Saadet Partisi Sosyal İşlerden Sorumlu Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamu alımları ve ihale sistemine ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanımına yönelik mevcut anlayışı sert sözlerle eleştirdi. Kamu alımlarında şeffaflığın giderek ortadan kalktığını, rekabetin zayıfladığını ve istisnai uygulamaların olağan hale getirildiğini savunan Yurtsever, “Milletin alın teriyle oluşan kaynaklar üzerinde hiç kimsenin sınırsız tasarruf hakkı yoktur” dedi.
Türkiye’nin ağır ekonomik şartlardan geçtiğini belirten Yurtsever, milyonlarca vatandaşın hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetiyle mücadele ettiği bir dönemde kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının her zamankinden daha önemli hale geldiğini ifade etti. Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyleyen Yurtsever, buna karşın kamu harcamalarındaki tartışmaların toplum vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturduğunu kaydetti.
“Kamu alımları sistemi yıllar içerisinde yapılan düzenlemelerle asli yapısından uzaklaştırılmıştır” diyen Yurtsever, açık rekabeti esas alan ihale anlayışının yerini giderek daha kapalı ve denetlenmesi zor yöntemlere bıraktığını savundu.
Açıklamasında kamu alımlarındaki istisna uygulamalarına dikkat çeken Yurtsever, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bir ülkede istisnalar çoğaldıkça şeffaflık azalır, şeffaflık azaldıkça da milletin devlete olan güveni zarar görür. Kamu alımlarında açık ihale yöntemi temel kural olması gerekirken, bugün istisnai yöntemlerin giderek yaygınlaşması kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Devletin kasasından çıkan her kuruşun hesabı millete verilmelidir.”
Yurtsever, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin zayıflamasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda demokratik bir sorun olduğunu belirterek, kamu kaynaklarının kullanımında toplumun bilgi alma hakkının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Saadet Partisi olarak kamu malını bir emanet olarak gördüklerini vurgulayan Yurtsever, kamu kaynaklarının belli kesimlerin değil bütün vatandaşların ortak değeri olduğunu ifade etti.
“Bu kaynaklar herhangi bir grubun, çevrenin veya ayrıcalıklı kesimin değil; 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkıdır. Milletin vergileriyle oluşan bütçe üzerinde tasarruf yapılırken öncelik her zaman kamu yararı olmalıdır. Kamu kaynakları siyasi, bürokratik veya ekonomik güç odaklarının değil, milletin emanetidir” dedi.
Türkiye’nin ekonomik gerçekleri ortadayken kamu yönetiminde tasarruf kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Yurtsever, kamu harcamalarında verimlilik ve denetimin artırılmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
“Bugün vatandaş pazarda, markette ve faturalarında ağır bir yük hissederken devlet yönetiminde en küçük israfın bile kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye’nin ihtiyacı kamu kaynaklarını hoyratça tüketen anlayışlar değil, tasarrufu esas alan, adaleti önceleyen ve milletin emanetine sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır” diye konuştu.
Açıklamasının sonunda kamu yönetiminde şeffaflık ve dürüstlük çağrısını yineleyen Yurtsever, devletin harcadığı her kuruşun kamuoyu tarafından denetlenebilir olması gerektiğini belirtti.
“Millet fedakârlık yaparken kamu yönetiminin de aynı hassasiyeti göstermesi gerekir. Her kuruşun hesabının verildiği, ihalelerin şeffaf biçimde yürütüldüğü, denetim mekanizmalarının güçlü çalıştığı bir sistem hem ekonomik kayıpları önleyecek hem de devlete duyulan güveni artıracaktır. Kamu malına emanet gözüyle bakılmadıkça ne israf önlenebilir ne de adalet tesis edilebilir.”
Saadet Partili Yurtsever’in açıklamaları, kamu ihaleleri, kamu harcamaları ve devlet yönetiminde şeffaflık tartışmalarının yeniden gündemde olduğu bir dönemde dikkat çeken eleştiriler arasında yer aldı.