“Hiç Kimse Bu Davaların Sonucunu Garanti Edemez”

“Hiç Kimse Bu Davaların Sonucunu Garanti Edemez”
Yayınlama: 02.07.2026
A+
A-

Topuk kanı uygulamasına ilişkin açılan davalarda ailelere hukuki destek verdiğini belirten Avukat Cüneyt Bülent Şeker, sosyal medya üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamada hem vatandaşlara hem de meslektaşlarına önemli uyarılarda bulundu. Şeker, özellikle bu alanda “garantili sonuç” vaadiyle para talep eden kişi ve gruplara karşı dikkatli olunması gerektiğini savunurken, ücretsiz olarak paylaştığı dilekçelerin ticari amaçlarla satıldığını öne sürdü.

“Garanti Sonuç” Vaadine Tepki

Avukat Cüneyt Bülent Şeker, kamuoyunda “topuk kanı davaları” olarak bilinen hukuki süreçlerde bazı kişi veya grupların, belirli isimleri veya hareketleri referans göstererek davaları kesin olarak kazanabileceklerini iddia ettiğini belirtti.

Şeker, vatandaşlardan bu tür söylemlere itibar etmemelerini isteyerek, hiçbir hukukçunun dava sonucunu garanti edemeyeceğini ifade etti. Kendisinin de bugüne kadar çok sayıda olumlu karar almasına rağmen hiçbir müvekkiline kesin başarı vaadinde bulunmadığını belirten Şeker, “Bu davalarda size garanti veren kişi doğru söylemiyordur ve sizi yanıltıyordur.” görüşünü dile getirdi.

“Ücretsiz Dilekçeler Satılıyor” İddiası

Açıklamasında hazırladığı dilekçe örneklerinin tamamen ücretsiz olduğunu belirten Şeker, bu belgelerin Gıda Hareketi internet sitesinde kamuoyunun erişimine açık şekilde yayımlandığını söyledi.

Bazı kişilerin söz konusu dilekçelerin yalnızca üst kısmındaki kimlik bilgilerini değiştirip özetleyerek ücret karşılığında vatandaşlara sattığını iddia eden Şeker, ailelerin bu tür girişimlere karşı dikkatli olmaları gerektiğini ifade etti.

“Bu Davalar Sadece Dilekçe Meselesi Değil”

Şeker’e göre topuk kanı davalarının yalnızca temel hukuki argümanlardan ibaret olmadığına dikkat çekildi.

Açıklamasında, davalarda esas hukuk kadar usul hukukunun da belirleyici olduğunu savunan Şeker, her mahkemenin ve her hakimin farklı usul değerlendirmeleri yapabildiğini, bu nedenle standart bir dilekçeyle tüm davaların yürütülemeyeceğini öne sürdü.

Şeker, verilen ilk derece mahkemesi kararlarına göre istinaf başvurularının da farklı şekilde hazırlanması gerektiğini belirterek, her dosyanın kendine özgü hukuki değerlendirme gerektirdiğini ifade etti.

“Davaların Avukat Aracılığıyla Takip Edilmesi Faydalı Olabilir”

Vatandaşlara mümkün olması halinde davalarını bir avukat aracılığıyla takip etmelerini tavsiye eden Şeker, dosyada resmi olarak görev yapan bir avukatın bulunmasının hem mahkemelerin hem de kolluk kuvvetlerinin sürece daha dikkatli yaklaşmasını sağlayabileceğini savundu.

Şeker ayrıca, telefonla kendisini avukat olarak tanıtan kişilere de hemen güvenilmemesi gerektiğini belirterek, avukatın kayıtlı olduğu barodan kimlik ve iletişim bilgilerinin doğrulanmasını önerdi.

Bu konuda sahtecilik girişimlerine ilişkin duyumlar aldığını da iddia eden Şeker, vatandaşların yalnızca barolar tarafından doğrulanmış iletişim bilgileri üzerinden avukatlarla görüşmelerinin daha güvenli olacağını ifade etti.

“Zor Kullanılması Durumunda Avukatın Müdahalesi Hayati Önem Taşıyor”

Açıklamasında özellikle kolluk kuvvetlerinin devreye girdiği durumlara da değinen Şeker, zor kullanılarak topuk kanı, test veya benzeri sağlık uygulamalarının yaptırılmaya çalışılması halinde avukat desteğinin kritik öneme sahip olduğunu ileri sürdü.

Bu tür süreçlerde yalnızca hazır dilekçelerle sonuca ulaşılamayacağını savunan Şeker, hukuki müdahalenin olayın gelişimine göre yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

“Usul Hukuku Sürekli Değişen Bir Alan”

Şeker, uygulamada mahkemelerin farklı kararlar verebildiğini, idarenin de zaman içerisinde yeni yöntemler geliştirdiğini öne sürdü.

Kendi değerlendirmesine göre hukuki süreçlerde geliştirilen yeni usul çözümlerine karşı idarenin de farklı uygulamalar geliştirdiğini ifade eden Şeker, bu nedenle hukuki mücadelenin yalnızca standart dilekçeler üzerinden yürütülemeyeceğini savundu.

Meslektaşlarına Çağrı

Şeker, topuk kanı davalarıyla daha fazla avukatın ilgilenmesi gerektiğini belirterek, bu alandaki hukuki bilgi ve deneyimlerini meslektaşlarıyla paylaşmaya hazır olduğunu açıkladı.

Kendisine telefon veya e-posta yoluyla ulaşan avukatlara elindeki bilgi ve belgeleri aktardığını ifade eden Şeker, bu alanda hukukçuların çoğalmasının vatandaşların hukuki haklarının korunmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.

“Davalar Hukuk ve Adalet İlkelerine Göre Yürütülmüyor” İddiası

Şeker, açıklamasında davaların yürütülme biçimine ilişkin eleştiriler de yöneltti.

Bazı yargı mensuplarının vicdani kanaatleri doğrultusunda karar vermeye çalıştığını ifade eden Şeker, buna karşın birçok hakimin üst mahkemelerin kararları veya sistem baskısı nedeniyle farklı hareket ettiğini iddia etti.

Ayrıca bazı hakimlerin ailelere karşı suçlu muamelesi yaptığını, kolluk kuvvetlerini ailelerin adreslerine yönlendiren kararlar verdiğini öne süren Şeker, bu uygulamaları sert ifadelerle eleştirdi.

“Lehe Kararlar Çoğunlukla Usul Hatalarından Kaynaklanıyor”

Şeker’in değerlendirmesine göre olumlu sonuçlanan kararların önemli bir kısmı davanın esasından değil, usul eksikliklerinden kaynaklanıyor.

Özellikle ailelerin yeterince dinlenmemesi, idarenin eski genelgelerine dayanılması veya çocuğun doğumundan sonra geçen süre gibi hususların istinaf mahkemelerince dikkate alınabildiğini ifade eden Şeker, bu tür bozma kararlarının zaman kazandırması bakımından önemli olduğunu söyledi.

Kamuoyu Oluşturulması Çağrısı

Açıklamasının sonunda çözüm önerilerine de yer veren Şeker, kalıcı değişimin yalnızca mahkeme salonlarında değil, kamuoyu nezdinde de yürütülecek çalışmalarla mümkün olacağını savundu.

Şeker, yaşadıkları süreci kamuoyuyla paylaşan ailelerin, açıklama yapan hukukçuların ve sağlık çalışanlarının katkısıyla toplumsal farkındalığın artabileceğini ifade ederek, basın ve sosyal medyada mağduriyetlerin görünür hale gelmesinin önemli olduğunu dile getirdi.

Tartışmalar Sürüyor

Topuk kanı uygulaması ve bu uygulamaya yönelik açılan davalar son dönemde kamuoyunda farklı görüşlerin dile getirildiği başlıklar arasında yer almayı sürdürüyor.

Bir tarafta uygulamanın çocuk sağlığının korunması açısından önem taşıdığını savunan görüşler bulunurken, diğer tarafta uygulamaya hukuki gerekçelerle itiraz eden aileler ve hukukçular da çeşitli davalar açmaya devam ediyor.

Avukat Cüneyt Bülent Şeker’in son açıklamaları da bu tartışmalar kapsamında, özellikle hukuki süreçlerin nasıl yürütülmesi gerektiği ve vatandaşların dolandırıcılık iddialarına karşı dikkatli olması gerektiği yönündeki değerlendirmeleriyle gündeme geldi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.