Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ümit Yurtkuran makalesinde;
Hepimizin bildiği gibi vücudumuzun, bir sindirim sistemine sahip olmasının tek nedeni, yiyecek ve içeceklerin sindirilip, faydalı ve gerekli olanların emilip gerekli yerlere gönderilmesi, zararlı ya da faydasız olanların ise vücut dışına atılması ya da zararsız hale getirilmesi içindir.
Ancak bilimsel çalışmalar ve klinik deneyimler göstermiştir ki sağlıklı bir bağırsak florası olmadan sindirim sisteminin bu fonksiyonlarını tam olarak yerine getirebilmesi mümkün değildir.
Normal şartlarda sindirimin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için gıda maddelerinin mideden 12 parmak bağırsağına geçişini müteakip, “sekretin” ve “kolesistokinin” hormonları salgılanmalıdır. Bu hormonların salgılanabilmesi için ise mideden 12 parmak bağırsağına geçen “gıda maddelerinin PH değerinin 2 civarında (1.5 – 3 aralığında) olması gerekir.”
Bu iki hormon 12 parmak bağırsağı tarafından üretilir ve kana karışarak görevini yerine getirmek üzere pankreas, karaciğer, mide ve diğer organlara taşınır. Sekretin hormonu mideye “sıvı üretimini durdurma” talimatını verir. Karaciğeri “safra üretmesi” için “bağırsak duvarını” ise yemeğin geldiğini haber vererek, kendisini korumaya yetecek kadar “mukus üretimi” için uyarır.
Ancak “yaptığı en önemli şey” mideden gelen yiyeceklerdeki asidi etkisiz hale getirerek, sindirilebilmeleri için “pankreası uyarmasıdır.” Çünkü sindirimin tam ve hatasız olabilmesi için ince bağırsağın çok daha alkali bir PH değerine (PH; 7 – 8 ) sahip olması gerekir.
Bu da ancak pankreasın üreteceği bikarbonat çözeltileri ile mümkün olacaktır. Pankreasın görevi bununla da bitmez. “Sindirim için şart olan” Amilaz, Glukagon, Tripsinojen ve İnsülin gibi hormon ve enzimleri de salgılaması gerekir.
Cuma gününün yeni umutlara, iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle…
Ümit YURTKURAN