Orhangazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan Eğitim-İş Bursa Şubesi üyeleri, öğretmene yönelik şiddetin artık münferit bir olay olmaktan çıktığını, doğrudan doğruya sistemsel bir çürümenin sonucu olduğunu sert sözlerle dile getirdi. Şube Sekreteri Engin Yurdakul tarafından yapılan açıklama, yalnızca bir saldırıyı kınamakla kalmadı; eğitim sisteminin derin krizini gözler önüne seren çarpıcı bir manifesto niteliği taşıdı.
Geçtiğimiz pazar günü yaşanan olayda, Bursa Orhangazi’de görev yapan öğretmen Mustafa Kılıç, bir öğrenci velisinin evine gelerek gerçekleştirdiği saldırıya maruz kaldı. Araya giren emekli öğretmen ağabeyi Kadir Kılıç ise darp sonucu köprücük kemiği kırılarak hastanelik oldu.
Bu olay, kısa süre önce Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarının ardından gelmesi nedeniyle kamuoyunda büyük tepki topladı. Eğitim-İş’e göre bu zincirleme şiddet olayları, artık “göz göre göre gelen bir felaketin” habercisi.
Basın açıklamasında en dikkat çekici vurgu, şiddetin sorumlusunun yalnızca fiziksel saldırıyı gerçekleştiren kişi olmadığı yönündeydi. Engin Yurdakul, “Bu şiddetin faili sadece o yumruğu atan değil; o yumruğa giden yolu döşeyen liyakatsiz yönetim anlayışıdır” diyerek, hedefini doğrudan eğitim politikalarına çevirdi.
Yurdakul’a göre mevcut sistem, sorunlu bireyleri ne önceden tespit edebiliyor ne de rehabilite edebiliyor. Bu durum ise şiddeti önlemek yerine adeta besleyen bir yapı oluşturuyor.
Açıklamada, eğitimdeki şiddet sarmalının arkasındaki temel nedenler sert ifadelerle sıralandı:
1. Mesleğin İtibarsızlaştırılması
Öğretmenlik mesleğinin, siyasi söylemler ve uygulamalarla toplum nezdinde değersizleştirildiği, öğretmenin otoritesinin sistematik olarak zayıflatıldığı ifade edildi.
2. Cezasızlık ve Adalet Sorunu
Saldırganın sabıka geçmişine rağmen serbest bırakıldığı iddialarına dikkat çekilerek, adalet mekanizmasının caydırıcılığını yitirdiği vurgulandı. “Bu ülkede suçun tanımı değişti” sözleriyle tepkiler dile getirildi.
3. Yönetmeliklerle Gelen Tehdit
Özellikle sınıf değişikliği gibi pedagojik kararların velinin talebine bağlanmasının, öğretmeni doğrudan hedef haline getirdiği savunuldu. Bu yaklaşım “öğretmeni velinin insafına bırakmak” olarak nitelendirildi.
4. Güvenlik Zafiyeti
Okullarda profesyonel güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu, bu ihmalin artık öğretmenlerin özel hayatına kadar uzandığı ifade edildi.
5. Müfredatın Yetersizliği
Toplumsal şiddeti azaltacak bilimsel ve çağdaş eğitim içerikleri yerine ideolojik yaklaşımların tercih edilmesinin, sorunu derinleştirdiği belirtildi.
Eğitim-İş Bursa Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığı’na doğrudan çağrıda bulunarak disiplin süreçlerinin etkisizleştirilmemesi, güvenlik açıklarının acilen giderilmesi ve öğretmeni hedef haline getiren düzenlemelerin geri çekilmesi gerektiğini vurguladı.
Sendika, saldırıya uğrayan öğretmenler Mustafa ve Kadir Kılıç’ın yanında olduklarını, hukuki süreci sonuna kadar takip edeceklerini açıkladı. Yurdakul, “Öğretmen yalnız değildir. Bu karanlık zihniyete bunu öğreteceğiz” diyerek mücadele mesajı verdi.
Açıklamanın en çarpıcı bölümü ise eğitim ortamlarının geldiği noktaya dair yapılan benzetmeydi:
“Okullar savaş alanı, öğretmenler hedef değildir.”
Eğitim-İş Bursa Şubesi, hem okulda hem de öğretmenlerin özel yaşamında güvenlik sağlanana kadar geri adım atmayacaklarını ilan etti.
Bursa’dan yükselen bu sert tepki, Türkiye genelinde giderek artan öğretmene yönelik şiddet olaylarının artık görmezden gelinemeyecek bir boyuta ulaştığını bir kez daha gözler önüne serdi.