EĞİTİM DEVLETİN TEMEL GÖREVİDİR!

EĞİTİM DEVLETİN TEMEL GÖREVİDİR!
Yayınlama: 21.06.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı sendikacı Veli Beysülen makalesinde;

2002 yılında iktidar olan AKP, iktidar olduğu günden itibaren, kendi dünya görüşü doğrultusunda nesiller yetiştirme projesini adım adım uygulamaya koydu. Burada kendi dünya görüşü derken, sadece dini temellere dayalı eğitimden bahsetmiyorum, ona paralel belki ondan daha fazla, sınıfsal tercihi ile sistemi yeniden yapılandırdı.

Kuşku yok ki, iktidar, sınıfsal tercihini sermayeden yana yaparak, eğitim sistemini, onun talepleri doğrultusında yapılandırırıken, din eğitimini öne çıkarıyor. İktidar böylece, karşı çıkışların getirdiği sistemim bu yönüne yoğunlaşmasını sağladı ve karşı çıkanları din eğitimine dolayısıyla dine karşı çıkmakla yaftalalamak süretle, toplumun ezilen çoğunluğundan destek aldı.

Evet, 24 yıllık iktidar, tüm karşı çıkışları görmezden gelerek, temel eğitimi yeniden düzenlediği kanun değişikliği ve defalarca müfredat değişikliği yaptı. Böylece adım adım laiklik karşıtı, bilimsellikten uzak, toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeyen eğitime geçiş yaptı.

Zaman zaman yazılarımda 24 yıllık AKP iktidarının eğitimi yaz boz tahtasına çevirdiğini, her bakan değişikliğinde yeni gelen bakanın bir dizi değişiklik yaptığını belirtirim. Yine yazılarımda eğitimin özelleştirildiğini, devlet okullarında eğitimin içinin boşaltıldığını, dar gelirli ailelerin çocuklarının meslek eğitimine mecbur bırakıldığını yazarım. Maalesef devlet okullarının içinin boşaltılması, aynı zamanda çocukları iyi eğitim alsın isteyen ailelerin, imkanlarını zorlamalarına ve çocuklarını özel okullara göndermelerine yol açıyor.

Kuşkusuz eğitimde yapılan bu düzenlemeler:

* yoksul çocuklarının ucuz işgücü olarak sanayiye gönderilmesi,

* sermayenin eğitim alanına yatırım yapması ve gelecek kuşakların eğitimini rant sağlama aracı olarak kullanması,

* Çocuğuna iyi eğitim isteyen ailelerin bankalardan kredi çekerek, borçlanmak zorunda kalmaları,

* Özel eğitimi teşvik amacıyla, merkezi bütçeden yani halkın vergilerinden özel okullara öğrenci başı teşvik desteği aktarılması,

* Sermayenin ara eleman talebinin karşılanması için, devlet tarafından herkese parasız verilmesi gereken eğitimi özelleştirmesine yol açtı.

Öte yandan, AKP’nin devlet okullarını meslek eğitimi veren kurumlar haline getirmesi, kız çocuklarının küçük yaşta eğitimden kopmalarına ve çocuk yaşta evlendirilmelerine yol açarken, erkek çocukları ise sanayi de ucuz işgücü olmaya zorlamaktadır. Zira Türkiye’de eğitim piyasalaştırıldı. Devletin eğitimdeki rolü, düzenleyicilik ve mesleki eğitim vermekle sınırlandırıldı. Bu nedenle, Eğitim fakültesi mezunu yüzbinlerce genç öğretmen, göreve atanamıyor.

Atanamayan binlerce öğretmen ucuz işgücü olarak başka işlerde çalışıyor. Kadrolu öğretmen atamayan devletin, kendi okullarında, kadrolu, ücretli, sözleşmeli, kısmı süreli çalışma gibi, çalışma biçimlerinden dolayı eğitim emekçileri arasında ayırım yapılıyor. Bütün bu ayrımlar yetmemiş olmalı ki, iktidar bloku tarafından çıkarılan Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ile öğretmenler kariyer basamaklarına ayrıldı.

Öte yandan, kadrolu öğretmen atamayan devletin kendi okullarına kaynak aktarmamasından dolayı, okulların birçok gideri, okul aile birliğinin velilerden topladığı parayla karşılanmaktadır. Nitekim okulların, güvenlik, temizlik, tadilat, ısınma, eğitim araç ve gereç alım giderleri velilerden toplanan parayla karşılanıyor. Buna karşın özel okullara zaman zaman teşvik desteği veriliyor.

Devletten, teşvik alan özel okul sahipleri, eğitim fakültelerinden mezun oldukları halde atanmayan, on binlerce işsiz genç eğitim emekçisini asgari ücretle kölelik koşullarında çalıştırıyorlar. Üstelik bu eğitim emekçileri, aylarca, asgari ücret düzeyindeki maaşlarını bile alamıyorlar. Kısacası yıllarca okuyup öğretmen olan, ancak eğitimin özelleştirilmesinden dolayı, devlet tarafından istihdam edilmeyen, yüz binlerce genç eğitim emekçisi, özel okullar tarafından alabildiğine sömürülüyor. Kısacası genç öğretmenler, ağır çalışma koşulları altında özel sektörde çalışmak zorunda kalıyorlar.

Halbuki ülkenin geleceğini yakından ilgilendiren eğitim, tüm yurttaşlara ücretsiz ve eşit verilmesi gereken devletin temel görevidir. Bunun gözetilmemesi eğitime ulaşma da alt gelir grupları ile üst gelir grubu arasında ayırıma yol açmaktadır. Elbette bunun olumsuz tek sonucu, eğitime ulaşmada ki eşitsizlik değil. Kuşkusuz bu aynı zamanda aynı işi yapan, eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının eşitsizliğine de yol açıyor. Nitekim bu günlerde Özel Sektör Öğretmenleri sendikası ile girdikleri yazılı sınavı kazandıkları halde iktidarın, mülakatta eleyerek atamadığı mülakat mağduru atanamayan öğretmenler Ankara’da eylemdeler. Sendika konuya dikkat çekmek için, TBMM girişinde ve Millî Eğitim Bakanlığının önünde oturma eylemi başlattı. Öğretmenler polisin saldırısıyla karşı karşıya kaldılar. Sendika Genel Başkanı Eren Edebali, eyleme destek veren KESK’e bağlı EĞİTİM-SEN Genel Başkanı Kemal Irmak ile eylem yapan öğretmenler gözaltına alındılar. Öğretmenler açlık grevi başlattılar. Polis açlık grevin de ki.çğtetmenlere de saldırdı. Tüm saldırılara rağmen, öğretmenler eylemlerini sürdürüyorlar.

Halbuki Özel sektör öğretmenleri, aslında Millî Eğitim Bakanlığı’nın personelidir. Zira bu öğretmenler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na bağlı çalışıyorlar. Aynı zamanda 4857 sayılı iş kanuna tabi işçi statüsünde çalışan ve güvencesi olmayan öğretmenler, özel okul patronları tarafından, dayatılanları kabule zorlanıyorlar. Oysa farklı kanunlarda ki, farklı uygulamaların yol açtığı karmaşadan yararlanan patronlar, işsiz kalan öğretmenleri istediklerine razı ederek, onları kölelik koşullarında çalışmaya mecbur bırakıyorlar. Birçoğu asgari ücretle çalışırken, asgari ücretin altında çalışanları da var. Öğretmenlerin çok azı asgari ücretin biraz üstünde ücret alırken, sigortasız kayıt dışı çalıştırıldığı için, ücreti elden ödenen pek çok öğretmen var. Öte yandan özel sektör öğretmenleri 10 aylık sözleşme ile çalıştıkları için, yazın iki ay işsiz kalıyorlar.

Ankara’da paralel olarak ülkenin değişik kentlerinde eylem sendikanın en önemli talebi, 2014 yılı öncesi Özel Öğretim Kurumları kanununda bulunan, Özel sektörde çalışan öğretmenlerin, kamuda ki denklerinden daha az maaş alamayacaklarına dair tavan aylık düzenlemesinin geri getirilmesi talebidir. Zira maddenin yasadan çıkarılmasından sonra, Özel Sektör Öğretmenlerinin aylıkları kamudaki denklerinin maaşları ile değil, asgari ücretle yarışır hale geldi.

Öğretmenlerin öne çıkan temel talepleri şunlardır:

* Taban Maaş Hakkının Geri Getirilmesi: Öğretmenler, 2014 yılında 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’ndan çıkarılan “taban maaş” düzenlemesinin yeniden yasalaşmasını istiyor. Zira bu uygulama, özel sektör maaşlarının kamudaki öğretmen maaşlarıyla ilişkilendirilmesi ve asgari ücret seviyesinden kurtarılması hedefleniyor.

* Kamudaki Öğretmenlerle Eşit Özlük Hakları: Ek ders, izin ve kıdem gibi konularda kamuda görev yapan meslektaşlarıyla eşit haklara sahip olmak istiyorlar.

* Güvenceli Çalışma ve 12 Aylık Sözleşme: Belirli süreli olan 10 aylık iş sözleşmesi uygulamasının kaldırılması ve iş güvencesi sağlanarak, maaşların kesintisiz 12 ay boyunca yatırılması talep ediliyor.

* Mobbing ve Ağır Çalışma Koşullarının Son Bulması: Aşırı ders saatleri, veli ve kurumun baskısı gibi olumsuzlukların giderilmesi ve mesleki onurun korunması talep ediliyor.

Sendikanın bir diğer talebi ise şu anda çalıştıkları özel okulların faaliyetinin girdiği “Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” işkolunun kendilerine hitap etmediğinden, Özel Sektör çalışanı öğretmenleri için ayrı bir işkolu belirlenmesi talebidir. Zira 4857 sayılı iş kanuna tabi çalışan öğretmenler sadece özel okullarda görevli olan öğretmenler değil. Rehabilitasyon merkezlerinde, kurs merkezlerinde, anaokullarında ve vakıf üniversitelerin de görevli öğretmenler de aynı statüde çalışmaktadırlar.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası 2024 yılında da aynı taleplerle eylemler yapmış ve Bakan Yusuf Tekin’le görüşmüşlerdi.

Özel Sektör öğretmenleri sendikası Başkanı Eren Edebali, o görüşmeden sonra, bakanın kendilerine, ‘Siz istiyorsunuz diye değil, biz zaten böyle bir çalışmanın içerisindeyiz. Düzenlenecek olan Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda biz kamuda, özelde öğretmenleri bir statüde eşitleyeceğiz. Siz sadece taban ücretten bahsediyorsunuz. Biz yan hakları da burada geçireceğiz’ dediğini belirtmişti. Aynı açıklamada Edebali, “bunları söyleyen bakanın daha sonra düşüncesi değişiyor ve iki ay sonra katıldığı bir televizyon programında bu konuyla ilgili sorulan soruya, ‘Bu konuyla ilgili benim öyle bir yetkim yok, onlar özel sektöre çalışıyorlar’ şeklinde yanıt verdiğini söylemişti.”

Bakanın bu açıklamasında şaşıracak birşey yok. Zira yukarıda belirttiğim gibi, iktidar tüm bu düzenlemeleri, sermayenin eğitim alanında yüksek karlar elde etmesi için yapmıştı. Dolayısyla özel eğitim kurum sahiplerinin, öğretmenleri düşük ücretle, ilkel koşullarda, moning ve baskı altında çalıştırmaları hükümetin, sınıfsal tercihinden bağımsız değildir.

Buna karşın Özel okul ve eğitim kurumu öğretmenleri, düşük ücretler, iş güvencesi eksikliği ve adaletsiz çalışma koşullarına karşı seslerini duyurmaya çalışıyor. Temel talepleri, vaatlerden ziyade somut yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesidir.

Halbuki eğitim, tüm aşamaları devlet tarafından planlanması gereken bütünlüklü bir devlet görevidir. Kaldı ki, devleti yönetenler özel sektörün ne yapacağına ben karışmam deme hakkına sahip değildir. Eğitim gibi, ülkenin geleceğini ilgilendiren bir alan boşluk kabul etmez. Dolayısıyla devlet, verilen eğitimin yeterliliğini denetlemekle yükümlüdür. İktidar aynı zamanda, çocukları okuyan ailelerin, öğrencilerin ve öğretmenler ile destek personelinin haklarını koruma hususlarında gerekli denetimleri yapmakla yükümlüdür. Kamunun asli görevlerinden olan eğitim de çalışan Öğretmenlerin tamamı, bir bakıma kamu çalışanıdırlar. Bu durumun göz önünde bulundurulması ve Öğretmenlik meslek kanununa taban maaş uygulamasının eklenmesi zorunluluktur. Özel Sektör Öğretmenleri sendikasının verdiği mücadelenin başarıya ulaşması, sendikal hareket ile özel okullarda öğrenci okutan veliler tarafından sahiplenilmesi ve desteklenmesi ile mümkündür!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.