KAMU ÇALIŞANLARININ EKONOMİK DURUMLARI, DOĞURGANLIK HIZININ AZALMASINDA ÖNEMLİ BİR ETKENDİR..!!

KAMU ÇALIŞANLARININ EKONOMİK DURUMLARI, DOĞURGANLIK HIZININ AZALMASINDA ÖNEMLİ BİR ETKENDİR..!!
Yayınlama: 16.05.2026
A+
A-

Hürriyetçi Sağlık Sen Genel Başkanı Muhammet Birinci, ülkemizde doğurganlık hızında yaşanan düşüş nedeniyle yaptığı basın açıklamasında önemli tespitler yaptı.
Birinci basın açıklamasında iktidara ve toplu sözleşmeye katılan sendikalara da çağrıda bulunarak bir an önce gerekli tedbirlerin alınması gerektiğine vurgu yaptı. Genel başkan Birinci’nin açıklaması şöyle:

SENDİKAL SORUMLULUĞUMUZ

Kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik sorunların yalnızca çalışan kesimi değil, ülkemizin geleceğini ve demografik yapısını da doğrudan etkilediğini, basta iktidarın olmak üzere, kamu çalışanlarından aldığı yetki ile toplu sözleşme masasına katılan sendikaların ve kamuoyunun dikkatine sunmayı sendikal sorumluluk olarak nitelendiriyoruz.

HAYAT ŞARTLARI EVLİLİĞİ GECİKTİRİYOR

Hürriyetçi Sağlık Sen olarak özellikle genç kamu çalışanları ile yaptığımız görüşmelerde, büyük bir bölümünün ekonomik yetersizlikler nedeniyle çocuk sahibi olmaktan çekindiği, çocuklarının geleceğini güvence altına alma konusunda ciddi kaygılar taşıdığını ifade etmişlerdir. Artan hayat pahalılığı, barınma sorunları, yüksek kira bedelleri ve alım gücündeki düşüş; genç kamu çalışanlarının evlilik kararlarını ertelemesine, evlenen çiftlerin ise çocuk sahibi olmaktan imtina etmesine neden olmaktadır.

Bugün gelinen noktada birçok genç kamu çalışanı, ekonomik şartlar nedeniyle yalnızca 1+1 veya 2+1 konutlarda yaşamayı tercih etmek zorunda kalmaktadır. Ekonomik şartların kamu çalışanlarıni zorladığı bu durum geniş aile yapısı oluşturma düşüncesini engellemektedir. Geçim sıkıntısı altında yaşam mücadelesi veren çalışanlar, ailelerini büyütmenin mali yükünü karşılayamayacaklarını düşündükleri için çocuk sahibi olmayı ertelemekte ya da tamamen vazgeçmektedir.

DOĞURGANLIK HIZININ DÜŞMESİ ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİ TEHDİT EDİYOR

Türkiye’de son yıllarda nüfus artış hızının belirgin şekilde düşmesi, ülkemizin demografik yapısında uzun vadeli ve ciddi değişimlerin yaşanabileceğine işaret etmektedir. TÜİK verilerine göre toplam doğurganlık hızı 2001 yılında 2,38 çocuk seviyesindeyken, 2024 yılında 1,48’e kadar gerilemiştir. Nüfusun kendini yenileme düzeyi olarak kabul edilen 2,1 seviyesinin altına düşen doğurganlık hızının, mevcut ekonomik koşullar devam ettiği takdirde ilerleyen yıllarda Avrupa Birliği ortalamasının da altına gerilemesi kaçınılmaz görünmektedir. Doğurganlık oranlarındaki bu düşüş yalnızca nüfus artışının yavaşlaması anlamına gelmemekte; aynı zamanda gelecekte iş gücü kaybı, sosyal güvenlik sistemine artan yük, yaşlı nüfus oranının yükselmesiyle birlikte sağlık ve bakım harcamalarında ciddi artışlar gibi ekonomik ve sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir.

Bu durum yalnızca bireysel bir tercih meselesi değil, aynı zamanda ülkemizin geleceğini ilgilendiren önemli bir toplumsal sorundur. Bir zamanlar genç ve dinamik nüfus yapısıyla öne çıkan ülkemizin, yeniden güçlü bir demografik yapıya kavuşabilmesi için kamu çalışanlarının ekonomik refahının artırılması zorunludur.

KAMU ÇALIŞANLARININ ÜCRET DÜZEYİNİ ARTIRMAK ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASIDIR

Bu kapsamda yalnızca maaş artışları değil, kamu çalışanlarına verilen eş ve çocuk yardımlarının da günümüz ekonomik şartlarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi ve aylık bağlama oranlarının yükseltilerek emekli aylıklarının artırılması gerekmektedir. Aile yapısının korunması, genç nüfusun desteklenmesi ve çalışanların sosyal refahının güçlendirilmesi adına eş ve çocuk yardımlarının artırılması artık bir zorunluluk hâline gelmiştir.

UZUN VADELİ ÇÖZÜMÜN YOLU BAĞIMSIZ SENDİKAL MÜCADELEDEN GEÇER

Toplu sözleşme masasına oturtulan ve kamu çalışanlarının haklarını korumakla sorumlu olduğunu iddia eden sözde sendikaların, politik ve gelecek kaygılarını bir kenara bırakarak ülkemizin geleceğini tehdit eden bu önemli soruna karşı gerçekçi ve kalıcı çözümler üretmesi gerekmektedir. Kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik sıkıntılar görmezden gelinerek sürdürülen politikaların, yalnızca çalışan kesimi değil, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik geleceğini de olumsuz etkilediği açıktır. Bu nedenle tüm sendikalar, kamu çalışanlarının refahını artıracak adımların atılması ve aile kurumunun güçlendirilmesi için samimi ve ortak bir mücadele ortaya koymalıdır.

Kamu çalışanlarının insanca yaşayabilecek ücret seviyesine ulaşması, kira ve barınma sorunlarının çözülmesi, aile destek politikalarının güçlendirilmesi ve genç çalışanların gelecek kaygısının giderilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Aksi hâlde doğurganlık hızındaki düşüş daha da derinleşecek ve ülkemizin genç nüfus avantajı hızla kaybolacaktır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.