Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
Kimi okullar mezunlarını yalnızca meslek sahibi yapmaz, onları bir yaşam anlayışıyla yoğurur. Aradan yıllar geçse de o okulun koridorlarında yankılanan sesler, bahçesinde kurulan dostluklar ve sınıflarında filizlenen ülküler insanın içinde yaşamaya devam eder. İşte Arifiye İlköğretmen Okulu da böyle bir eğitim yuvasıdır.
Düzenleme Kurulu( Zeki BASTÜRK, Recep BOZKURT, Nizamettin GÖRÜCÜ, Faruk KARACA, Kadir GÜLEC, Ismail SEHITOGLU)”nun .önerisi ve cabasıyla Mudanya Öğretmenevi’nde gerçekleşen 60. yıl buluşması, sıradan bir mezunlar toplantısından çok daha fazlasıydı. Bu buluşma; bir dönemin eğitim anlayışına, dayanışma ruhuna, öğretmenlik idealine ve ülke sevgisine duyulan özlemin yeniden canlanmasıydı.
Her biri yaşamının farklı kentlerinde( Bursa, Sakarya, Yalova, İzmir, Giresun vb), farklı mücadelelerin içinde yıllar geçirmiş insanlar; aynı coşkuyla, aynı sıcaklıkla yeniden yan yana geldi.
Zaman saçlara ak düşürmüş, kimilerine baston vermişti belki; ama Arifiye ruhuna dokunamamıştı. Çünkü o ruh, yalnızca gençlik anılarından değil; birlikte yaşanmış emeklerden, ortak ideallerden ve topluma karşı duyulan sorumluluktan besleniyordu.
Toplantının en anlamlı yanlarından biri de geçmişe duyulan vefaydı. Yitirilen arkadaşların saygıyla anılması, aslında yalnızca insanları değil; birlikte yaşanmış yılları, paylaşılan umutları ve gençlik düşlerini de anmak demekti. Faruk Karaca ve Nizamettin Görücü’nün görsel sunumları belleğin kapılarını aralarken, araştırmacı yazar Karabey Aydoğan’ın anlattıkları bizleri yalnızca Arifiye’nin tarihine değil, Türkiye’nin eğitim tarihine de götürdü. Köy Enstitüleri’nden öğretmen okullarına uzanan o büyük eğitim mirasının ne denli değerli olduğu bir kez daha yaşandı.
Bu buluşmada dikkat çeken en önemli özelliklerden biri de insanların birbirini yıllar sonra bile aynı içtenlikle kucaklayabilmesiydi. Çünkü gerçek dostluklar zamana yenilmez. Gençlikte kurulan bağlar, araya giren uzun yıllara rağmen ilk günkü sıcaklığını korur. Eksik kalan sarılmaların tamamlanması, anıların yeniden anlatılması ve aynı marşın aynı coşkuyla söylenmesi bunun en güzel göstergesiydi.
Öğretmen Okulları Marşı’nın topluca söylenişi ise yalnızca bir gelenek değildi; bir kuşağın ortak belleğinin , ortak vicdanının ve ortak inancının dışavurumuydu. O an, herkes yeniden gençliğine dönmüş gibiydi.

Üç saati aşan toplantının ardından deniz kıyısındaki yemek, söylenen türküler ve gece boyunca süren neşe aslında yaşamın en değerli gerçeğini bir kez daha gösterdi: İnsan yaşlandıkça anıların değeri artıyor. Çünkü yıllar insanlardan çok şey götürüyor; ama dostluğu, içtenliği ve ortak geçmişi silemiyor.
Bu anlamlı buluşma yalnızca geçmişi anmak değildi. Aynı zamanda geleceğe bırakılmış güçlü bir mesajdı: Arifiye ruhu hâlâ yaşıyor. O ruh; dayanışmada, vefada, öğretmenlik sevgisinde ve ülkeye duyulan sorumluluk bilincinde yaşamayı sürdürüyor.
Altmış yıl geçmiş olabilir… Ama kimi değerler zamanla eskimiyor; tam tersine daha da anlam kazanıyor. Arifiyelilik ruhu dimdik ayakta dyruyor. Arifiyeliler bunun yaşayan kanıtıdır.
Bu anlamlı ve tarihsel buluşma bu sabahki kahvaltı sonrası araştırmacı yazar Karabey AyDOĞAN’ın kitaplarını imzalaması ve değerlendirme toplantısı ile sona erdi. Öneriler sonucu, bu buluşmaların daha kısa sürelerle yapılması ve toplantılara çocuklarımızın da katılması görüşü kabul edildi.
Bu tarihsel buluşmaya katılan herkese sonsuz teşekkürler.