistemin oluşturulmasını istiyoruz.”
F.Y., bundan sonraki süreçte tüm haklarını hukuk çerçevesinde aramaya devam edeceğini ve yaşanan gelişmelerin ilgili hukuki merciler tarafından değerlendirileceğini kamuoyunun bilgisine sundu.